KAMU
Kamucuyum. Kemalettin Kamu’cu da diyebilirsiniz, severim, hem kim “Ben gurbette değilim/gurbet benim içimde” demez, kim bu şiiri sevmez! 7 Ekim günü İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı parti değiştirdi ya da CHP’den...
Kamucuyum. Kemalettin Kamu’cu da diyebilirsiniz, severim, hem kim “Ben gurbette değilim/gurbet benim içimde” demez, kim bu şiiri sevmez! 7 Ekim günü İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı parti değiştirdi ya da CHP’den istifa edip bağımsız kaldıktan sonra Yeni Parti’ye geçmesi beklenirken AKP’ye katıldı.
Bunun üzerine bir tivit yazdım, “Cemil Tugay AKP’ye geçtiği için, kurucusu olduğve 10 yıldır sürdürdüğüm İzmir Büyükşehir Belediyesi Uluslararası Edebiyat Festivali Direktörlüğünden ayrılıyorum.” Festivali 2015 yılından beri birlikte yaptığımız Kültür Dairesi Kütüphaneler Şube Müdürlüğüne de bir ileti yollayarak durumu bildirdim. Bugün 18 Ekim Pazar. Üzerinden 11 gün geçti.
Durumu bir kez de kamuoyuna bildirmek üzere bu yazıyı yazıyorum. Uluslararası edebiyat festivali önerimizi o zamanki kültür daire başkanı Funda Erkal’a, Mahmut Çınar’la birlikte sunduk, birkaç ay sonra onaylandı. Aziz Kocaoğlu başkandı, onun şahane katkılarıyla ilk yıl İzmir’in ilçelerinde haftasonları yaptık, 24 Temmuz-5 Eylül 2015 tarihleri arasında. Karaburun, Çeşme, Bergama, Menemen, Selçuk, Güzelbahçe, Seferihisar, Urla, Dikili, Foça.
İlk yılın teması “edebiyat özgürleştirir”di. Türk edebiyatında kadınların özgürlüğünden halk edebiyatına, aşktan yola özgürlük, ifade özgürlüğünden bağımsızlık ruhuna her ilçede bir panel ya da şiir okuma etkinliği yapıldı, Aziz Nesin, Attila İlhan, Yaşar Kemal gibi özgür ruhlara ilişkin konuşuldu. 15 Temmuz darbe girişimi nedeniyle 2016’da festival yapılmadı. 2017’den 2026’ya dek edebiyat güzelleştirir, edebiyat güldürür, edebiyat Akdeniz’dir, edebiyat aşktır, edebiyat sakinliktir, edebiyat Cumhuriyet’tir, edebiyat gençliktir, 2026’da da edebiyat iyileştirir temalı festivaller yapıldı. Üçüncü yıldan başlayarak İzmir kent merkezinde, Kültürpark, Ahmet Adnan Saygun kültür merkezlerinde ve Bornova, Buca, Karşıyaka, Torbalı ve başka ilçelerde de etkinlikler gerçekleştirilmeye başlandı.
Aziz Bey’den sonra sevgili Tunç Soyer’le çalıştık üç yıl, edebiyat, sanat konusundaki görüşlerini, katkılarını esirgemedi, çok destekledi, çok yararlandık, İzmir’in büyük şansıydı, dilerim tutsaklığı kısa sürede sonlanır, özgürlüğüne kavuşur bu incelikli, zarif insan. Kamucu anlayışım ve dünya görüşüm gereği, belediyelerin festivale daha az para harcaması için, İtalyan Kültür, Alman Kültür, Fransız Kültür gibi kuruluşlar, Macaristan, Portekiz, Finlandiya elçilikleriyle görüşerek ülkelerinden gelen şair ve yazarların uçak biletlerini onların almalarını sağladık, kimi zaman teliflerini de onlar ödedi. Yalnızca bu ülkelerden değil, ABD, Küba, Polonya, İspanya, İngiltere, Vietnam, Hindistan, Çin, Azerbaycan, Kırgızistan, Irak, İran, Suriye, Mısır, Tunus, Fas, Cezayir, Moğolistan, Bosna, Hırvatistan, Makedonya, Çekya, Slovakya ve daha pek çok ülkeden gelen edebiyatçıların büyük çoğunluğunun uçak biletleri de ya ülkelerinin kültür kuruluşları, elçilikleri, çalıştıkları üniversiteler ya da kendilerince ödendi. Verilen telif de 150 euro, yani 8500 lira.
