Kafa ağrıyınca ağrı kesici alınır. Fayda vermezse daha güçlü bir ağrı kesici alınır; o da fayda etmezse doktora gidilir. Kafa ağrısı kesilinceye kadar insan çare arar.
Çare aramanın yolu bazen ameliyata kadar uzanabilir. Peki ya kafa karışırsa, hem de fena hâlde karışırsa? Kafa karışıklığına iyi gelen bir ilaç yok ki alıp kurtulalım.
Kafa karışmışsa yani… Çok iyi ve dürüst bildiğiniz insanlar hakkında yüz kızartıcı haberler çıkmışsa? İnsan, kendisini koruma mekanizmasına alıp “Olmaz öyle bir şey, külliyen iftiradır bunlar!” diyebilir. Ancak duyduğumuz haberin doğru veya yanlış olduğunu yüzde yüz bilemeyiz, kontrol edemeyiz.
Sıradan bir vatandaş olarak buna gücümüz yetmez. Böyle bir yaklaşım, meseleye duygusal yaklaşmak, hatta bazen bağnazlık olur. Hayat sürprizlerle doludur; her şey göründüğü gibi olmayabilir.
Bunun tam tersi de başka bir duygusal yaklaşımdır: Duyulan haberi yüzde yüz doğru kabul etmek. “Kocaman kocaman gazeteciler yalan mı söylüyor, iftira mı atıyor yani?” gibi bir yaklaşımla olayı değerlendirmek de doğru değildir. Çünkü gazeteciler de neticede insandır; yanılabilir veya yanıltılabilirler.
Zaten çoğu gazeteci, kendisine verilen bilgileri haber olarak paylaşmaktadır. Onların bile yüzde yüz doğru haber verme imkânı olmayabilir. Üstelik birçok medya patronunun önceliği her zaman doğru habercilik olmayabilir.
İnsanoğlu tamamen çaresiz de değildir. Özellikle günümüzde çok sayıda haber kaynağı vardır. Kafa karışıklığını giderebilmek için evvela heyecana kapılmamak gerekir.
Kafa karışıklığında yapılması gereken, soğukkanlı kalabilmektir. Konu hakkında bildiklerimiz, olayın gerçeğinin ne kadarıdır? Tek bildiğimiz, gerçeğin yüzde yüzü değildir.
Peki haber olarak paylaşılan bilgiler olayın yüzde biri mi, binde biri mi? Bunu bile bilmiyorsak, bu kadar sınırlı bilgiyle hüküm vermek elbette çok yanlıştır. Diğer yandan, birbirine zıt haberleri ve yazıları okuyup edinilen bilgileri değerlendirmeye çalışmak gerekir.
Daha da önemlisi, zıt fikir sahibi insanlarla kafa karıştıran konuyu samimi ve yapıcı bir şekilde konuşabilmektir. Bunların yanı sıra, olabildiğince tarafsız kalmaya çalışan yazarları veya aklıselim sahibi insanları dinlemek de faydalıdır. Biliyorum, kafa karışıklığını gidermek, konu hakkında yazmak kadar kolay değildir.
Ama en azından tahriklerden uzak durmalıyız. Buna aslında mecburuz. İnsanlık, heyecana kapılanların veya art niyetli insanların yaptıkları tahriklere kapılarak yanlışlar yaptığına defalarca şahit olmuştur.
Hiçbir şeyden emin değilsek, en azından sakin kalalım. Dedikodudan, iftiradan ve suizandan kaçınalım. Çünkü mahşerde hesabı sorulacak...