2026'da her gün 4 çocuk çalışırken yaşamını kaybetti
Ölümcül Hastalık Umutsuzluk kitabında Kierkegaard; imkân ile zorunluluk arasındaki gerilimi anlatıyor. Umutsuzluğu biyolojik bir ölüme değil, ruhsal hastalığa, tinsele dayandırıyor. “Ölümcül hastalık dar anlamda...
Ölümcül Hastalık Umutsuzluk kitabında Kierkegaard; imkân ile zorunluluk arasındaki gerilimi anlatıyor. Umutsuzluğu biyolojik bir ölüme değil, ruhsal hastalığa, tinsele dayandırıyor. “Ölümcül hastalık dar anlamda kendisinden sonra hiçbir şey bırakmadan ölüme giden bir hastalık demektir.
Ve umutsuzluk budur” diyor. Umutsuzluk kaçınılmaz mıdır? Bir insanın, hiçbir şeyi değiştiremediğini, başka bir geleceğin mümkün olmayacağını hissettiğinde karşı karşıya kaldığı zorunluluk mudur?
Emekliler eyleminde bir emekli “Para için değil onurum için” diyerek yaşamına son verdi. 5 gün öncesinde işsiz olan bir genç intihar etmişti. Yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyor.
Önceki gün liseli bir genç Ankara’da metroda intihar girişiminde bulundu. Gençleri, emeklileri, emekçileri yaşamlarından vazgeçme noktasına getiren nedir? TÜİK verilerine göre, eğitim süresi her kademede azalıyor.
Eğitimden, okuldan kopuş hızlanıyor. 2025’te de %2,4 azalış yaşandığı açıklandı. Çocukları, gençleri okuldan koparan eğitimle bir gelecek yaratabileceklerine ilişkin yaşadıkları umutsuzluk mu? Çocukların okuldan kopuşunun her artışında ortaya çıkan tablo ise çocuk yaşta işçiliğin artışı. TÜİK 15-17 yaş çalışan nüfus artışını da “müjdeledi” TÜİK’e göre 15-17 yaş grubunda işgücüne katılım oranı 2021’de yüzde 16,4 iken 2024’te yüzde 24,9’a, 2025’te yüzde 25,5’e yükseldi.
TÜİK’in verilerinde iş cinayetlerinde yaşamını kaybeden çocukların verileri ise yok. TÜİK’in açıklamadığı verileri İSİG açıklıyor. 2026 yılında 65 çocuk çalışırken iş cinayetlerinde yaşamını kaybetti. 2026’da her gün okulda, arkadaşlarının yanında olması gereken dört çocuk çalışırken yaşamını kaybetti.
Çocuk yaşta işçiliğin artışının en etkili aracı ise Mesleki ve eğitim programları oldu. Çocukların kamusal eğitim hakkı sorumluluğunu taşıyan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) okullaşma artışını değil, MESEM’lerin artışını temel hedef haline getirdi. MEB, şirketler için çocuk işçi bulma kurumu olarak çalışan bir kurum haline geldi.
2025-2026 eğitim öğretim yılında yarım milyonu aşkın çocuk 511 bin 31 çocuk 224 bin 346 şirkette çalıştırıldı. Çocuklar çoğu yerde yetişkinlerden dahi daha ağır koşullarda haftanın en az dört günü, zaman sınırlaması, iş tarifi olmaksızın ağır koşullarda çalıştırılıyor. Ücretleri ise işsizlik fonundan, devlet katkılarından, teşviklerinden karşılanıyor.
Çocuklar MESEM eliyle şirketler için bedava iş gücü haline getiriliyor. Kansu Yıldırım’ın Evrensel’deki yazısında paylaştığı rakamlarla 2023–2025’te “aday ve çıraklara ödenen devlet katkısı” en az 65,1 milyar TL. 2026 yılı için 29 milyar TL daha öngörülerek toplam 94 milyar TL’yi buluyor.
İşsizlik fonundan ayrılan kaynak ile bu rakam daha da devasa bir orana ulaşıyor. 4+4+4 sonrası başlatılan özel meslek lisesi patronlarına teşvik uygulaması da devam ettiriliyor. 2025-2026 eğitim öğretim yılında OSB içindeki özel mesleki ve teknik liselerde öğrenci başına verilen yıllık destek alanlara göre 46.332 ile 77.626 TL arasında değişiyor.
MEB verilerine göre 337 özel mesleki ve teknik ortaöğretim kurumunda 151.655 öğrenci bulunuyor. MESEM’ler ve mesleki eğitim sistemi üzerinden sermayeye aktarılan toplam kaynak 100 milyar TL'ye ulaşıyor. Okul yemeğine, köy okulları kapatılan çocukların taşımalı eğitimle okula ulaşım hakkına, öğretmen atamalarına, temizlik, okul güvenliği için istihdama yok denilen kaynaklar söz konusu şirketler olduğunda sonsuz kaynak aktarımına dönüşüyor.
Mesele politik tercih meselesi. Halkın bütçesi, halkın kaynakları çocuklardan, kamusal eğitim hakkından yana mı; patronlardan yana mı kullanılacak? Tercih her zaman olduğu gibi yine çocuklardan, gençlerden değil sermayeden yana.
Son söz MESEM’li Yiğit Söyler’in hikâyesi olsun. Çocuklara, gençlere yaşatılanları sayılarla anlatmak hakikati anlatmaya yetmiyor. Yiğit MESEM’liydi.
İş cinayetinde yaşamını kaybetti. Yiğit’i kaybettik ama sorulara verilen yanıt yok. MESEM’ler kapsamında –MESEM protokolünde yer alan gerekçeler dışında- iş değiştirme uygulaması yok.
Yiğit neden ve nasıl MESEM kapsamında çalıştırıldığı yerden ayrıldı? Moto-kurye olarak başka bir işte mi çalışıyordu, MESEM kapsamında çalıştırıldığı yerde işyerinin paketlerini mi taşıyordu? Kullandığı araç kimin üzerine kayıtlı?
MESEM’den ayrıldığı başka bir işte çalıştırıldığı yere ait sigorta girişi var mı? Yiğit’in hikâyesi yoksulluğun, eğitimde eşitsizliğin çaresizliğinin sonucu okulu bırakmak zorunda kalan binlerce, çocuğun gencin hikâyesi. Çocuklar, gençler iş cinayetleriyle, yaralanmalarla, istismarla karşı karşıya ve yapayalnız. Umutsuzluklarını, yalnızlıklarını umuda dönüştürmek mümkün. Her yerde hep birlikte YAN YANA gelerek çocukların, gençlerin, emekçilerin, emeklilerin sesine hep birlikte ses olmak, umudu birlikte inşa etmek mümkün.

