Ülke siyasetinde hafta başında olağanüstü bir hareketlilik yaşandı. “Terörsüz Türkiye” için “Açılım” da denilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” (MDTBG) tasarısı yasalaştı. Adının kapsayıcı çekiciliğine ve bütünleşme vurgusuna karşın, girişimin yasalaşma süreci, toplumu bir kez daha çok keskin bir ayrışma noktasına taşıdı.
Ayrışma en çarpıcı olarak Yeni ’de yaşandı. Aynı günlerin Oce Şenlikleri ise kendi küçük ölçeğinde de olsa güçlü bir toplumsal duygudaşlığın ana noktalarını, üstelik 29. Kez sergiliyordu.
KİLİT, YENİ PARTİ İktidarın sevgilisi Butlan CHP’si Açılım sürecine “kayıtsız koşulsuz destek” veriyor. Buna karşılık YP bu konudaki “toplumsal duyarlılığı” oy vermesine de yansıtarak en doğrusunu yapıyor. Bir taraftan Genel Başkan Özgür Özel ve parti yönetimi özel bir görev üstleniyor; diğer taraftan YP’nin 91 milletvekilinden 54’ü, hayır diyor.
Altı çizilmeli; Açılım’a hayır diyen YP milletvekilleri, hayır diyen toplam milletvekillerinin yüzde 62’sını oluşturuyor. Böylece en güçlü hayır YP’den , halkın isteklerine duyarlı davranan YP milletvekillerinden geliyor. Genel Başkan Özgür Özel “ destekleyeceğiz, katkı vereceğiz, denetleyeceğiz” diyerek, spor deyimiyle, seyirci değil oyuncu oluyor. Ve ekliyor “asıl mücadele şimdi başlayacak” .
Özel ve beraberindekiler, güçlerini en sağlam kaynaktan, halktan, alıyor; Cumhuriyet’in değerleri Özel’e olan halk desteğinin temelini oluşturuyor. Nitekim Özel, iktidarın tuzağına düşmüyor; tam bir kararlılıkla şöyle diyor: “Kırmızı çizgilerimiz nettir. Atatürk, Lozan Antlaşması, devletin birliği ve ülkenin bölünmez bütünlüğü ile anayasanın güvence altına aldığı Cumhuriyet’in temel nitelikleri.
Bunlar tartışma veya pazarlık konusu yapılamaz, buna asla izin vermeyiz.” Böylece, Özel bu davranışıyla, iktidarın yıllardır uyguladığı “ayrımcılığın”, YP iktidarında nasıl “özgürlük ve barış içinde birleştiriciliğe dönüşeceğinin” adresini veriyor; daha önce Diyarbakır’ da büyük bir coşku ile karşılanan Özel, bugün de Hacıbektaş’ın yolunu tutuyor; böylece YP, birleştirici barışın güvencesi oluyor. Bu konuda en gerçekçi yaklaşımı sergileyen Sol Parti MYK üyesi Alper Taş’ın vurguladığı gibi, Özel, Başkan Erdoğan’ın “muhalefeti barış düşmanı gösterme oyununu” başarıyla bozuyor. AKP de 25. Hafta içinde Kuruluş Yıldönümünü, halk kitleleriyle değil, diğer partilerden gelen milletvekili ve belediye başkanlarıyla kutluyor.
Vurgulamak gerekiyor. Barış, hukukla başlar. En başta AİHM ve AYM kararlarının, hemen uygulanması gerekir.
Bu, gerçek suçluların cezalandırılması ve suçsuz olmasına karşın hapiste tutulanların salıverilmesinin ilk adımı olmalıdır. Yine başta Cumhurbaşkanı Adayı E. İmamoğlu olmak üzere yerel yöneticilerin, evrensel hukuk kurallarına uygun olarak tutuksuz yargılamaları öncelikle gerçekleşmelidir.
