Neşet Ertaş’tan Dolly Parton’a
Şu anda okumakta olduğunuz BirGün’ün sayfalarına konuk olduğum 300. yazı. Müzisyenliğimin yanına köşe yazarlığını da ekleme gururu veren 300 hafta; kabaca altı sene demek bu. Benim müzisyenliği seçmemdeki en büyük...
Şu anda okumakta olduğunuz BirGün’ün sayfalarına konuk olduğum 300. yazı. Müzisyenliğimin yanına köşe yazarlığını da ekleme gururu veren 300 hafta; kabaca altı sene demek bu. Benim müzisyenliği seçmemdeki en büyük faktör kendimi anlatma ihtiyacıydı, biliyorum.
Ne alkışlar ne sahne ışıkları ne de aldığım övgüler. Sadece insanlar beni; daha önemlisi, doğru olduğuna inandığım düşüncelerimi duysunlar söylediklerimi fark etsinler istedim hepsi bu. Bir şarkıyı dinleme süresi ortalama -benim için- üç dakikaysa, bir köşe yazısını okumak da hemen hemen aynı zaman dilimine sığıyor.
İnsanlar yıllar süren filmlerle, kitaplarla, heykellerle kendilerini anlatmaya çalışırken üç dakika ne kadar da masum ve alçak gönüllü değil mi? Sanat -yine benim için- her zaman iyileştirici ve rüyalar gibi bilinçdışı süreçlerimizin bir yansıması sanki. Bu yüzden sanatla uğraşan onu yoktan var eden sanatçıların da hayatımıza kattıkları güzellikler yadsınamaz.
Bundan yaklaşık bir ay kadar önce Amerikalı efsane country şarkıcısı Dolly Parton 80 yaşında Nashville’de hayatını kaybetti. Bunun üzerine ABD Başkanı Donald Trump, sanatçının anısına saygı olarak bir hafta boyunca ülkedeki tüm kamu binalarında, askeri temsilciliklerde ve dış temsilciliklerde bir hafta boyunca bayrakların yarıya indirilmesi talimatını verdi. Düşünün Donald Trump gibi dünyanın başına bela bir narsist, işgalci ve terörist bir devlet adamı bile bunu yaptı.
Peki bizde durum ne? Ülkemize baktığımızda hiçbir zaman bir sanatçının vefatı sonrasında böyle bir uygulama yapılmadı. Bazı yabancı ülke devlet başkanlarının ölümü sonrasında ya da ulusal boyuttaki bir doğal afet, terör saldırısı ve kazalar sonucunda bu karar alındı ama Münir Nurettin’den İlhan Koman’a, Yaşar Kemal’den Fikret Mualla’ya, Âşık Veysel’den Metin Erksan’a, Leyla Gencer’e, Ferhan Şensoy’a, Gülriz Sururi‘ye kadar hiçbir sanatçının ölümünde halkın bu acısı devlet kademelerinde paylaşılmadı. Hamas Siyasi Büro Başkanı öldürülünce bayraklar yarıya indirildi ama hayatını sinemaya adamış milyonların sevdiği saydığı Kadir İnanır vefat edince devlet gereğini yapmadı.
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi bir helikopter kazasında hayatını kaybedince bayraklar yarıya indi ama Neşet Ertaş öldüğünde bayraklar dalgalanmaya devam etti. Dolly Parton’un ölümünden sonra ABD deki bayrakların yarıya indirilmesi üzerine MÜYORBİyönetim kurulu üyesi ve Türk Halk Müziğinin önde gelen temsilcilerinden, çok sevdiğim arkadaşım Sümer Ezgü bir paylaşım yaptı. Yazdıklarının sadece sosyal medyada kalmasına gönlüm razı olmadı.
Bakın ne diyor sevgili Sümer: Donald Trump’ın country müziğin efsane ismi Dolly Parton’un vefatı ardından yayınladığı taziye mesajıyla birlikte, onun anısına ABD bayraklarının bir hafta süreyle yarıya indirilmesi beni çok etkiledi. Bir sanatçı için ülkenin bayrakları yarıya indiriliyor… Çünkü o sanatçı yalnızca şarkı söyleyen biri değil; halkının müziğini, hikâyelerini, değerlerini ve kültürel hafızasını kuşaktan kuşağa taşıyan bir isim. Country müzik Amerika’nın halk müziğidir.
Bu haberi okuyunca ister istemez kendi ülkemi düşündüm. Ne ozanlarımız, ne büyük halk sanatçılarımız geldi geçti bu topraklardan. Kimileri sessiz sedasız uğurlandı.
Oysa bu ülkenin ve Anadolu insanının hikâyeleri onların türkülerinde, dizelerinde ve seslerinde saklıdır. Anadolu’nun toprağından yetişmiş ozanlarımızın kalıcı varlığını yaşatmak ve onları onurlandırmak kültürümüze karşı bir sorumluluktur. Oz… Öz… Ozan.
Özünü an! Dünyanın bir ucunda bir halk sanatçısının anısına bir ülkenin bayrakları yarıya indirildi. Ne mutlu Dolly Parton’a… Biz aslında Deniz Göktaş tutuklandığında içimizdeki bayrakları yarıya indirmiştik.
Bunun için devlet protokolüne ihtiyacımız da yok. Geçmiş olsun kardeşim. Dört gözle yeni gösterini bekliyorum.
Hak, hukuk, adalet, eşitlik bayrağımızı daha da yukarı taşımak için…

