Para nerede hesap nerede?
2003’ten bugüne Türkiye’de iktidar değişmedi... Değişen ise skandalların adresleri oldu: “Bakanlıklar, belediyeler, ihaleler, imar dosyaları, altın ticareti, kamu bankaları, kara para iddiaları, bahis, uyuşturucu ve...
2003’ten bugüne Türkiye’de iktidar değişmedi... Değişen ise skandalların adresleri oldu: “Bakanlıklar, belediyeler, ihaleler, imar dosyaları, altın ticareti, kamu bankaları, kara para iddiaları, bahis, uyuşturucu ve şimdi de fon soruşturmaları… 17–25 Aralık 2013 bunun en büyük dönemeçlerinden biriydi... Dönemin bakanları; “Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar”, rüşvet, görevi kötüye kullanma, nüfuz ticareti, kaçakçılık ve imar usulsüzlükleri iddialarıyla TBMM soruşturmasının konusu oldu... Meclis belgelerinde Çağlayan hakkında Gana’dan Türkiye’ye sokulmak istendiği iddia edilen,”5 ton altın”, Güler hakkında bazı kişilere ayrıcalık sağlandığı, Bayraktar hakkında imar planları ve projelerle ilgili usulsüzlük iddiaları yer aldı... Sonunda ne oldu? Dört bakan, Yüce Divan’a gönderilmedi... Dosya siyasi bir hesaplaşmanın gölgesinde kaldı... İktidar ise bütün soruşturmayı, “darbe girişimi” olarak niteledi... Sonra başka dosyalar geldi... “Melih Gökçek,” görevde olduğu yıllar boyunca çeşitli yolsuzluk iddialarıyla karşı karşıya kaldı...
ANKAPARK, yaklaşık 800 milyon dolara yapılmıştı! Yerine gelen ABB Başkanı Mansur Yavaş defalarca bu yolsuzluk dosyasını Savcılığa sevk edilmek üzere İç İşleri Bakanlığına verdi... Kimseden çıt çıkmıyor!
Şimdi bu “PARK” çürümeye terk edildi ve ülkenin milyon dolarları çöpe atılmış oldu... Hesap soran da veren de yok... Ama Gökçek ailesinden Almanya’ya giden para ç “Melih Gökçek ve Çocukları”, 2026’da kaynağı açıklanamayan paralarla Almanya’da gayrimenkuller aldığı iddiasıyla hakkında yeni bir soruşturma başlatıldığı haberleştirildi...
Ayrıca Alman Makamları da “para para” iddiasıyla soruşturma başlattığı haberleri basına yansıdı. Şimdilik bilgi bu kadar! İstanbul, Ankara ve birçok AKP’li belediyede yapılan yolsuzluklara dair iddialar yerlerine gelen CHP’li Belediyeler tarafından gündeme getirildi...
Ancak ilgili kurumlar, “AKP zamanını tam soruşturmadığı gibi önemli bölümünde ise takipsizlik kararları verdi... 2021’de bu kez Sedat Peker’in videoları, Türkiye gündemini sarstı... Peker;” Binali Yıldırım ve oğlu, Mehmet Ağar ve oğlu ile başka siyasiler hakkında çok ağır iddialar ortaya attı... Peker’in açıklamaları arasında, uyuşturucu ticareti, organize suçlar, kamu gücünün kötüye kullanılması, bazı iş insanlarıyla, mafya ve siyasilerin kirli ilişkileri, öldürme ve suikastler olduğu iddiaları da vardı... İlgili kişiler, iddiaları reddetti veya farklı açıklamalar yaptı... Ama yolsuzluklar;” yasadışı bahis, futbolda şike, hakem zorlaması, faiz oyunları, kara para aklama, altın kaçakçılığı, devleti dolandırma ve vergi kaçakları olarak devam etti...
“16 Eylül 2026’dan beri, “Tarihimizin en büyük finansal dolandırıcılığını” yaşıyoruz... Bugün yaşanan skandal, “tam bir devlet krizi sonucudur...” Çöken ekonomiyle 60 milyona yakın yurttaşımız kalıcı yoksulluğu yaşarken, İktidar Partisinin mensupları ve yandaşları, devleti dolaylı yöntemlerle soymayı sürdürüyor... Yurttaşın devlete emanet ettiği yatırımlarına resmen çökülmüş... Devlet kurumlarının güvencesindeki fonlar ve milletin birikimleri çalınmış...
Fonlar ve finansal manipülasyon iddiaları boş değil. 163 milyon TL’yi nasıl elde ettiği bilinmeyen, ama FON oyunuyla o parayı 2.2 Milyar TL yapan, AKP eski bakanı ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, elde ettiği fon parasının yarısını SPK’ya yatırarak olayı, hem suçunu itiraf etti hem de yasanın emrettiği tam borcunu ödemeyerek yeni bir kaçış yolu aramaya çalıştı... Burada sorulması gereken kritik soru şudur: “Bu ülkede her yolsuzluk ve usulsüzlük sonrası sadece o kişi mi sorumlu tutulacak?
Oysa bu çürümenin tek sebebi olan;” ÇÜRÜMEYİ ÜRETEN TEK ADAM REJİMİ olduğu açıkça itiraf edilmeli... Uyuşturucu iddiası, bahis iddiası, fon iddiası, altın iddiası, ihale iddiası, imar iddiası, doğa ve insan sağlığını tehdit eden ve Çukurova’nın münbit topraklarına gömülen çöp ithalatı… Her dosyanın sonunda aynı soru var! Devlet nerede?
Denetim nerede? Siyasi sorumluluk nerede? Çünkü mesele yalnızca birkaç siyasetçinin adı değildir! Mesele, iktidarın 23 yılı aşkın döneminde “kamunun parasının, devlet gücünün ve siyasi nüfuzun hangi mekanizmalar ve kimler için kullanıldığıdır...” ∗∗∗ Bir ülkede yolsuzluk iddiası çıkabilir!
Ancak “Dosyalar peşi sıra ortaya dökülüyorsa” bu durumda artık yalnızca kişiler değil, “sistem sorgulanmalıdır.” 16 Nisan ‘2017 de yapılan hileli referandum sonucunda değişen rejim,” her yetkiyi bir kişiye vermiş ancak sorumluluk vermemiştir...” Yapılan hata ya da suçu yargılamak adına O tek kişinin YÜCE DIVANA sevki ancak 400 milletvekiliyle olur... Ve vatandaşın sorması gereken en basit soru da şudur: “Bu ülke kimindir ve iktidar, ülkenin yeraltı ve üstü değerlerine, yurttaşların hak ve özgürlüklerine neden musallat oluyor? Hangi iradeyle yurttaşın elinden adalet, demokrasi ve yaşam hakkını elinden alabiliyor?
Ve demokratik çözüm için ne zaman “seçim sandığını” önümüze koyacak?



