Karaman’da Pansiyonlar Kız ve Erkek Öğrenciler İçin Ayrılıyor: Hamza Şanlıtürk’ten Tepki
Gündem

Karaman’da Pansiyonlar Kız ve Erkek Öğrenciler İçin Ayrılıyor: Hamza Şanlıtürk’ten Tepki

Karaman’da öğrenci pansiyonlarının kullanımına ilişkin hazırlanan inceleme raporu tartışmaları beraberinde getirdi. Raporda, karma kullanılan pansiyonların yalnızca kız ya da yalnızca erkek öğrencilerin barınacağı...

1 okuma

Karaman’da öğrenci pansiyonlarının kullanımına ilişkin hazırlanan inceleme raporu tartışmaları beraberinde getirdi. Raporda, karma kullanılan pansiyonların yalnızca kız ya da yalnızca erkek öğrencilerin barınacağı şekilde yeniden düzenlenmesinin planlandığı belirtildi. Konuya ilişkin yazılı açıklama yapan Eğitim-İş Karaman Şube Başkanı Hamza Şanlıtürk, söz konusu düzenlemeye tepki gösterdi.

Şanlıtürk’ün Eğitim-İş Karaman Şube Başkanı olduğu Eğitim-İş’in 2026 tarihli açıklamalarında da yer alıyor. Şanlıtürk, yangın güvenliği gerekçesiyle öğrencilerin barınma düzeninin değiştirilmesi yerine, pansiyonlardaki teknik eksikliklerin giderilmesi gerektiğini savundu. Yangın merdivenleri, kaçış yolları, yangın kapıları ve gerekli güvenlik sistemlerinin tamamlanması gerektiğini ifade eden Şanlıtürk, kız ve erkek öğrencilerin aynı pansiyon binasında bulunmasının yangın riskini artırdığına ilişkin somut bir tespit ortaya konulmadığını ileri sürdü.

Öğrencilerin kendi okullarının pansiyonlarından çıkarılarak başka okulların pansiyonlarına gönderilmesinin ulaşım, güvenlik, etüt düzeni ve okul aidiyeti açısından sorunlara yol açabileceğini belirten Şanlıtürk, Karaman İl Millî Eğitim Müdürlüğüne de çeşitli sorular yöneltti. Karaman’da öğrenci pansiyonlarına ilişkin hazırlanan inceleme raporu, yangın güvenliğiyle sınırlı teknik bir düzenlemenin çok ötesine geçmektedir. Karma kullanılan pansiyonların yalnızca kız ya da yalnızca erkek öğrencilerin barınacağı şekilde yeniden düzenlenmek istenmesi, iktidarın ve Millî Eğitim Bakanlığının yıllardır karma eğitime yönelik sürdürdüğü tartışmaların ve uygulamaların yeni bir halkasıdır.

Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in karma eğitime ilişkin yaklaşımı bilinmektedir. Tekin, daha MEB Müsteşarı olduğu dönemde “karma eğitimi zorunlu kılan bir hüküm yok” diyerek bu konudaki tutumunu ortaya koymuş; Bakanlığı döneminde ise kız çocuklarının okullaşmasını gerekçe göstererek “gerekirse kız okulları da açabilmeliyiz” açıklamasını yapmıştır. Bakanlık, yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrencilerin eğitim gördüğü okulların açılmasının önünde hukuki bir engel bulunmadığını da açıkça savunmuştur.

Dolayısıyla Karaman’da önümüze konulan raporu, yıllardır sürdürülen bu politikadan bağımsız değerlendirmek mümkün değildir. Karma eğitimi doğrudan ortadan kaldırmak yerine, istisnaları genişleten, kız ve erkek öğrencileri eğitim yaşamının farklı alanlarında birbirinden ayırmayı olağanlaştıran bir anlayışla karşı karşıyayız. Şimdi aynı anlayışın pansiyonlara taşındığını görüyoruz.

Üstelik bu kez gerekçe yangın güvenliğidir. Yangın güvenliğinin kız öğrencisi, erkek öğrencisi olmaz; eksik varsa giderilir, önlem gerekiyorsa alınır. Yangın merdiveni yapılır, kaçış yolları düzenlenir, yangın kapıları ve gerekli güvenlik sistemleri tamamlanır, bina mevzuata uygun hale getirilir.

Kamu idaresinin sorumluluğu budur. Karaman’da ise gerekli teknik yatırımların yapılması yerine pansiyonların kız ve erkek öğrenciler arasında paylaştırılması, öğrencilerin kendi okullarının pansiyonlarından çıkarılarak başka okulların pansiyonlarına gönderilmesi planlanmaktadır. Bu nedenle soruyoruz: Yangın güvenliği sorunu nasıl oldu da kız ve erkek öğrencilerin ayrılması sorununa dönüştü?

Hazırlanan rapor bu soruya yanıt vermemektedir. Karma pansiyon uygulamasının neden sürdürülemeyeceği ortaya konulmadan, pansiyonların yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrenciler için düzenlenmesi daha başlangıçta esas alınmış; değerlendirmeler bu tercih doğrultusunda şekillendirilmiştir. Karma pansiyon uygulamasını imkânsız hale getiren teknik, hukuki veya bilimsel bir zorunluluk ortaya konulmamıştır.

Kız ve erkek öğrencilerin aynı pansiyon binasında bulunmasının yangın riskini artırdığına ilişkin somut bir tespit de yoktur. Buna rağmen binaya ilişkin teknik bir sorun üzerinden öğrencilerin barınma düzeni değiştirilmek istenmektedir. Örneğin Sosyal Bilimler Lisesinde okuyan bir kız öğrenci, kendi okulunun pansiyonunda kalabilecekken başka bir Anadolu ya da meslek lisesinin pansiyonuna gönderilecek; her gün kaldığı pansiyon ile kendi okulu arasında gidip gelmek zorunda bırakılacaktır.

