31 October 2026, Saturday
Ekonomi

Sağlık sistemsizliği kıskacındaki aile hekimliği

Aile hekimi olmak bir çalışma acısı olmaktan öteye geçti ve yaşama acısı olmaya başladı. Bugünlerde bir hekim sendikası taleplerini duymazdan gelen kulaklar için eylem yapıyor. Duyurmaya çalıştıkları talepler,  toplum...

Aile hekimi olmak bir çalışma acısı olmaktan öteye geçti ve yaşama acısı olmaya başladı. Bugünlerde bir hekim sendikası taleplerini duymazdan gelen kulaklar için eylem yapıyor. Duyurmaya çalıştıkları talepler,  toplum sağlığını ve sağlığın geleceğini çok yakından ilgilendiren temel bileşenler; muayene sürelerinin uzatılması ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi.

Yaptıkları da aslında eylem değil de birkaç gün olması gerektiği gibi, doğru  ve  düzgün hasta bakmak için düzenlenmiş bir çalışma şemasının uygulanması. Eylem süresince randevulu olmayan hastalara bakmayacaklar, zaten olması gereken de bu. Eylem süresince poliklinik hizmeti için her hastaya en az 10 dk.

ayrılacak. Zaten de nüfusun süreğsağlık sorunlarının yoğunluğu dikkate alındığında, bu sürelerin en az 20 dakika olması gerektiği bilinmektedir. ∗∗∗ TÜİK araştırmasına göre  nüfusun üçte biri, ama 60 yaş üzeri olanların dörtte üçünde önemli bir sağlık sorunu var.

Kronik hastalık nedeniyle ilaçlar kullanan, sağlık geçmişleri yüklü olan hastalar ile ilişkili notları almak, bir ilaç değişikliği planlamak ya da tedavi düzenlemek 10 dakikaya sığmaz. Ve insan her on dakikada bir hasta bakarken dikkatini toplayamaz. Hekimlik yoğun fiziksel ve zihinsel enerji gerektiren bir zanaattır.

Bu yaz seyahat ettiğim İngiltere’de oraya yerleşme aşamasındaki arkadaşlarımla buluştum. Yerleşmek, yeni bir ülkeye uyumlanmak geriliminden de  olsa gerek, sedef hastalığı belirtileri alevlenmiş ve görünür hale gelmiş olan arkadaşıma durumu nasıl yönettiğini sorduğumda, “Burada aile hekimi görmeden, branş hekimine gidilemiyor, branş hekimi de Türkiye’de başlanmış olan biyolojik ajanı kullanmadan önce başka tedaviler deniyor” dedi. Hekimin artık kendi izlemine alacağı bir hastadaki bu yaklaşımı çok makul.

İyi izlenebilecek olan hastada,  tedavide  en emniyetli olandan en etkili olana gözetimle ilerlemeli. “Ama  aile hekimine kayıt görüşmem 35 dakika sürdü ve artık bitse de gitsem diye düşündüm, yedi sülalemi sordu vallahi” diye sürdürdü. Güldüm.

İngiltere birinci basamağın en köklü olduğu ülkelerden. “Sonra da beni evden aradılar, siz 50 yaşındasınız, birinci derece yakınlarınızda diyabet varmış, göz ve kan testleri randevunuzu ayarladık dediler." Buna çok şaşırmıştı. Çünkü diyabet ile sağlıkla ve işlevsel yaşamak ancak erken tespit ve koruyucu yaklaşımla sağlanabilir.

∗∗∗ Yoksa kendinizi üçüncü basamak bir hastanede,  dünya savaşlarından birindeki bir cephede hasta bakıyormuş gibi hissettiren, çoğu ampütasyona gidecek kadar ilerlemiş  “diyabetik ayak”, katarakt ameliyatı sonrası “kara mantar" nedeniyle önce gözünden sonra hayatından olan hastalar sahnesinde buluverirseniz. Türkiye’de diyabet prevalansı; %11, diyabete aday obezite ise 15 yaş üzeri nüfusta; %20’dir. “Türkiye Hanehalkı Sağlık Araştırması ve TÜİK” verilerine göre, kronik hastalıkları olanların ebeveyn veya kardeşlerinin yarısından fazlasınıilaç tedavisi gerektiren tanı konmuş kronik bir hastalığı vardır.

Önlenmesi mümkün olan bu hastalıklarsa ülkemizdeki ölümlerin %88’inin nedenidir. Bizi bekleyen yaşlanmakta olan nüfustan, dünyada sıkça adımızın birlikte anıldığı en yaygın antibiyotik kullanımı ve dirençli mikroplarla ilişkili liderliklerimizden söz etmiyorum dahi. Tüm dünyada sağlık sistemleri, artan ve yaşlanan ve yerlerinden edilerek göçe sürüklenen nüfusların sağlık gereksinimlerini karşılamakta sıkıntılı.

