Köyün Işığı: Köy Okulları
Öğrenci sayısına bakıp bir köy okulunun kapısına kilit vurmak, sadece bir binayı kapatmak değildir; o köyün ışığını, neşesini, rehberini ve geleceğini elinden almaktır. Eylül’ün Tatlı Heyecanı ve İçimizdeki Burukluk...
Öğrenci sayısına bakıp bir köy okulunun kapısına kilit vurmak, sadece bir binayı kapatmak değildir; o köyün ışığını, neşesini, rehberini ve geleceğini elinden almaktır. Eylül’ün Tatlı Heyecanı ve İçimizdeki Burukluk Eylül geldi mi, içimizi hep tatlı bir heyecan kaplar. Anadolu’da eylül; sadece sonbaharın gelişi değil, okulların açılması, çocukların cıvıl cıvıl sokaklara dökülmesi demektir.
Bu yıl da 2026-2027 eğitim öğretim yılı başlıyor. 7 Eylül’de miniklerimiz uyum haftasıyla okula ilk adımlarını atacak; 14 Eylül’de ise tüm öğrencilerimiz ders başı yapacak. Bütün öğrencilerimize zihin açıklığı, öğretmenlerimize de kolaylıklar ve başarılar diliyorum.
Ama her eylül ayında bu güzel heyecanın yanına oturan bir burukluk var içimizde: Kapısına kilit vurulmuş o köy okullarımız… Bugün, “öğrenci sayısı az” denilerek birer birer kapatılan köy okullarına şehirdeki masa başından bakınca belki sadece birer bina görünüyor. Ama hiç de öyle değil! Köyde okul kapatmak, sadece binayı kapayıp kapıya kilit vurmak demek değildir.
Okul kapandı mı, köyden öğretmen de gider. Öğretmen gitti mi; o köyün rehberi, ışığı, neşesi çekip gider… Bizim çocukluğumuzda öğretmen, sadece derse girip çıkan biri değildi ki… Akşamüstü köyün kahvesine gelir; erkeklerle oturup memleket meselelerini, tarımı, hayvancılığı konuşurdu. Köy odasında kadınları toplar; sağlığı, çocuk bakımını, hayatı anlatırdı.
Öğretmen; köylünün dert ortağıydı, köyün üretimine ve gelişmesine el verirdi. Hüyükburun’dan Anadolu’ya Uzanan Bir Vefa Öyküsü Ben ilkokulu kendi köyümde, Ayrancı’nın Hüyükburun köyünde okudum. Yıllar geçse de öğretmenlerimizin üzerimizdeki emeğini hiç unutamam.
Okul müdürümüz Vahit Hayta, öğretmenlerimiz Mehmet Kasa ve Belgıya Öcal… Bize sadece okuma yazma öğretmediler; bizim dünyamızı, ufkumuzu genişlettiler. Bayramlarımızı bir düşünün… 23 Nisanlar, 29 Ekimler sadece çocukların değil; yediden yetmişe bütün Hüyükburun’un bayramı olurdu! Okulun bahçesi köylülerle dolar, o coşku bütün köyü sarardı.
Öğretmenlerimiz her birimizin yeteneğini fark eder; ailelerimizle konuşup bizleri okumaya teşvik ederdi. İşte bu yüzden Ayrancı’da ve Hüyükburun gibi köylerimizde okuma oranı her zaman çok yüksek oldu. Şimdi soruyorum: “Üç beş çocuk var.” diye Hüyükburun’u ve diğer köylerimizi öğretmensiz bırakmak doğru mu acaba?
Öğrenci sayısına bakılmadan Hüyükburun’da da, Ayrancı’nın ve Anadolu’nun her bir köyünde de o okullar yeniden açılmalı. Köye öğretmen gelmeli! Çünkü öğretmen gelirse köy canlanır; öğretmen gelirse köylü bilinçlenir, üretim artar.
Bu vesileyle, üzerimizde büyük emekleri olan, Hüyükburun’un ufkunu açan ve bugün aramızda olmayan çok sevgili öğretmenlerim Vahit Hayta ve Mehmet Kasa’ya Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânları cennet olsun… Bizlere emeği geçen kıymetli öğretmenim Belgıya Öcal’a ise sağlıklı, hayırlı ve uzun bir ömür diliyorum. Köy okullarının zil sesleriyle yeniden çınladığı, çocuk seslerinin köylere yeniden hayat verdiği günleri görmek dileğiyle… Yeni eğitim ve öğretim yılı hayırlı olsun!



