25 September 2026, Friday
"Zaman atlaması, iki yıl geçmiş gibi hissettirdi"
Ekonomi

"Zaman atlaması, iki yıl geçmiş gibi hissettirdi"

SHOW TV'nin sevilen dizisi 'Muhtemel Aşk'ın 'Mine'si Evrim Doğan, 'Show Kuşu' adlı YouTube programına konuk oldu. Oyuncu; dizideki karakteri, partneri Cansel Elçin ile uyumu ve kariyer yolculuğu hakkında samimi...

SHOW TV'nin sevilen dizisi 'Muhtemel Aşk'ın 'Mine'si Evrim Doğan, 'Show Kuşu' adlı YouTube programına konuk oldu. Oyuncu; dizideki karakteri, partneri Cansel Elçin ile uyumu ve kariyer yolculuğu hakkında samimi açıklamalarda bulundu. Neşelenmeye, gülmeye çok ihtiyacımız var.

Dizi hemen o boşluğu doldurdu diye düşünüyorum. Aslında sadece komedi olması da değil, hikayenin çok gerçek olması buna sebep oldu. Gündelik hayatımızda komedi unsurları da var, hüzünlü taraflar da...

Yaşamak tam olarak böyle bir şey zaten. Muhtemel Aşk, yaşamın kendisini çok samimiyetle verdiği için seyirciyi yakaladı. Cansel ile tanıştığıma çok sevindim.

Şahsına münhasır, çok renkli bir insan; bir kere bilgi birikimi, tecrübesi ve oyunculuk geçmişi çok fazla. Sette herkese bu konuda çok destek oluyor, üstelik çok da eğlenceli biri. Partner olmak kolay bir şey değil çünkü sürekli bir alışveriş içinde olmanız gerekiyor.

O anlamda Cansel çok konforlu bir oyuncu, onunla oynamak inanılmaz keyifli. Çok alakamız yok. Yani şöyle benzer taraflarımız var tabii: Biraz onun o cesur tarafı, güçlü tarafı, olaylara müdahil olmayı sevme hali falan belki ortaklaşabiliriz; ama onun enerjisiyle benimki biraz farklı.

Ben daha tez canlı biriyim. O ise olayları daha çok bir süzgeçten geçirip, "Bir dakika, bir sakin olalım ya, bir saniye" diyen biri. Onun anaçlık yönü ve duygusu çok daha güçlü, bense daha çocuksu bir taraftayım.

Daha cesur, daha cesaretli olabilirdin derdim. Bence aşk biraz da nezaket ister diye düşünüyorum. Zaten Mine tam da bunu taşıyan bir karakter; bana oldukça nazik ve nezaket düzeyi yüksek bir kadın gibi geliyor.

Belki biraz böyle çocuk ruhlu, biraz stresle baş etmeye çalışan, son dönemde heyecanlı, hevesli, özgür ruhlu, rahat... Her şeyi biraz akışında ve rahat yaşamayı seven biriyim diyebilirim. Ya da en azından belli bir yaştan sonra biraz bunların peşine düşüyorsun da diyebilirim.

Önce okuduğumda da çok heyecanlandım. Dizide bir mevsim dönüşü yaşandı; yaz bitti ve şimdi gerçekten sonbahara geçtik gibi hissediyorum. Ben Muhtemel Aşk'ın o dört mevsimi yaşamasını istiyordum, bu sonbahar da diziye çok yakıştı.

Mesela Ayça'nın gösterdiği performansı izlerken çok heyecanlandım. Zaten çok yetenekli bir kadın oyuncu, fakat o zaman atlaması bize gerçekten bir iki sene geçmiş gibi hissettirdi. Halbuki aradan sadece bir hafta geçmişti.

Ufak eğitimler aldım. Şimdi böyle koca koca konuşmak istemiyorum bu konuda ama şeyi çok seviyorum: Hariçten gazel okumak insana iyi geliyor yani. Bir insanın hayatına yeniden bir şeyler eklemesi.

Yazarlık benim için öyle ama böyle çok 'Şunlara yazıyorum' yakın zamanda da diyemem. Bunlar için çok erken ama kafamdaki bazı projeleri hayata geçirmek için birtakım adımlar atıp kendimi oralara doğru yönlendirmeye çalışıyorum. Umarım da başarırım.

Cennet Mahallesi'nde ben sadece bir bölüm konuk oyuncu olarak yer aldım; bir ya da iki bölüm yani. Asıl ilk kariyerim, daha doğrusu sete girdiğim ilk iş Cennet Mahallesi değil, Bir İstanbul Masalı'dır. Bir İstanbul Masalı'nda, saygı duyduğum birçok insanın içine birden, sudan çıkmış balık gibi küçük bir hizmetçi rolüyle girmiştim.

Dolayısıyla Cennet Mahallesi tam olarak kariyerimin başı sayılmaz.

İlgili Haberler