Pansiyon, öğrencinin yalnızca gece kaldığı bina değildir. Etüt düzeni, arkadaş çevresi, öğretmenleriyle ilişkisi, okul aidiyeti, ulaşımı ve güvenliği eğitim yaşamının parçalarıdır. Bütün bunlar göz ardı edilerek öğrencileri bir pansiyondan diğerine dağıtmak, çocukların eğitim yaşamını idari kolaylığa feda etmektir.

Raporda “kamu kaynaklarının etkin kullanılması” ve “kamu yararı” ifadeleri sıkça tekrarlanmasına rağmen, karma pansiyonların hangi kamu zararına yol açtığını gösteren bir mali analiz bulunmamaktadır. Yangın güvenliği için gerekli yatırımlar ile önerilen yeni sistemin maliyeti karşılaştırılmamış; öğrencilerin başka pansiyonlara gönderilmesinin yaratacağı ulaşım, güvenlik ve sosyal sonuçlar hesaba katılmamıştır. Yangın merdiveni yapmanın maliyetinden kaçınırken öğrencilerin yaşamını yeniden düzenlemek kamu yararıyla açıklanamaz.

Üstelik bütün bunlar, Millî Eğitim Bakanlığında laik ve bilimsel eğitimin alanının yıllardır daraltıldığı bir dönemde yaşanmaktadır. Bakan Yusuf Tekin, kamuoyunda cemaat ve tarikatlarla ilişkili oldukları gerekçesiyle eleştirilen vakıf ve dernekleri “STK” olarak tanımlamış, bu yapılarla protokol yapmayı sürdüreceklerini açıkça ifade etmiştir. ÇEDES başta olmak üzere çeşitli protokollerle din görevlilerinin ve dini yapıların eğitim alanındaki etkisi genişletilirken karma eğitim konusunda da sürekli yeni istisnalar tartışmaya açılmaktadır.

Bu siyasi ve idari tablo ortadayken Karaman’da hazırlanan raporun yönünü yalnızca birkaç binanın yangın merdiveni sorunuyla açıklamak mümkün değildir. Karaman İl Millî Eğitim Müdürlüğü bu raporu hangi ihtiyaç üzerine hazırlamıştır? Pansiyonların kız ve erkek öğrenciler için ayrılması yönünde Bakanlıktan ya da başka bir makamdan bir talimat, tavsiye veya yönlendirme yapılmış mıdır?

Bu soruların açıkça yanıtlanmasını istiyoruz. Çünkü eğitim sisteminde son yıllarda karşılaştığımız uygulamalar, birbirinden kopuk ve tesadüfi kararlar değildir. Laik, bilimsel ve kamusal eğitimin alanı daraltılırken dini vakıf ve derneklerin okullardaki faaliyet alanı genişlemekte; karma eğitim ise her fırsatta yeniden tartışmaya açılmaktadır.

Karaman’daki girişimin de bu politik iklimden bağımsız olmadığını düşünüyoruz. Karma eğitim, Millî Eğitim Bakanlığının bina kullanımına, maliyet hesabına ya da siyasi tercihlere göre daraltabileceği bir ilke değildir. Millî Eğitim Temel Kanunu açık biçimde karma eğitimi esas kabul etmektedir.

İstisnaların sürekli genişletilmesi yoluyla esasın içinin boşaltılmasına izin vermeyeceğiz. Bugün pansiyonları ayırırsınız, yarın sınıfları, laboratuvarları, sosyal alanları tartışmaya açarsınız. Kız ve erkek öğrencilerin eğitim yaşamında birbirinden ayrılmasını adım adım olağanlaştıran her uygulama, karma eğitimi fiilen aşındırır.

Yangın güvenliği sorunu varsa gerekli yangın merdivenleri neden yapılmamaktadır? Mevcut pansiyonların güvenli biçimde kullanılmasını sağlayacak teknik yatırımlar neden öncelikle değerlendirilmemiştir? Kız ve erkek öğrencilerin aynı pansiyon binasında bulunması hangi somut yangın riskini doğurmaktadır?

Bir öğrenciyi kendi okulunun pansiyonundan çıkarıp başka bir okulun pansiyonuna göndermek hangi yangın riskini ortadan kaldıracaktır? Pansiyonların cinsiyet esasına göre ayrılması yönünde Bakanlıktan herhangi bir talimat veya yönlendirme gelmiş midir? Velilerin, öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin görüşleri alınmış mıdır?

Eğitim-İş olarak uyarıyoruz: Yangın güvenliği için gerekli bütün önlemler derhal alınmalı, pansiyonlar mevzuata uygun hale getirilmeli ve öğrencilerin kendi okullarındaki pansiyonlarda güvenli biçimde barınmaları sağlanmalıdır. Yangın güvenliği üzerinden karma pansiyonların tasfiyesine ve karma eğitimin adım adım aşındırılmasına izin vermeyeceğiz. Bakan Yusuf Tekin de bilmelidir ki karma eğitim, Cumhuriyet’in eğitim alanındaki en önemli kazanımlarından biridir.

Cemaat ve tarikatların eğitim anlayışına göre değil; laik, bilimsel ve çağdaş eğitimin gereklerine göre hareket etmek Millî Eğitim Bakanlığının anayasal ve kamusal sorumluluğudur. Yangın merdivenini yapın, öğrencileri ayırmayın.Teknik eksiklikleri giderin, karma eğitime dokunmayın. Eğitim-İş, öğrencilerimizin eğitim ve barınma hakkına, laik ve bilimsel eğitime ve karma eğitim ilkesine yönelik her müdahalenin karşısında olacaktır.

İlgili Haberler