27 September 2026, Sunday
Ekonomi

Berlin

’e, kardeş şehirler Eskişehir Tepebaşı Belediyesi ile Berlin Treptow-Köpenick Belediyesi arasındaki değişim programıyla geldim. Tepebaşı Belediyesi uzun yıllardır Sanat Çalıştayı, Pişmiş Toprak Sempozyumu ve...

’e, kardeş şehirler Eskişehir Tepebaşı Belediyesi ile Berlin Treptow-Köpenick Belediyesi arasındaki değişim programıyla geldim. Tepebaşı Belediyesi uzun yıllardır Sanat Çalıştayı, Pişmiş Toprak Sempozyumu ve Uluslararası Şiir Buluşması düzenliyor. Buluşmayı şair arkadaşım Rahmi Emeç’le birlikte düşündük, Tepebaşı Belediye Başkanımız, iyiliği, dürüstlüğü, cana yakınlığı, insancıllığı nedeniyle deyimiyle ‘Kemalist Derviş’ Dt.

Ahmet Ataç’a önerdik, ikiletmedi bile, ‘hemen başlayın’ dedi, başladık, Kasım 2026’da 14.’sünü gerçekleştireceğiz.   Terracotta, Pişmiş Toprak Sempozyumu’na pek çok ulustan heykeltraşlar, taş ustaları, seramik sanatçıları katılıyor, burada ürettikleri değerli yapıtları Eskişehir’e armağan ediyorlar giderken. Treptow-Köpenick’ten de sanatçılar geliyor Eskişehir’e.

Biz de Şiir Buluşmasında yıllar önce Berlin Şairlerini konuk etmiştik. Onlar da ilk kez bir şairi konuk ediyorlar. 1 aylık sürenin 23 gününü kullanabiliyorum ne yazık ki!  Burada kaldığım süre içinde gerçekleştireceğim proje de Berlin Güzü adını taşıyor, Berlin’in güzel güzünden 23 günü anlatıyorum.

Elbette geriye dönüşlerle, anılara, geçmişe, eski yaşantılara göndermeler, anımsamalarla, başka yazarlara, şairlere, sanatçılara, filmlere, şarkılara değinerek, bir de kaçınılmaz olarak politikaya, güncel gelişmelere, seçimlere, dünya haline kuşkusuz.  Türkiye ‘hak hukuk adalet’ arayışına çıkmış muhalefetiyle, sözde pek titizlendikleri ‘milli irade’ye, yani halkın seçimine, seçtiklerine yargı ve kolluk güçlerini kullanarak sürekli operasyon düzenleyen, en büyük kentinden küçük kentlere, ilçelere varıncaya dek muhalefetin belediyelerine, çok Türkçe ve yerinde bir deyimle ‘çöreklenen’ bir iktidara karşı mücadele ediyor.  Dünya ve Avrupa, ne yazık ki, büyümesini sürdüren, etki alanını genişleten, seçmen sayısını çoğaltan aşırı sağcı, ırkçı partilerin tehdidi altında. Kapitalizmin tıkanmasının, insanları sol seçeneklere yöneltmesi beklenirken, savaşlar, ülkelerin bölünmesi, iktidar değişimi gibi gelişmeler ve göç, alt orta sınıf ve yoksul kesimlerin gerici ve ırkçı partilere yönelmesine neden oluyor.  Fransa’da, Hollanda’da, Avusturya’da, Almanya’da olan da bu. Yerel seçimler var, 2 hafta önce, 7 Eylül 2026’da Almanya’nın doğusundaki Saksonya-Anhalt Eyaletinde yapılan seçimlerde Almanya İçin Alternatif Partisi, yani Afd %44 oya ulaştı.

İki seçmenden biri aşırı sağcı partiye oy vermiş oldu.  Bu günlüğü yazmaya sabah başladım, bugün Almanya’da yerel seçimler var. Sonuçları herkes gibi merakla bekleyeceğim. Çünkü Türkiye’den geliyorum, bu çok doğal!

Ama aşırı sağcıların, gericilerin, otorite yanlılarının, imparatorluk düşleri kuranların, savaş yanlılarının, ABD güdümünde İsrail öncülüğünde Filistin’e, Gazze’ye, İran’a, Lübnan’a saldıranların, başka dillere, dinlere, milliyetlere düşmanca davrananların, lgbti bireyleri lanetli olarak görenlerin, onların bir bakıma yaşama haklarını ellerinden alanların, hayvanları katledenlerin, doğanın canına okuyanların hangi ülkede olduğunun çok önemi yok! Çünkü nerede gericiler, aşırı sağcılar, ırkçılar kazanırsa bu dünyanın biraz daha kötüleşmesi, insan ve hayvan haklarının daraltılması, kadın özgürlüğünün kısıtlanması ve doğanın daha da mahvedilmesi demektir. O nedenle Arjantin’in faşist bir başkan seçmesi de beni ilgilendirir, ülkem Türkiye’deki laikliğe yönelik baskılar da, Almanya seçimlerinde Afd’nin, yani aşırı sağcıların aşırı oy alması da!