Ülkemizin Güneydoğu ve Doğu Bölgelerinde, insanın özgürleşmesinin önündeki en büyük engel olan feodal ve yarı feodal bağımlılık ilişkilerinin gündeme getirilmesi gerekir. Çünkü, toprak reformu, 1930’larda Atatürk’ün TBMM açış konuşmalarında ve 1961 Anayasası’nın özgürlük ortamında gündeme getirilmesine karşın bir türlü gerçekleşmeyen, Öcalan ve DEM tarafından da asla sözü edilmeyen en önemli özgürleşme sorunudur. OCE’YE GELİNCE Oce ya da Yeniyol, Ardeşen’in Fındıklı sınırında yaklaşık 150 haneli doğduğum köy. Bu yıl Oce Şenliklerinin, dile kolay, 29.su yapıldı. Çoğu yerde “festival” denilen etkinliğe, Oce, geleneksel olarak içselleştirmiş olmanın bilinciyle, başından beri “şenlik” diyor.
Oce, eğitim ile gelişmenin eşi bulunmaz örneğidir. Osmanlı’nın son döneminde alaylı Miralay ve Yaver olan ve ilkokula adı verilen Şevki Bey’in, tam bir eşitlikçi anlayışla Oce’yi kuran toplam beş sülaleden bir gencin çağdaş eğitim almasını sağlamasıyla başlayan, 1940’yıllarda ilkokulun açılması ve sonrasında Beşikdüzü Köy Enstitüsü’nde on dolayında erkek ve yaklaşık aynı sayıda kadın öğretmen yetiştirilmesiyle ivme kazanan, daha sonra da tüm gençlerin orta ve yüksek eğitim almasıyla güçlenen ve Cihan Alptekin’e uzanan büyük birikimdir. Kökeni Ağustos’un Durağı’nın Balıklı Yaylası’nın Yaz Ortası Horonu ya da Vartevor geleneği olan Oce Şenliği, köyde ve dışarıda yaşayan tüm Ocelilerin, buluşarak “hep beraber” eğlenmesi; özellikle de Oce’nin tomurcukları çocukların ve gençlerin kaynaşması; bireysel olarak ya da topluca yeteneklerini sergiledikleri etkinliklere katılarak ve kendilerini kanıtlayarak “özgüven” kazanmaları; onların bedensel ve ruhsal gelişmelerinin yerel kültürle yoğrularak güçlenmesi özelliği taşıyor. Oce Şenliği “düşünme ile eğlenmenin”, insan hak ve özgürlüklerine, toplumsal sorunlara ve doğaya duyarlı birleşimidir. Bu yıl da kadınlı-erkekli yaşlı-başlı Ocelilerin yerel giysileriyle ve türküler söyleyerek “Yayla’dan gelişi ile başlayan Şenliğin ilk gününe Ardeşen Belediyesi Korusu, Oce Kadın Korosu, Gençlik Konseri, gençlerin çağdaş dans gösterisi, damgasını vurdu. Birinci gün, izleyen günlerde olduğu gibi “Tulum ve Türkü eşliğinde “hep birlikte Horon” ile tamamlandı. İkinci gün, anaokulu ve ilkokul çağındaki “Ata’nın Kızları”nın dans gösterisi, Şair Ahmet Telli’nin danslı anılması ve Sarıkamış’ın canlandırıldığı yine alaylı bir Oce’linin yazıp yönettiği Deli İbrahim oyunu öne çıktı.
Üçüncü günü bireysel konserler ve tadını köyün kültüründen alan söyleşiler süsledi. Bu yılın ana konusu “Oce Doğasıyla Bizumdur” olan Resim, Şiir, Kısa Yazı Şarkı ve Fotoğraf dallarında “kitap ödülleri” veildi; ayrıca tüm satranç ve tavla yarışmalarının sonuçlarının açıklandığı sırada Akbelen’den bilinen doğa savunucusu Esra Çelik’in etkili konuşması da bu yılın Şenliğine ayrı bir coşku kattı. Üç gün sonra değerlendirme toplantısı yapıldı ve Ağustos 2027’de yapılacak 30.
Şenliğin temelleri atıldı.