Kabine Toplantısı kararları açıklandı!
Gündem

Kabine Toplantısı kararları açıklandı!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Kabine Toplantısı'nda ülke gündemindeki önemli gelişmeler değerlendiriliyor. Ekonominin son durumu, enflasyonla mücadele ve Terörsüz Türkiye sürecinin...

2 okuma

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Kabine Toplantısı'nda ülke gündemindeki önemli gelişmeler değerlendiriliyor. Ekonominin son durumu, enflasyonla mücadele ve Terörsüz Türkiye sürecinin yanı sıra iç ve dış politikadaki gelişmelerin de toplantının gündeminde yer aldı. Kabinede alınan kararların hangi alanlarda düzenleme ve yeni adımlar içereceği araştırılıyor.

Peki, Kabine Toplantısı kararları açıklandı mı, 25 Ağustos 2026 Kabine Toplantısı kararları ve sonuçları nelerdir? İşte 25 Ağustos 2026 Kabine Toplantısı'na ilişkin son gelişmeler... KABİNE TOPLANTISI KARARLARI AÇIKLANDI MI?

Kabine Toplantısı kararları Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklandı. KABİNE TOPLANTISI KARARLARI VE SONUÇLARI Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle: Bugün bir kez daha Belh ve Buhara ile Kubbetülislam unvanına sahip üçüncü şehir olan Ahlat'tayız. Ahlatlı kardeşlerimizle beraberiz.

Üzerinde bulunduğumuz topraklarda din, devlet için şehadetle ve gazilikle şereflenen büyüklerimizi rahmetle yâd ediyorum. Malazgirt mücahitlerinin izinden giderek ilk fetihlerden İstiklal HArbimize, terörle mücadeleden 15 Temmuz'a kadar Türkiye'yi canından aziz bilen, kanıyla, canıyla milletimizi bugünlere getiren cümle kahramanlarımıza Rabbimden rahmet niyaz ediyorum. Ahlat'a her gelişimizde ilçemizin her alanda kat ettiği mesafeyi görmekten büyük memnuniyet duyuyorum.

Belediyelerimiz bir taraftan valiliğimiz diğer taraftan Okçular Vakfımız öbür taraftan hep birlikte Ahlat'ın tarih, kültür ve çekim merkezi olması için gayret sarf ediyor. Ahlat'ı hak ettiği konuma getirmek için her türlü yatırımı yapıyor, Ahlat'ın ihtiyaçlarını bizzat takip ediyoruz. Sadece Malazgirt Zaferi kutlamalarımız değil kabine toplantılarımız da artık geleneksel hale geldi.

Toplantımızda dış politika, ticaret, güvenlik ve terörsüz Türkiye sürecimiz başta olmak üzere ülkemizi ilgilendiren kritik başlıkları istişare ettik. Hükümet olarak çevremizde yaşanan çatışmalara rağmen Türkiye'yi kalkınma ve refah rotasında tutmak için yoğun çaba harcıyoruz. İstihdam, ihracat, tarım ve turizme bir çok alanda hedeflerimize bağlı kalmayı sürdürüyoruz.

Adeta bir kriz fırtınası yaşadığımız sancılı dönemi popülizme tevessül etmeden milletin kaynaklarını büyük özenle koruyarak dinamik süreçle ve başarıyla yönetmenin çabasındayız. İran-Amerika geriliminin şok dalgası tesirini yitirdikçe inşallah bunun sokağa, çarşıya, pazara, günlük yaşama yansımalarını çok daha net görme imkanı bulacağız. Türkiye Allah'ın izniyle doğru yoldadır.

İstikameti bellidir. Eninde sonunda menziline ulaşacaktır. Bu zorlu yolculukta ülkemizin en büyük şansı tecrübeli, liyakatlı, uyum ve adanmışlık içide çalışan kadroların görev başında olmasıdır.

Türkiye güvendedir. 86 milyonun emaneti ehil ellerde, güven içindedir. Tedbiri elden bırakmayarak hep beraber hedeflerimize doğru ilerleyeceğiz.

Önceki hafta Gazi Meclisimiz 467 oyla Türkiye için hayati önemde olan bir yasayı kabul etti. Milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine dair kanuna destek veren tüm milletvekillerimize ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Bu büyük uzlaşıyla terörsüz Türkiye sürecimiz güven tazelemiş, çok ciddi güç kazanmıştır.

Milletimiz, vekilleri aracılığıyla çözüm iradesini çok net ortaya koymuştur. Farklı toplum kesimlerini temsil eden siyasi partilerin ülkemizin geleceğine dair aynı paydada buluşması her türlü takdirin üzerindedir. Bu mutabakat demokrasimizi güçlendirecek, Türkiye'yi vesayet dönemi tortularından kurtaracak, yeni adımların cesaretle atılmasına zemin hazırlamıştır.

