Sürekli yükselen Hisse Dönergeci icat ettiler!
İbrahim EKİNCİ Bir zamanlar “Erke Dönergeci” diye bir şey icat ettiğini duyuran “mucitler” ortaya çıkmıştı. Büyük bir iddiayla hiç kaynak kullanmadan sonsuza kadar enerji üreten bir makineden bahsediyorladı. Neyse ki...
İbrahim EKİNCİ Bir zamanlar “Erke Dönergeci” diye bir şey icat ettiğini duyuran “mucitler” ortaya çıkmıştı. Büyük bir iddiayla hiç kaynak kullanmadan sonsuza kadar enerji üreten bir makineden bahsediyorladı. Neyse ki onlar kimseyi dolandırmayı başaramadan ortadan kayboldular.
Fakat “Hisse Dönergeci” üretenler yol almayı başardı, büyük bir vurgunla 500 bine yakın kişiyi dolandırabildiler. Kim bunlar diye bakıldığında, bu devirde türeyen ganimetçi karakterler olduğunu görüyoruz. İşte bu karakterler, temsil ettiği şirketin gerçek değerinden bağımsız olarak sonsuza kadar yükselebilen hisse üretmişler.
Bu Hisse Dönergeci üreten cinlere iki faktörün yardım ettiği anlaşılıyor. Birincisi, (ne yaptığını bilenler hariç) enflasyon karşısında tasarruflarını koruma derdindeki yurttaşlarımızın bilinçsiz ilgisi; ikincisi de kamu otoritesinin kanunla verilmiş görevlerini yapmaması… SPK ve Borsa Yönetimi’ni kastediyorum. BDDK’yı kastediyorum.
Kırmızı Pazartesi cinayeti kamunun gözleri önünde işlendi. Basında, sosyal medyada yazılıyor, çiziliyor, uyarılar yapılıyor. Eski bürokratlar savcılığa baş vurup durumu şikayet ediyor.
Bakan “manipülasyon var” açıklaması yapıyor. Savcılık da konuyu biliyor, bilgi istiyor. Harekete çoktan geçmeleri gereken kurumlar hiçbir şey yapmıyorlar!
Neden? Büyük soru buradadır. Bunlara neden dokunulamadı?
Dokunulmazlıkları nereden geliyordu? Neden harekete geçilmedi? Borsada bir şirketin hisse fiyatı bir günde, olabilir %5 artar, %10 artar, yüzde 20 de görülmüştür.
Bir yılda diyelim 5, 10, 15 artar. Mantıklıdır. Olabilir.
Nadiren %100 artar. Çok önemli bir buluş yapmıştır. Teknoloji şirketlerinde, yapay zeka, çip üreticilerinde filan hızlı yükselişler gördük.
Ama hisse yükselişlerini açıklayan gerçek değer artışları vardı. Üretimler vardı. Hisse değer artışları şirketin gerçek değer artışlarını ifade ediyordu.
Ama üretimini durdurmuş, neredeyse çöp olmuş küçük bir gıda şirketinin hisse değeri nasıl olur da 35 liradan 2.700 liraya çıkar, değeri 100 milyarı aşar? Orta ölçekli bir şirket olan Özata Denizcilik’in değeri nasıl olur da 292 milyara çıkar? Destek Finans halka arzda 47 iken 1,5 yıl sonra hisse fiyatı nasıl olur da 3.900 liraya, şirketin toplam değeri 28 milyar dolara çıkar?
Tera grubunun toplam değeri 1 yılda nasıl olur da 9 milyardan 620 milyara yükselir? Grönland nadir toprak elementlerinin 100 yıllık kullanım hakkını alsanız olmaz! Tablo böyle iken nasıl oldu da harekete geçmek için bu kadar beklendi de Bakan Şimşek konuştuktan sonra dahi fonların değeri 3’e katlanabildi?
Nasıl oldu da savcılık soruşturmasından sonra dahi yurtdışına 5 milyar lira çıkarabildiler? Nasıl oldu da yolsuzluktan yargılanmış bir sicil BDDK’dan banka kurma izni alabildi? İşte bu tablo, kuvvetli siyasi bağlantılar mı engel oldu sorusunu gündeme getiriyor.
Kaldı ki bunu bir kuşkunun ötesine taşıyan unsurlar da var. Bürokrat adlarının gündeme getirildiğini görüyoruz. Bazı eski bürokratların şaibeli portföy yönetim şirketlerinin yönetiminde yer aldıkları görüyoruz.
Faillerin izin, belge bakımından çaldıkları her kapıdan müsaadeli döndüklerini görüyoruz. Yabancı sermayeye karşı AKP patentli, “yerli milli” söylemini, AKP siyasetine mensup olduklarını görüyoruz. O yüzden “siyasi ayak” sorusu, muhalefet olsun diye siyaseten gündeme getirilmiyor.
Fakat konunun siyasetle bağlantısı bununla sınırlı değil. Bana kalırsa bu pervasız cüretin siyasal, kültürel iklimle de yakın ilişkisi var. Hukuk ve hak konularında kamu otoritesinin tavizsiz tutumunun geçerli olduğu bir ortamda kabul edelim ki bu ölçüde pervasız bir cüret gösterilemezdi.
Olamaz demiyorum, katı uygulamaları olan ülkelerde de olur, olabilir ama failler, teşebbüslerini gizleme, gözden kaçırma gayretinde olurdu. Bizde aleni dolandırıcılık koca memleketin gözlerine soka soka yapıldı. Vurguncuların paralarını banal, sefih zevkleri için çatır çatır harcarken izledik.
Bir ahlaki çöküntü izliyoruz. İkili hukuk izliyoruz. Meyilli unsurlara, bu iki unsurdan birincisi “yap”, ikincisi ”bir şey olmaz” dedirtiyor.
Unutmayalım, bir toplumda ekonomi ayrı telden, siyaset ayrı telden, kültür ve toplum hayatı, ahlak katmanı ayrı telden çalamaz. Bir tarihi anda örtüşmezlik gözlemlense dahi bu ilanihaye devam edemez. Bu katmanlar birbirine benzeşir, biri diğerini yanına çeker, aynılaşır.
Siyasi rekabet meşruiyet dışına taşınır ve bununla kazanırsa, bu tecrübe davranış tarzına dönüşür, siyaset, kültür ve ekonomi aktörlerinin zihin dünyasını da şekillendirir, onlar için de kanun dairesine kalmamanın hukuksal maliyetini gözardı edilebilir derekesine düşürür. Bu fon vurgunu ile muhalefet belediyelerine -amiyane tabirle çökülme manzaralarını aynı konjonktürde izlememizi nasıl anlamlandıracağız?