Türkiye’den katılan edebiyatçılara bundan biraz fazla ödendi. Adonis’ten Latife Tekin’e, İnci Aral’dan Nermin Yıldırım’a, Murathan Mungan’dan Ayfer Tunç’a, Mehmet Mümtaz Tuzcu’dan Nedim Gürsel’e ve bu yıl, yani festivalin onuncusu ve sonuncusunda iki onur konuğumuz oldu, Zülfü Livaneli ile Alberto Manguel. Özdemir İnce’den Ahmet Telli’ye, Şükrü Erbaş’tan Şermin Yaşar’a, Şebnem İşigüzel’den Tarık Tufan’a, Sunay Akın’dan Can Bonomo’ya, Tuna Kiremitçi’ye, Gündüz Vassaf’a da yüzlerce konuğumuz oldu. Uluslararası Edebiyat Festivali’ni kurucusu olarak 10 yıl sürdürdüm. Belediyenin bir birimi değildir, ben de belediyenin kadrolu ya da maaşlı çalışanı değilim.
Her yıl ihaleyle yapılan bir etkinliktir, ihaleyi alan şirketler değişir. Benim aldığım para festival başınadır. Bu yıl 150 bin TL aldım, aya bölerseniz 12.500 liraya gelir.
Önceki yıllarda aldığım parayı da bundan eksilterek hesaplayabilirsiniz. Başka bir ödemesi, geliri yoktur, tüm konukların kaldığı dört yıldızlı otelde 3 ya da 4 gece konaklar, İstanbul’dan bir gidiş-dönüş uçak bileti alırım. Kimi zaman ödemesi unutulan telifleri cepten ödediğim olmuştur. Bu yılın onur konuklarından değerli romancı ve müzisyen Zülfü Livaneli ile belgeselini yapan sevgili Nebil Özgentürk de tek kuruş almamışlardır.
Meraklısına duyurulur! Tiviti attığım 7 Ekim’den bu yana sosyal medyalarda yazan, dünya görüşümden politik kimliğime, yazdıklarıma, kitaplarıma, adımdan tipime ve inancım olan Aleviliğe, Alevi Dedesi oluşuma saldıran ‘trol’lere Allah selamet versin! Hem inancım hem kamucu anlayışım benim kamu malına, parasına özel bir özen göstermemi gerektirir, bugüne değin yaptığım başka işlerde de burada da bu özeni gösterdim. Aldığım para yukarda da yazdım, kayıtlarda bellidir, fazlasında gözüm de hevesim de yoktur.
Cimer’den Masak’a, İçişleri’nden Adalet Bakanlığı’na, İzmir Büyükşehir Belediyesinden Cemil Tugay’a beni şikayet eden, işaret eden pek sayın trol vatandaşlara teşekkür ederim. Banka hesaplarımda da her şey yazılıdır. Her şey incelenebilir, soruşturma da açılabilir.
Gönlüm de aklım da içim de öyle rahattır! Trollere diyecek bir şeyim yok ama trolden de trol olan kimi yandaş gazeteciler ve televizyoncular, ne yazık ki yalan yanlış, eksik, kasıtlı haberler yaptılar, yapıyorlar. Bir yandaş gazetenin yayın yönetmeni ‘Haydar Ergülen diye bir kişi’nin uluslararası festival yaptığını ama Zülfü Livaneli’nin onur konuğu olduğunu söyleyerek, ‘bu mu uluslararası?’ diye yalan söylüyor. Baktığı yerde dünyanın en önde gelen yazarlarından Alberto Manguel’in adı da yazılı oysa, görmezden gelmeyi yeğlemiş!
Bir başkası televizyonda benim istifama değinerek ‘halt etmiş’ diyor, sanırım bu ‘ayıplı’ bir söz ve dava açılabilir, açmıyorum, sonunda o kazanabilir çünkü, onu da sevenlerine bağışlıyorum. Bir başka yandaş gazeteci de elimde mikrofon olan bir fotoğrafımdan yola çıkarak okumalar yapıyor, mikrofonla ilişkili şeyler yazıyor, ayıp desem, günah desem, yazık desem, yazıklar olsun desem…diyorum! Başka da bir şey demiyorum!



