29 September 2026, Tuesday
Tarihte Karamanlıların İsimleri (III)
Ekonomi

Tarihte Karamanlıların İsimleri (III)

Ülkemizde en teferruatlısı İstanbul'daki Osmanlı Arşivi, olmak üzere Cumhuriyet dönemi ile ilgili Ankara'da Cumhuriyet Arşivi, Ankara'da Tapu-Kadostro Genel Müdürlüğü Arş, Ankara'da Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi,...

Ülkemizde en teferruatlısı İstanbul'daki Osmanlı Arşivi, olmak üzere Cumhuriyet dönemi ile ilgili Ankara'da Cumhuriyet Arşivi, Ankara'da Tapu-Kadostro Genel Müdürlüğü Arş, Ankara'da Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi, Ankara'da Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde ile İstanbul'da Meşihat Arşile İstanbul'da Atatürk Kütüphanesi'ne intikâl etmiş bir kısım arşiv malzemesi ve ayrıca yine İstanbul'da Topkapı Sarayı Arşivi bulunuyor. Bu arşivin tasnifinde bizim Osmanlı Arşivi'nden bazı arkadaşlar da çalışmıştı. Ben çalışmadım, zaten bunların kataloglarını Devlet Arşivleri'nin web sitesinde görmek mümkündür.

Bunun haricinde Ankara'da tarihi sonrasını ihtiva eden başta nüfus defterleri olmak üzere İçişleri Bakanlığı bünyesinde bir arşiv vardır. Türkiye'de Osmanlı Taşra Teşkilâtı'na âit önemli bir arşiv malzemesi yoktur. Bir ara Karaman Nüfus Müdürlüğü tarafından birkaç ismin okunmasına dair bana bir fotokopi gönderildi.

Okudum gönderdim. Karaman'a geldiğimde o zamanki müdire hanımdan o eski yazılı defterleri görmek için izin rica ettim, kesinlikle izin vermedi; dolayısı ile Karaman Nüfus Müdürlüğü bünyesindeki eski yazılı defter veya varsa, vesikaların mahiyetini bilmiyorum. Bundan da en azından harf inkılâbı öncesine dair eski yazı ile yazılmış nüfus kayıtları olduğu anlışılıyor.

Benim bildiğim istanbul dışındaki yerlerden Osmanlı Arşivi'ne intikâl ettirilmiş üzerinde durulacak en azından bir vilâyet arşivi yoktur. Bunun haricinde başta Venedik, Arnavutluk, Yunanistan, Sırbistan, Hırvatistan ve Bulgaristan'da muhafaza edilmiş arap harfli Osmanlı dönemi arşiv malzemesi olduğunu biliyorum. Larende'ye dair «arşiv» kayıtlarının bir kısmı başta Karamanlı âilesinin ve bazı bunların döneminden kalmış bazı kişilerin vakıflarına dair bazı vakfiyelerdir.

Bu vakfiyelerin büyük bir kısmı Ankara'da Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde bulunmakta olup, çok az kısmı da İstanbul Topkapı Sarayı Arşivi'ndedir. Osmanlı Arşivi'nde de bir kısım vakfiyeler var ise de, bunların içinde ben 'ye âit vakfiye bulamadım. Topkapı Sarayı Arişivi'ndeki Karaman Vakfiyelerinin en bilineni meşhur Karaman İmaret vakfiyesidir.

Topkapı Sarayı Arşivi'nde bulunan yine İbrahim Bey dönemine ait başka bir vakfiye 1426 tarihli bir «su vakfiyesi» olup[1], burada tabiatiyle isimler «vakıf isimleri» ve bazen «vakıf kurucuları» isimleridir; Bu vakfiyede «Türkçe» isim olarak «Ay Doğdu» şahıs ismi ile Gaferyad civarında «Gökçe kilise» yer ismi geçiyor. Bu «Gökçe Kilise»'nin neresi olduğunu tesbit edemedim. İlgili vakfiyede İbrahim Bey kendisinden «Tacüddin» lakabıyla ve «Dokuzuncu Karaman Hükümdarı» olarak bahseder.