İngiltere, Hollanda, Almanya bu farkındalıkla sağlık sistemi başvurularını azaltacak koruyucu  sağlık ve basamaklandırılmış sistem yaklaşımını uyguluyor. Genelinde   özel sağlık sigortası odaklı piyasa modeline dayalı ABD'de yaşayan kuzenim, kalp doktorunun kendisine çeşitli aşılar; grip, zona, önerdiğini, hangilerini yaptıracağını soruyor. ∗∗∗ Piyasacı ve sağlıktan en çok kâr eden ülke de, koruyucu hekimlik, desteklenmiş birinci basamak ve sevk zincirinin maliyet etkinliğinin farkında TÜİK* araştırmasının kanser tarama testleri ile ilgili ortaya koyduğu farkındalık sonuçlarına göre, erkeklerde %36, kadınlarda %52,  karşın, kadın ve erkek kanserlerini önleyen HPV aşısının  programlanmadığı az sayıdaki ülkeden biriyiz.

Pandemi sürecinde birinci basamak sağlık sistemlerinin zafiyetlerinin görünür olacağını ve iyice kırılganlaşacağını vurgulamıştık. Zafiyetleri değerlendirip, güçlendirmek yerine tüm sistemin basıncı birinci basamağa kanalize edildi. Pandemide sağlık sistemiyle liyakatli hekim ve  akademisyen arasındaki fay hatları da uçuruma evrildi.

Hekim ve akademisyenin işlevselliği; bilgi, bilim ve özerklikle yakın ilişkili. Aile hekimlerini istediklerini yaptıracak memurları gibi gören sistem onları bu üçünden de mahrum bırakmaya çalışıyor. Stratejik yaklaşım yerine taktiklerle görünmez kılınmaya çalışan sağlıktaki alarmı susturmak görevi ağırlıklı olarak aile hekimlerinde.

Dünya Bankası finansmanıyla başlatılan ve otuz yıldır bir türlü  tamamlanamayan “Sağlıkta Dönüşüm” programının geldiği noktada, Türkiye sağlığa milli gelirinden ayırdığı pay bakımından OECD ülkeleri arasında sonuncusudur. Sağlık Bakanı, milyonları aşan hekim başvurularını, yeni yapılan hastane binalarını bir başarı gibi paylaşmaktadır. Sağlık istatistiklerine göre hekime yapılan toplam başvuru sayısı 2025 yılında 1 milyar 138 milyon 60 bini aşmıştır.

Aile Hekimliği, kapsayıcı, bütüncül, süreğen bir izlemi mümkün kılan, yalnızca hastalığı değil hastayı tanıyan, hastayla etkileşime dayanan koruyucu ve iyileştirici bir sağlık hizmeti sunumu ihtiyacıyla doğmuş bir alandır. Bütüncül olmaktan çıkarılmış, bireyci ve yalnızca tedavi edici bir sisteme dönüştürülmüştür. Hasta ve sistem odaklı değil, tedavi odaklı olması istenilmekte ve dikte edilmektedir.

Pandemide olduğu gibi mesleki hastalıkları sayılmayan, hastalandıklarında istirahat ve yıllık izin hakları koşullara bağlanmış aile hekimleri, piyasacı sağlık sisteminin  ucuz ücretli emekçileri sayılmaktadır. ∗∗∗ Aşı kapsayıcılık oranlarının düştüğü, bebek ve anne ölüm oranlarının arttığı, şiddetin artık mesleki bir risk olduğu sistemsizlikte aile hekimlerinin kıskacı toplumsal sağlığımızı da  boğmaktadır. Mesleki özerklik, bilgi edinme ve güncellenme hakkından, hatta sağlıklı ve insanca çalışma ve  yaşamdan mahrum bırakılmaktadırlar.

Aile hekimleri ayrıcalık değil, emeklerinin karşılığı olan iş güvencesini, özlük haklarını ve mesleki özerkliklerini talep ediyorlar. Siz bir hekimin yüzüncü değil ellinci hastası dahi olmayın. Türkiye bu insan gücüyle pek çok ülkeye de ilham verebilecek bir sağlık sistemi kurabilecekken sürdürülemeyen, sürükletilen bu sistemin bedelini sağlıyla ödemek zorunda değil.

Bu ülkeyi sistemsizliğe rağmen büyük bir küresel afetten çıkaran biz hekimler, bilimsel, katılımcı, şeffaf, denetlenen, hesap verebilir, eşitlikçi ve ücretsiz bir sağlık sisteminin parçası olmayı talep ediyoruz.

İlgili Haberler