Bu resim 23.08.2026 tarihinde Güldere Saklı Cennet'te çekilmiştir. Her zaman göğsümüz kabara kabara söyleriz: "Türkiye, dünyanın en güzel ülkesi." Gezdiğim ülkeleri ülkemle kıyasladığımda bunun doğru olduğunu düşünüyorum. Türkiye tam bir cennet.
Ayten Alpman’ın söylediği gibi: Havasına, suyuna, taşına, toprağına, Her köşesi cennetim, ezilir yanar içim, Tabii, şarkılar başka, gerçekler başka olabilir, değil mi? Bugün ülkemizde en çok tartışılan problemlerden birinin ekonomik kriz olduğunu düşünüyorum. Oysa bu şehrin sokaklarında, bu ülkenin şehirlerinde daha derin krizlerin olduğunu düşünüyorum.
Bugün toplumun karşı karşıya kaldığı o kadar problem var ki… Örneğin şöyle sokakları bir dolaşıyorum, sigara içmeyen neredeyse yok. Daha ergenlik çağına girmemiş çocukların elinde bile sigara. Tekrar tekrar gözlemliyorum; örneğin akşam spora gidiyorum, koşarken insanların yanından geçiyorum, herkes bir başkasının aleyhinde konuşuyor.
Yine gözlemlerime devam ediyorum; yalnızlaşma, dijital bağımlılık, toplumsal güvensizlik kanser gibi yayılmış problemler bu toplumda. Bugün karşı karşıya bulunduğumuz bu problemlerin ortak bir nedeni var: İnsana anlam verecek insanların, fikirlerin, TV programlarının yok olması. Örneğin herhangi bir kanaldaki herhangi bir filmi açalım.
Eli silahlı gençler, kavgalar, lüks arabalar, lüks malikaneler... Soruyorum sizlere; bu filmler çocuklarımıza hangi konuda örnek olacak? Maalesef hiç bir konuda.
Sonuç; filmlerdeki dünya sınırsız tüketimi vaat ediyor, insan olmanın ve insan kalmanın anlamını sunamıyor. Daha çok para, daha çok hırs, daha çok lüks, daha çok güç kazanma üzerine programlıyorlar bizleri. Nasıl yaşayacağımız, niçin yaşayacağımız bir şekilde unutturuluyor.
Kısa ve öz olarak, benim gözlemlediğim kadarıyla bu toplumda hikmet açlığı çekiyoruz. Toplumları büyük yapan sayı değil, ideal insan olmayı ilke edinmiş, değerleri benimseyen insan sayısıdır. Örneğin birey doktora mezunu; çöpünü çöpe götüremiyor.
“Oh ne güzel, hava aldık, sularımızı doldurduk” diyenler, poşetledikleri çöplerini bile götürmekten aciz. Kısaca bu ülkede ekonomik problem, diğer problemlere göre basit bir problemdir. Çöp, düşünce üretimi, bencillik, ego, alkol, sigara, uyuşturucu bağımlılıkları, kültür, dil ve okuma oranları daha fazla konuşulması gereken derin problemlerdir.
Bu ülkenin büyük zenginliği üç tarafının denizlerle çevrili olması, farklı doğal kaynaklara veya madenlere sahip olması değildir. Bu ülkenin en büyük zenginliği, eğitimin karakter olarak doğru şekillendirdiği insanların sayısının artmasıdır. Devlete, aileye, medyaya, sivil toplum kuruluşlarına, sanatçılara, belediyelere; herkese bu konuda görevler düşmektedir.
Birlikte yapmazsak yıkıntılar arasında kalacağız.