Bilgilerimize ve Şikârî'de yazıldığına göre Karamanlıların bilinen ilk atası «Saddedin» isimli birisidir[2]; yine Şikarî'deki bilgilere göre kendisi bir «Oğuz» beyi olup, bunun ölümünden sonra «oğuz beyleri»nin re'yi ile Karamanlılar için esas meşhûr olan «Nure Sofu» veya «Nureddin Bey» «Oğuz Beyi» seçilmiştir.[3] Ancak Şikarî kitabını yayınlayan Metin Sözen-Necdet Sakaoğlu'nun giriş mahiyetinde yazdıkları metinde[4] «Şikarî»'ye istinaden «Sadeddin»'i «Babaîler isyânı»'na katılmış olarak göstermeleri tamamen yanlış olup, bu bilgi Şikarî'de bile «aynen» «Ol zamanda mezbûr Baba İlyâs’ın halifelerinden Nureddin Sofu derler bir sâhib-i rây ve sâhib-i tedbîr pîr vardı. Mezkûr Şeyh ana «İç-il» hilâfetin vermiş idi. Ol diyârda hem kadı hem halife idi.

Babaîlerin içinde ihtiyâr idi. Ol vakit ki Muhlis Paşa hurûc etmiş idi. Ol Nûreddin Sofu dünyâdan gitmiş idi» Buradan da anlaşılacağı üzere meselenin «Sadeddin» ile bir ilgisi olmayıp, doğrudan doğruya «Babaîler» harekâtına katılan «Nure Sofu»'dur.

Dolayısı ile son Karaman Beyi İbrahim Bey'in kendisine dokuzuncu derken kimleri gözardı etmiş olabilir?[5] İkincisi Karamanoğullarının son beyi olan Alaüddin Bey oğlu Mehmed Bey oğlu Tacüddin İbrahim 'in zamanımızda Karaman'da İmaret olarak bilinen câmiin, o tarihlerde bir külliye olduğu zamana, yani H. 835/ M. 1432 tarihli geniş bir vakfiyesidir.[6] Vakfiyeler ve vakıf kayıtları şu bakımdan mühimdir: Özellikle «vakfiyeler» herhangi bir yerde bulunan tarihi eski vakfa konu câmi, medrese, zaviye, tekke ve sair hayır eserlerine konu olan mülkleri vakfedenler ve vakf edilen bilhassa gayr-ı menkûller hakkında bilgi bulmak mümkündür.

Vakıflar ile ilgili Osmanlı Arşivi'nde pek çok vesika olmakla beraber esas doküman Ankara'da Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde bulunmaktadır. Larende ve vakıflar ile ilgili materyalin büyük ölçüde kullanıldığı İbrahim Hakkı Akman'ın son derece kıymetli çalışması Larende Eğitim Kurumları adlı tezi bulunmaktadır. Serpil Asar ise Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde bulunan XVI-XIX.

Yüzyıl Karaman Vakıfları'nı ne için kuruldukları nokta-i nazarından incelemiştir.[7] Üçüncüsü Osmanlı Devleti'nin Karaman İli'ni kesin olarak işgâl etmesini müteâkib, Kayseri ve civârının da ilâve edilmesi ile içinde 'nin de olduğu eski Karaman ülkesi, yeni Karaman Vilâyeti'nde vakıf isimlerini ihtivâ eden defter olup, bu defter hakkında «Karaman'a Dâir Çalışmalar» başlığı altında gerekli bilgi verilmiştir. Dördüncüsü ve en kapsamlısı tahminen 1500'lü yılların hemen başına âit mufassal tahrîr defteridir. Defterde tarih olmadığı ve defter muhtemel parçalara ayrılmış olduğu için tam tarihi tesbit edilemeyip, «II.

Bayezid devri» olarak tarihlenip, tasnif edilebilmiştir. Bunu müteâkib 1595 yılına kadar muhtelif aralıklarla yapılmış tahrirler olup, bunlara yeri geldikçe temâs edilecektir. Bunun gibi gerek Osmanlı Arşivi'nde ve gerek ise Tapu Kadastro Kuyud-ı Kadime Arşivi ile diğer bazı kütübhânelere intikal etmiş 1.200 civarında Osmanlı tahrir defteri olup, bunların neredeyse tamamı Prof.

