26 September 2026, Saturday
Ekonomi

Elif Eralp'in işi çok zor!

Almanya’nın Türkiye kökenli ilk eyalet başbakanı Cem Özdemir, başkent Berlin’de seçmenlerin büyük bir çoğunluğunun bu ülkenin tarihine Türkiye kökenli ikinci eyalet başbakanı olarak geçme şansı verdiği Elif Eralp’i...

Almanya’nın Türkiye kökenli ilk eyalet başbakanı Cem Özdemir, başkent Berlin’de seçmenlerin büyük bir çoğunluğunun bu ülkenin tarihine Türkiye kökenli ikinci eyalet başbakanı olarak geçme şansı verdiği Elif Eralp’i tanımıyormuş. Dolayısıyla da Eralp’i partisi “Die Linke’ye” (Sol) yönelik Yahudi düşmanlığı suçlamalarından muaf tutuyor. Berlin’deki seçimlerle ilgili olarak basında yer alan açıklamalarında şöyle diyor: “Bu hanımı tanımıyorum.

Dolayısıyla kendisine bir haksızlık yapmak istemiyorum.” Ama partisi Yeşillerin Berlin’de “Sol” ağırlıklı bir eyalet hükümeti kurmasına karşıymış. Dolayısıyla Eralp’in Berlin eyalet başbakanlığına, yani Berlin’e hükümet eden belediye başkanı olmasına da itiraz ediyor. Neden?

Özdemir, Berlin’de diğer partilere büyük fark ederek seçimi kazanan “Sol”un kendi saflarındaki “antisemitist” açıklamalardan kazançlı çıktığını ileri sürüyor ve şöyle diyor: “Hatta ki bu açıklamalarla seçimi bu açıklamaların, en azından Neukölln ve Kreuzberg’de, seçimin kazanılmasına katkıda bulunduğunu söyleyebilirim.” Özdemir’in Mayıs 2025’e kadar federal milletvekili, parti genel başkanı, federal bakan olarak yaşamını sürdürdüğü Berlin’de aktif politika yapan Türkiye kökenli politikacılardan Elif Eralp’le bizzat tanışmış olması gerekmiyor tabii ki. Ancak yıllar önce kendisinin de Federal Meclis’e seçilerek açtığı yolda ilerleyen genç bir politikacıyı bu büyük başarısından dolayı kutlamaktan kaçınarak, dahası haksız suçlamalar ve engelleme kampanyaları karşısında destek vermeyerek, Almanya politikasını takip edenleri şaşırtmadı, ancak yine de bu ülkedeki göçmenlerin büyük bir hayal kırıklığına uğrattı. YEŞİLLER VE SOSYAL DEMOKRATLARLA KOALİSYON Berlin’deki seçimi kazanan Elif Eralp’in burada eyalet başbakanı olabilmesi için en olası seçenek, büyük oranda oy kaybıyla sandıktan dördüncü ve beşinci parti olarak çıkan Yeşiller ve SPD’yle koalisyon hükümeti kurması.

Berlin’in en önemli sorunu olan kentteki konut sıkıntısına ve yüksek kiralara karşı somut çözüm ökampanyasının merkezine koyarak seçimi kazanan Eralp ve Sol Parti’nin yönetime gelmesini önlemek için büyük bir kampanya sürüyor. Kampanyanın merkezinde Sol Parti’nin saflarındaki bazı politikacıların Gazze’deki katliamlara karşı çıkışları, İsrail’deki faşist hükümetin politikalarına yönelik eleştirilerini, partinin toplantılarında yükselen Filistin halkıyla dayanışma çağrılarının “Yahudi düşmanlığı” olarak gösterilmesi yer alıyor.   Sadece Özdemir değil, aşırı sağdan Yeşillere kadar tüm partilerin önde gelen isimleri, ana akım medya Sol Parti’yi “Berlin’de yaşayan Yahudilerin yaşam hakkı için büyük bir tehlike” olarak gösterme yarışında.

Tabii bir de beş yıl önceki referandumda Berlin’de halkın yüzde 60’a yakınının evet oyu verdiği konut tekellerinin kamulaştırılmasına yönelik referanduma itirazlar var. Bunun kentteki konut sorununu çözmeyeceğini aksine konut sektörüne özel yatırımlara engel olacağı için daha da kötüleştireceğini ileri sürenler, kamulaştırmanın kamuya yıllarca sürecek hukuki sorunlara yol açacağını ve sonunda kamu bütçesinden karşılanması mümkün olmayan büyük harcamalara neden olacağını savunanlar, Sol Parti’yi “komünizm fantazileriyle” toplumsal kutuplaşmaları kışkırtmakla suçlayanlar... Sol Parti’nin ve Elif Eralp’in karşısındaki karalama lobisi çok güçlü.

İsrail’in politikalarını, kıyımlarını eleştirmekle Yahudi düşmanlığının aynı şey olmadığını anlatmaya çalışıyorlar, ama sesleri kısık çıkıyor, duyulmuyor. Kamulaştırmayla ilgili açıklamaları koalisyon görüşmelerine oturabilirlerse bu konuda ciddi ödünler vermeye hazır olduklarına işaret ediyor. Kampanya kamuoyunu Eralp’in liderliğindeki Sol Parti – Yeşiller – SDP koalisyonunun yerine seçimden hepsi de büyük oy kaybıyla çıkan diğer partilerden oluşan CDU-Yeşiller-SPD seçeneğine ikna etmeyi hedefliyor.

Kendisini resmen “demokratik sosyalist” olarak tanımlayan, ancak şimdiye kadar SPD’nin solunda ikinci bir “sosyal demokrat” parti olarak ilerleyen “Sol Parti”, daha önce Almanya’nın bir başka başbakan çıkarmıştı. Sol Partili Thüringen Başbakanı Bodo Ramelow, 10 yısüren başbakanlığından sonra geride büyük bir enkaz bırakarak, hükümeti merkez sağ ağırlıklık bir koalisyona devretmişti. Sol, artık Thüringen’de tüm zamanların en güçsüz dönemini yaşıyor.

O nedenle Berlin’deki Sol Parti içindeki bir grup, partinin buradaki koalisyon girişimlerinden uzak durmasını savunuyor. Yönetimi üstlenmeleri halinde başta kamulaştırma olmak üzere savundukları ve seçmenin desteğini verdiği birçok konuda ödünler vererek, inanılırlıklarını yitireceklerini belirtiyorlar...

İlgili Haberler