İklim krizi elbette politik krizdir, aşırı sağ kriziyle iklim krizi kardeştir!   Tüm duvarlar, billboardlar, direkler yerel seçime katılan çeşitli partilerin adaylarının fotoğrafları, sözleriyle dolu. Bir posterde ÖDP imzası gördüm, yaklaştım baktım, Ökologisch -Democratiscshe Partei’ymiş, fotoğrafını çektim, Alper Taş’a yolladım, ‘Bizim eski parti’ yazdım altına da, üstünde de Elif’in fotoğrafı vardı, Die Linke yani Sol Parti’nin adayı, güçlü olasılıkla, kazanırsa Berlin Belediye Başkanı olacak, onu da çekip Alper’e yolladım yine, ‘Bizim yeni parti!’ yazdım altına da.

Sevgili Alper Taş, Karadenizli olduğu 40 metreden anlaşılan yol arkadaşımız. Sol Parti eski genel başkanımız, Beyoğlu Belediye Başkan adayımızdı çok da yaklaşmıştı. ÖDP de, ilgilenen Almanlar olursa diye yazıyorum, 1996’dan başlayarak Türkiye’de birkaç yıl sol rüzgarlar estiren, Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nin kısaltması, eski partimiz.  Beni konuk olarak çağıran Treptow-Köpenick Belediyesinin Başkanı Oliver İgel’i ziyarete Dorit, Sebastian ve Arzu ile gittik 10 Eylül günü.

Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan 2’li Yeni Rakı almıştım, yanında da iki kadeh. Birini Sebastian’a, birini de Başkan’a veririm diye düşünerek. Sebastian’a verdim rakıyı, biliyor, İstanbul’a ve Eskişehir’e birkaç kez gelmiş olduğu, Beyoğlu’nu da bildiği için, Berlin’de yaşayan genç bir sanatçı olduğu için de rakıya ‘yabancı’ değil!

Aslında Belediyenin ‘contact person’larından Hasan Çötok’a da dediğim gibi Sebastian ‘yabancı’ değil, ‘bizden biri’. Başkan’a Ara Güler’in siyahbeyaz İstanbul fotoğraflarından oluşan, Türkçe-İngilizce bir albüm armağan ettim, o da bana Köpenick’in eski zamanlarını yansıtan benzer bir albüm sundu. Armağanlaştık.  45 dakika kadar süren bu kabulde, nasıl çalıştığım, Berlin’le ilişkim gibi konular konuşuldu, ben sözü politikaya getirerek, bugün yapılan seçimler için başarılar diledim, Berlin’de de Elif’i desteklediğimi söyledim, AFD tehlikesinden de söz ettik.  Berlin’de Die kazandı, %25’i geçen bir oyla.

Fakat AFD burada da oylarını nerdeyse iki kat artırarak %17’ye çıkardı, SPD geriledi. Başka bir eyalette ise oylarını 20 puan artırarak yüzde 37’ye ulaşan AFD birinci parti oldu. Siyasal nedenlerle 12 Eylül 1980 askeri darbesinden kaçmak zorunda olan bir sol siyasi ve sendikacı babanın kızı Elif Eralp’in Berlin Belediye Başkanı olmasına ve eyalet başbakanı olma olasılığına çok sevindim.

Böylece Alper Taş’la dilediğimiz gerçekleşti. Ama bu yalnızca Berlin’le sınırlı bir başarı, diğer eyaletler?  NewYork, Paris, Berlin, Londra, Türkiye, pek çok başkentte ya da büyük kentte sosyalistler, sosyal demokratlar kazanıyor belediye başkanlıklarını, fakat diğer kentlerde? Türkiye 2023 yerel seçimleri bu açıdan çok farklı bir örnek olmuştu.

Nerdeyse tüm büyük kentleri ve pek çok kenti kazanmıştı sosyal demokratlar. Hiçbir başarının cezasız kalmayacağını bir kez de böyle deneyimledik, ama çok acı, feci bir süreç oldu, oluyor, sonunda kendilerinden olmayan hiçbir belediye bırakmayacak AKP!  İki hafta önce Saksonya-Anhalt’ta AFD yüzde 44 oy almıştı. Başbakan Metz, 20 Eylül’de de yüzde 37 oy alan AFD’yi işaret ederek Meckenlenburg-Vorpommern’deki seçim sonucunun güzelleştirilemeyeceğini söyledi, ‘bu bir felaket!’ dedi, evet.

  Politik kriz halkın gericilere, ırkçılara, faşistlere oy vermesi ve onları iktidara getirmesidir her yerde, sağın, aşırı sağın yarattığı, insanlara, toplumlara yaşattığı bir krizdir bu, iklim krizi de aşırı sağcı bir krizdir, ikisi birbirinden ayrılamaz. Çocuklarının, torunlarının kötü bir dünya ve bozulmuş bir doğada yaşamasını isteyenler onlara oy veriyor.  Günümüzü güzelleştiren Elif Eralp’se, Tarkan şarkılarıyla dans edilen kutlamalarda ‘Şehrimizde sevgi ve adalet, nefrete galip geldi!’ dedi. Bizim şehirlerimize ve ülkemize de bir gelse sevgi ve adalet!  Yeni tanıştığım Oliver İgel de başkanlık görevini sürdürecek oya ulaşmıştır umarım.

(Ulaşamamış ama Sol Parti’den bir kadın aday seçilmiş, Igel’e üzüldüm ama Sol Parti’nin kazanmasına sevindim. Darısı başımıza!)  Sevinmenin iyice zorlaştığı bir dünyada yaşamak çok zor! 

İlgili Haberler