Dr. Ömer Lütfi Barkan'dan başlamak üzere üniversitelerde bütün veya parça parça yüksek lisans ve doktora seviyesinde defalarca incelenmiştir. Bu çalışmalar genellikle «kazâ» veyâ «livâ» ölçeğinde yapılırken, bazı bölgelere ait defterler de çevrilip, yayınlanmıştır.

Bu defter ve daha doğrusu tahrir serisi düzenli olarak 1500'lü yıllardan 1600'lü yıllara kadar devam etmiş, bu tarih itibâriyle fetihlerin sona ermesinin yanı sıra devlet dâhilinde, devletin en zirvesine çıktığı Kanunî Sultan Süleyman'ın son zamanlarında ortaya çıkan ve genel olarak «Suhte» ve «Celâlî» ayaklanmaları olarak adlandırılan kargaşaların başlaması ile, artık tahrirler yapılamamıştır. Osmanlı Arşivi'nde Karaman Eyâleti ve dolayısı ile Konya defterleri içinde 1500-1600 yıllarını ihtivâ eden bir hayli , icmâ, vakıf ve timâr tevzi defterleri bulunmaktadır. Bu defterler serisinin sonuncusu ile Ankara Kuyud-ı Kadime Arşivi'ndedir.

kazâsı ile ilgili tahrir defterlerinden İbrahim Hakkı Konyalı ile Durmuş Ali Gülcan da bahsediyorlar; anladığım kadarı ile bunların bahsettiği defteri Ankara'daki son defterdir. Akademik olarak ise benim bildiğim iki çalışma var. Bunlardan birisi ve en doğrusu Osman Gümüşçü'nün Larende'de Nüfus ve Yerleşim konulu tezi, diğeri de Alaaddin Aköz'ün çalışmasıdır.

Bunların dışında Gülbalar Çiftçi tarafından hazırlanan 16. Yüzyıl Karaman Eyâleti Timar Düzeni adlı tezinin içinde Larende ve Larende civarındaki Karamanoğulları ile de bağlantılı timar-zeamet sahibi büyük aileler hakkında çok kıymetli bilgiler olup; Suat Yıldız'ın 1576-1577 tarihli timar defteri üzerinde çalışmıştır. Bunların haricinde Ayşegül Hüseyiniklioğlu'nun yine Karaman Eyâleti'nde Konar-Göçerler konulu tezinde de 1500-1600 yılları incelenmiş olup, dolayısı ile içinde Larende bölgesi de bulunmaktadır.

Mehmet Akif Erdoğru'nun yukarıda bahsini ettiğimiz Karaman Eyâyeti Vakıfları konulu makale serisinden başka yine Karaman Eyâleti Zaviyeleri ile Karaman Kanunnâmeleri adlı makaleleri de tahrir defterleri üzerine yapılmış çalışmalardır. 1600'lü yıllardan sonra istatistikî mâhiyette kayıtlar var ise de, bunlar ana hatları ile «sayılardan» oluşur. Şöyle ki, daha önce isim isim yapılan nüfûs ve vergi yoklamaları artık «birim birim» yani «mahalle mahalle», «köy köy» gibi toplu olarak yapılmıştır.

Biz bu tarz defterlere Osmanlı Arşivi literatüründe «Avârız Defterleri» diyoruz. «Avârız» -arıza- kelimesinin çoğuludur. Osmanlı Devleti bazı sıradışı ahâliden olağanüstü durum vergisini nâdiren alırken, özellikle 1600'lü yıllardan itibaren bu vergi neredeyse kalıcı hâle gelmiştir.

