Karaman’da Gençlik ve Dayanışma Bereketi
Üniversite yılları, yalnızca amfilerde dirsek çürütülen ya da teorik bilgilerin kitap sayfalarından zihne kazındığı bir dönem değildir. Hayatın gerçek yüzüyle tanışıldığı, gençlerin kendi ayakları üzerinde durma...
Üniversite yılları, yalnızca amfilerde dirsek çürütülen ya da teorik bilgilerin kitap sayfalarından zihne kazındığı bir dönem değildir. Hayatın gerçek yüzüyle tanışıldığı, gençlerin kendi ayakları üzerinde durma mücadelesinin en samimi adımlarını attığı bir köprü zamandır. İşte tam da bu dönemde gençlerden gelen "Abi, bana bir iş lazım" talebi; sadece bir cep harçlığı arayışı değil, emeğiyle var olma ve kimseye yük olmadan okuma arzusunun en net sesidir.
Ancak iş dünyasının katı mesai kuralları her zaman öğrencilerin ders programlarıyla örtüşmez. "Haftada bir-iki gün gelebilirim" diyen bir gence kapıların kolayca kapandığı bir düzende, fırsatları görebilmek ve o fırsatlardan iyilik halkaları üretebilmek ayrı bir hassasiyet gerektirir. Karaman’da elma sezonunun açılmasıyla birlikte gerek bahçelerdeki hasat gerekse soğuk hava depolarındaki günlük işler, geleceğini inşa eden üniversiteli gençlerimiz için benzersiz bir kapıya dönüşüyor.
Türkiye’nin elma ambarı Karaman, sonbaharın gelişiyle birlikte devasa bir istihdam hareketliliğine ev sahipliği yapıyor. Derse girmediği boş günleri değerlendirmek ve kendi imkânlarıyla eğitimini sürdürmek isteyen öğrencilerimiz için hem dalından elma toplamak hem de soğuk hava depolarında paketleme, tasnif ve taşıma gibi işlerde çalışmak büyük bir fırsat sunuyor. Kendi imkânlarımızla organize ettiğimiz servislerle sabahın erken ışıklarında yola çıkarken, otobüsteki her bir gencin yüzünde aynı kararlılığı ve azmi görmek mümkün.
Bahçelerde toplanan ya da soğuk hava depolarında emekle işlenen her bir elma; bir öğrencinin kitap parası, bir diğerinin yurt taksiti, bir başkasının ise ailesine yük olmadan harçlığını çıkarma gururudur. Normal şartlarda haftada 1-2 gün çalışabileceği bir iş bulmakta zorlanan gençler, bu dayanışma sayesinde hem eğitimlerinden geri kalmıyor hem de alın terleriyle helal kazancın tadına varıyor. Mesele sadece bir iş organizasyonu yapmak değil; mesele bir gencin hayatına dokunabilmek, ona vesile olabilmektir.
Bir genci üretime katabilmek, kendi emeğinin kıymetini hissettirebilmek ve zor anında elinden tutabilmek, dünyevi her türlü kazancın üzerindedir. Karaman, elma bahçeleri ve soğuk hava depolarıyla sadece kent ekonomisini canlandırmıyor; üniversite öğrencilerinin geleceğe güvenle bakmasını sağlayan dev bir dayanışma alanına dönüşüyor. Gençlerimiz bu günlük işlerde çalışırken sadece harçlıklarını çıkarmakla kalmıyor; el emeğinin değerini, birlik olmanın gücünü ve hayatın zorlukları karşısında dik durmayı öğreniyor.
Bugün o bahçelerde ve depolarda emek veren evlatlarımız, yarın mesleklerini ellerine aldıklarında bu dayanışmayı ve alın terinin kutsallığını daima yüreklerinde taşıyacaklar. Toprağın bereketini gençliğin enerjisiyle buluşturan tüm gönül dostlarına ve bu yolda emeğini esirgemeyen evlatlarımıza selam olsun. Gençlerimize bu imkânı sunarak kapılarını ve gönüllerini açan MCA Fruit ailesine ve Sn.
Muhammed Çalış’a şahsım ve gençlerimiz adına teşekkür ederim. Bereketimiz daim, dayanışmamız baki kalsın



