25 September 2026, Friday
Mazot, Gübre ve Çiftçinin Çilesi: Emeğin Karşılığı Bu Olmamalı
Ekonomi

Mazot, Gübre ve Çiftçinin Çilesi: Emeğin Karşılığı Bu Olmamalı

Anadolu’nun sarı başaklı ovalarından tarlaya dökülen her damla alın teri, asırlardır bu toprakların ekmeğini, bereketini var etmiştir. Memleketin "tahıl ambarı" sayılan İç Anadolu’nun uçsuz bucaksız bozkırlarından Konya...

Anadolu’nun sarı başaklı ovalarından tarlaya dökülen her damla alın teri, asırlardır bu toprakların ekmeğini, bereketini var etmiştir. Memleketin "tahıl ambarı" sayılan İç Anadolu’nun uçsuz bucaksız bozkırlarından Konya ve Karaman’ın bereketli topraklarına kadar uzanan bu kadim coğrafya, yüzyıllardır bu ülkenin mutfağının ve ekmeğinin güvencesi olmuştur. Ancak bugün tarladan sofraya uzanan o kutsal zincirin en başındaki kişi olan çiftçi; artan masraflar, değersizleşen ürün fiyatları ve her geçen gün ağırlaşan borç yükünün altında adeta ezilmektedir.

Ekmekten makarnaya, yemden süte kadar her şeyin temeli olan buğdayda ve arpada yaşanan bu adaletsiz hesaplar, sadece üreteni değil, bütün ülkenin geleceğini tehlikeye atmaktadır. Ancak bu rakamlar, durmadan artan pahalılık ve tarlaya yapılan masraflar karşısında yetersiz kalmaktadır. Çiftçinin eline geçen para, tarlaya ektiği tohumun parasını bile karşılamaktan uzaktır.

Ürünün değeri ya yerinde saymakta ya da enflasyonun çok gerisinde kalmaktadır; ama tarlayı süren motoru çalıştıran, toprağı besleyen her şey her gün zamlanmaktadır. Litre fiyatı 100 liraya dayanan mazot, çiftçinin belini büken en büyük dertlerden biridir. Traktörün kontağını çevirmek, tarlayı sürmek, ekin ekip biçmek artık neredeyse imkânsız hâle gelmiştir.

Bu durum, buğday ve arpa ekenler için adeta vicdan sızlatan bir tablo ortaya çıkarmaktadır. Çiftçinin traktörünün deposuna 1 litre mazot koyabilmesi için tarlasından hasat ettiği buğdaydan 5,5 ila 6,5 kiloyu gözden çıkarması gerekmektedir. Tarım borsasındaki rakamlara bakıldığında ise 1 litre mazot alabilmek için neredeyse 7 ila 8 kilo arpa satmak şart olmaktadır.

Ömrünü toprağını işleyerek geçiren bir insan, ürettiği mahsulle traktörüne mazot bile alamaz duruma gelmişse orada artık tarımdan, üretimden söz etmek imkânsızlaşır. Üstelik masraf sadece mazot ve gübreyle bitmemektedir. Çiftçinin sırtındaki yükü artıran başka dertler de vardır.

Kaliteli ve hastalıksız ürün almak için şart olan sertifikalı tohumlar ile yabancı otlara ve hastalıklara karşı kullanılan tarım ilaçları, her sezon başında çiftçinin cebini yakmaktadır. Kendi toprağı olmayıp tarlasını icarla ya da parayla kiralayan üreticiler için dönüm başına ödenen kiralar, elde edilen bütün kazancın büyük kısmını alıp götürmektedir. Traktörün bozulan yedek parçasından lastiğine, hasat zamanı gelen biçerdöver parasından ürünün nakliyesine ve tarlada ter döken işçinin yevmiyesine kadar her şey ateş pahasıdır.

Karaman Ziraat Odasının yaptığı saha hesaplamalarına göre; tarlayı sürmekten harmana kadar 1 dekar buğdayı üretmenin brüt masrafı 7 bin lirayı çoktan aşmış durumdadır. Devletin verdiği az buz tarımsal destekler hesaba katıldığında bile masraf çiftçinin sırtından inmemekte, elde edilen ürün parası bu kadar borcu karşılamaya yetmemektedir. Karaman’ın, Konya’nın ve bütün Türkiye’nin ovalarında toprağına bağlı kalıp inançla üretim yapmaya çalışan çiftçi, borç batağının içinde kıvranmaktadır.

Eğer çiftçi tarlaya küser, üretimden vazgeçerse yarın bu ülkenin 85 milyonu ekmeği, unu, eti, sütü çok daha pahalıya dış ülkelerden almak zorunda kalacaktır. Gıda üretimi bu memleketin en büyük güvenlik meselesidir; bu yüzden mazot, gübre ve tohum gibi en temel girdilerdeki vergiler ve yükler acilen hafifletilmelidir. Devlet desteği çiftçi tarlaya giderken, ekim zamanı verilmeli; ürün fiyatları da hayat pahalılığı karşısında ezilmeyecek şekilde ayarlanmalıdır.

Unutulmamalıdır ki tarladaki bu yangın söndürülmezse yarın ne mutfaktaki yangın söner ne de çiftçinin huzuru kalır.

İlgili Haberler