Karaman Şerʻiyye Sicilleri'ni incelediğimizde bazen bir ayda «2» defa vergi tahsil edildiği veya istenildiği görülür. Bu vergiler, bir vilâyette önce sancaklara, sancaklardan kazalara, kazalardan mahalle ve köylere taksim edilirdi; yani bir mahalle veya köyün vergisi «şu kadar» denilir, daha sonra o mahalle ve/veya köyde yaşayanlara taksim edilirdi; dolayısı ile bu vergi yükü yüzünden bir mahalle veya köyden herhangi bir vergi mükellefinin yer değiştirmesine çok zarurî bir gerekçe olmadıkça izin verilmezdi; çünkü herhangi bir vergi mükellefinin yaşadığı mahalle veya köyden ayrılması, onun vergi yükünün geri kalan mükelleflere yüklenmesi demek idi; hattâ Osmanlı Arşivi'ndeki vesikaların birinde şöyle bir yazışma görmüş idim: Karaman'ın «» mahallesi sâkinleri: «Bizim mahallemize «baş mahalle» muamelesi yaparak el-ân hâne sayımız şu kadar, nüfusumuz bu kadar olduğu hâlde siz bizden 20 sene önceki kayıtlara göre vergi talep ediyorsunuz!» diye şikâyette bulunmuşlardı. Çünkü  Osmanlı toplumu konar-göçeri çok bir toplum olduğu gibi, ziraî faaliyetlerin de aksamamasına özel bir önem göstermiş, ahâlinin ekip-biçtiği araziye terk etmesine mümkün olduğu kadar izin vermemiştir; herşeye rağmen muhtelif sebebler ile ekip-biçilen arazi «üç sene» boş bırakıldığı takdirde o arazi mutasarrıfının elinden alınmaktaydı.

Dolayısı ile «avarız» hesapları her 10, 11, hâneyi bir «vergi hanesi» kabul ederek, yapılıyordu. Bu kayıtlar bizim için şu açıdan önem taşıyor: Arazi tahrirlerinin yapılmadığı (daha doğrusu yapılamadığı) 1600-1830 yılları arasında herhangi bir yerleşim yerinin isim isim olmasa da, bir genelleme yapılarak hâne ve nüfûs sayısını yaklaşık bir hesap ile ortaya çıkarmak mümkündür. İstanbul Osmanlı Arşivi'nde 1640'lı yıllara âit tam tekmil 2 âdet Karaman Vilâyeti ve dolayısı ile Larende Kazâsı ile ilgili defter bulunuyor.

Buna benzer kayıtlar ayrıca Karaman Şerʻiyye Sicilleri'nin muhtelif defterlerinde de bulunuyor. Şahsen pek çok Osmanlı dönemi vakfiyesi okudum, üzerinde araştırma yaptım. Vakfın üç ana unsuru vardır: 1) Vakfın kurucusu, 2) Vakfedilen mü, 3) Vakfın amacı.

Dolayısı vakfın kurucusu o vakfın amacına uygun olarak bir geliri garanti edecek mülkü de bağışlamaklamakla mükelleftir. Bu amaç islâm geleneğinde hayır işleridir: cami, mescid, medrese, zaviye, tekke, bazen bir çeşme veya su kuyusu gibi menkûl olmayan hayır işleri olduğu gibi, evlenemeyenlerin evlendirilmesi, talebelerin okutulması, bir cami veya mescidin görevlilerinin nafakasını temin, ihtiyacı olanların iâşe ve ibâgibi hizmet amaçlı vakıflardır. Vakıfların çok çok büyük bir kısmı «evlâda meşrût» yani kendisinden sonra o vakfın malı-mülkü çocuklarına devredileceği şekilde kurulmuştur.

Dolayısı ile zaman içinde vakıflar zaman içinde pek çok çocuklar arasında miras kavgaları ile o vakıftan maaş alan görevlilerin bizzat kendileri ve mirasçılarının kavgalarına sebeb olmuştur. Arşivlerde bulunan vakfiyeler harici vakıf kayıtlarının çoğu vakıf muhasabeleri ve vakıf gelirlerinin paylaşılması ile ilgili davalardan ibarettir. Zaman içinde pek çok vakıf işlevini yitirdiği, mülkleri el değiştirdiği için «münderis» hale gelmişlerdir yani yok olup gitmişlerdir.

Karaman ölçeğinde ben 1830-1840'lı yıllarda 77 fakıf tesbit ettim. Buna göre gerek Karaman şehri içinde ve gerek ise köylerindeki pek çok mülk muhtelif vakıfların mülkü ve akarı olarak görünüyor. Mesela Boyalı köyü  tamamen Aktekke câmii vakfı olarak görünür.

