29 September 2026, Tuesday
Yorgun Bir Sevdadır Memleket Hasreti
Ekonomi

Yorgun Bir Sevdadır Memleket Hasreti

İnsan, memleket hasretinin ne olduğunu gurbete düşünce daha iyi anlıyor. Memleket, yalnızca doğduğumuz yer değildir. İçinde çocukluğumuzun, anılarımızın, sevinçlerimizin ve yaşadığımız hayatın izlerini taşıdığımız...

İnsan, memleket hasretinin ne olduğunu gurbete düşünce daha iyi anlıyor. Memleket, yalnızca doğduğumuz yer değildir. İçinde çocukluğumuzun, anılarımızın, sevinçlerimizin ve yaşadığımız hayatın izlerini taşıdığımız yerdir.

Bir annenin avuç içi kadar sıcacık, eski sandıklarda saklı bir çocukluk kokusudur memleket hasreti. İnsan bazen uğultulu bir rüzgârın içinden geçerken ansızın kendi geçmişine dokunur. Bir cami duvarının gölgesinde unutulmuş sesler, bir çeşmenin musluğundan damla damla akan su gibi gelir insana.

Kimi zaman sabaha karşı öten bir ibibik kuşunun sesidir, kimi zaman uzakta yanan bir çoban ateşidir. Kalbin en sessiz yerinde oturup dinlenen bir sevda gibi, hiç konuşmadan çoğalır ve büyür. Dağların başında ağır ağır yürüyen gri, mavi ve beyaz bulutlar; çatlamış, susamış toprağa düşen yağmurun kokusu; tandır ekmeği gibi kokan sokaklar ve akşam üzeri evlerine dönen yorgun insanlar… Hepsi birer hatıradır.

Bazen bir bardak çay içerken duyduğumuz mutlulukta, bazen bir dost sohbetinde, bazen de çocukluğumuzun geçtiği sokakları hatırladığımızda çıkar karşımıza memleket hasreti. İnsan gurbete gidince anlıyor. Bir ovaya, bir dağa, bir meraya bakınca çocukluğunu görmek; bir kuş sesinde eski günleri yeniden yaşamakmış memleket hasreti.

Buğday kokulu, arpa kokulu köyün düşer ansızın aklına. Rüzgârın taşıdığı toprak kokusu dolaşır uykularında. Nasır tutmuş eller, kuraklıkta yağmuru bekleyen ekin tarlaları, akşam pencerenizden içeri süzülen huzur… Bunların her biri insanın gönlünde ayrı bir iz bırakır.

Ne kadar uzağa giderseniz gidin, insanın bir yanı hep eksik kalır. Çünkü insan, doğduğu topraklardan uzaklaştıkça orada bıraktığı çocukluğunu, ailesini, dostlarını ve yaşanmışlıklarını daha çok hatırlar. Memleket bazen bir köy yoludur, bazen bir çeşmenin başıdır, bazen bir dağın yamacıdır.

Bazen de yıllar önce içtiğiniz bir bardak çayın, duyduğunuz bir kuş sesinin veya yağmurdan sonra yükselen toprak kokusunun hatırasıdır. İnsan uzaklara gidince anlıyor: Memleket sadece doğduğun bir yer değilmiş; içinde yaşayan bir hayatmış meğer. Belki de bu yüzden memleket hasreti, yorgun düşmüş bir sevdanın adıdır.

İlgili Haberler