[1] TSM.A.e, Numara: 1295/7[2] Şikarî, v. 6b[3] Şikarî, aynı yer[4] Karamannâme, s. 21[5] Karamanlı âilesi: 1) Nure : Burada adı geçen Evliya ismini ben Faruk Sümer'in İslâm Ansiklopedisi'nin, İngilizce ikinci baskısına yazdığı  Karamanoğulları ile ilgili makalede gördüm; fakat Osmanlı Arşivi'nde incelediğim bir vesikada adı geçen Evliya'dan Karaman Bey'in oğlu 4.

Karaman beyi Mahmud'un öz amcası olarak bahsediyor ki; bu durumda Nure Sofu'nun Zeynü'l-Hac, Karaman, Bunsuz'dan başka bir de Evliya isimli oğlu var demektir. Aşağıda görüleceği üzere Evliya ismi Karaman'da yaygın olarak kullanılan isimlerden birisidir. 2) , 4) Mecdüddin , 5) Yahşi 6) Bedreddin İ, 6) , 7) Alaü, 8) , 9) Tacüddin İ[5]).

Bu numaralandırma tarafımdan yapılmış olup, Tacüddin İbrahim Bey'in, kendisinden «dokuzuncu» olarak bahsetmesi ile, kimi veyâ kimleri gözardı ettiği meselesi biraz karışıktır.[6] Bu uzun vakfiyeyi önce İsmail Hakkı Uzunçarşılı («Karamanoğulları Devri Vesikalarından İbrahim Bey'in Karaman İmareti Vakfiyyesi», Belleten, I/, s. 56 vd.)ve daha sonra Karaman'da Durmuş Ali Gülcan. Uzunçarşılı'nın yayınını taklit ederek Karaman'da yayınlamıştı vakfiyeyi ilk olarak yayınlayan Uzunçarşılı «yazısı girift olan bu vakfiyeyi istinsah ettirmek için Muallim Kilisli Bay Rifat'ı Topkapı Sarayı Kütüpanesine kadar götürdüm ise de yazının girift ve tahrir tarzının muğlak olmasından ve uzun zaman uğraşılacağından ve daha birtakım külfetlerden bahs ile itiraz etmişti.

Değerli arkadaşımız Topkapı Sarayı Müze ve Kütüpanesi Müdürü Bay Tahsin vasıtasiyle vakfiyenin fotoğrafını aldırarak, Umumi Kütüphane Müdürü Fazıl üstadımız Bay Ismail Saib'e getirdim. Bu yüksek Türk âlimi bir hafta zarfında bu muğlak metni okudu ve bütün müşkülleri halletti; kıymetli üstada candan teşekkürler ederim» demiştir. Nihayet son olarak içinde bu vakfiyenin de bulunduğu 8 vakfiye üzerine Ahmet Gümüştop adlı birisi Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi'nde «master» tezi olarak hazırladı: Karamanoğlu Beyliği Dönemi Şehri Vakfiyeleri, Danışman: Mustafa Yıldırım, Konya 2019.

Gümüştop'un hazırladığı bu çalışma okuma, çeviri, yorum, bilgi açısından külliyen yanlıştır; verilen bilgilerin hiçbirisi doğru değildir; aynı master tezini de herhangi bir düzeltme yapmadan, noktasına virgülüne dokunmadan ekleyerek aynı hatalar ile bir de doktora tezi hazırlamıştır. Karamanoğlu Beyliği Dönemi Vakfiyeleri ve Mimari Eserleri, Danışman: Mustafa Yıldırım, Konya 2025. Bu özellikle yer ve şahıs isimlerinin okunması külliyen yanlış olduğu gibi, bu konuya dair yapılan açıklamalar da alâkasızdır.

Demekki tez danışmanı ve tez jürisi veya dışarıdan birileri de kendisini uyarmamış.[7] Ben bu çalışması vesilesi ile kendisi ile irtibat kurup, yaptığı çalışmada "Karaman Vakıfları konulu bir tezde neden Yunus Emre ile ilgili bahis bulunmadığını" sorduğumda, araştırmasında, Vakıflar Arşivi'nde böyle bir vakfiye

İlgili Haberler