Türkiye'nin hiçbir sorunu çözümsüz değildir. Siyasi hesaplar yerine ülkeyi ve milleti merkeze alan anlayışla hareket edildiğinde Türk demokrasisi her türlü düğümü çözecek kapasite ve olgunluğa ziyadesiyle sahiptir. Bunu Türkiyemiz adına çok müstesna bir kazanım olarak görüyoruz.

Son 2 yılda birçok kritik eşiği suhuletle aşmakla birlikte önümüzde halen dikkatle yürütülmesi bir yol bulunuyor. Herkesin bu süreçte çok daha özenli bir dil kullanması, yük olmak yerine yük almaya odaklanması milletimizin hassasiyetlerini kaşıyacak fevri söylem ve eylemlerden uzak durması büyük önem arz ediyor. Siyaset her gün yapılır ama Türkiye'yi yarım asırlık sıkıntıdan kurtarma çabasına gölge düşürmenin bahanesi olmaz.

Sırf daha fazla görüntülenmek, daha fazla reyting ve etkileşim almak uğruna hayati meseleyi enfekte etmeye kimsenin hakkı yoktur. Bu iktidar ve ittifak olarak sadece bizim meselemiz değildir. Bu mesele devlet meselesidir.

86 milyonun ortak meselesidir. Biz de bu sorunu çözmekte gelecek nesillere terörsüz ülke ve bölge bırakmakta son derece kararlıyız. Bugün bir kez daha hangi siyasi görüşte olursa olsun herkesi çözümün bir parçası olmaya çağırıyorum.

Gelin Türkiye'yi terörden kurtarak şehit ve gazilerimize olan şükran borcumuzu layıkıyla ödeyelim. Sizler de bir ucundan tutun ve bu ağırlığı Türkiyemizin üstünden beraber kaldıralıp. Tarih boyunca aynı sofraya oturmuş, aynı türküyü söylemiş, aynı cephede şehit düşmüş insanlarımızın kardeşliğini daha da güçlendirelim.

Bu samimi çağrımız önce milletim, önce memleketim anlayışına sahip herkesindir. Türkiye bedel ödemesin diyelim, gencecik fidanlarımızı toprağa vermeyelim. Herkesi sürece omuz vermeye, destek olmaya davet ediyorum.

Özellikle bölgedeki sivil toplum kuruluşları, kanaat önderlerinin sürece katkı sunmalarını bekliyorum. Bir miladi yaşamakta olduğumuz bugünlerde sürece katkı sunan herkes tarihin yeniden inşasında rol sahibi olacaktır. Süreci zora sokan, dinamitleyen, tahrik eden, sürecin karşısında yer alan her türlü girişim tarih karşısında mesul olacaktır.

Sorumluluk mevkiinde olanların, günübürlik siyaset yapan kimi partilerin mecliste 467 kabul oyla tecessüm eden iradeyi iyi okumalarını temenni ediyorum. Terörsüz Türkiye ve bölge vizyonumuzun yanısıra ülkemizin bölgesel barışı ve istikrarı önceleyen aktif dış politikasının istikrarsızlık ve kaostan nemalanan malum çevreleri rahatsız ettiği görülüyor. Türkiye bölgesindeki herkes için barış, kalkınma istedikçe cinayet şebekelerinin kan ve çatışma üzerine kurulu planları bozuluyor.

Siyasi olarak can çekişen kendini bilmez kifayetsizlerin bizim üzerimizden prim devşirmesine fırsat vermeyeceğiz. Biz kime neyi nerede nasıl söyleyeceğimizi gayet iy ibiliriz. Biz bakkal dükkanı değil, dünyanın en büyük ülkelerinden birini Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetiyoruz.

Köklü geleneği zaferlerle dolu şanlı tarihiyle Türkiye dünyanın en güçlü devletlerinden biridir. Tarihte gönüller fethetmekle, mazlumların çağrısına kulak vermekle, musevi, hıristiyan, müslüman fark etmeksizin ihtiyaç sahiplerine koşmakla bilinen büyük devletiz. Türkiye Cumhuriyeti küçük kurnazlıklara boyun eğecek bir devlet asla değildir.

Onurlu, gururlu, tarihiyle ve ecdadıyla şerefli devletin nasıl davranması gerekirse biz de iç siyaset ve dış politikada öyle davranıyoruz. Bölgemizde ilgili hangi kanlı senaryoların yazılmaya çalışıldığını görüyoruz. Allah'ın izniyle bunların hayata geçirilmesine müsaade etmeyeceğiz.

Türkiye Cumhuriyeti ne ilkelerinden ne ulusal çıkarlarından taviz veren. Bize güvenen hiçbir dostumuzu, kardeşimizi yarı yolda bırakmayız. Birileri istemiyor, birileri endişe duyuyor, birilerinin planları bozuluyor diye bölgemizde barışın tesisi için mücadele etmekten geri duracak değiliz.

Elinde masumların kanı olan cinayet şebekeleri rahatsız oluyor diye komşularımızın toparlanmasına destek olmaktan vazgeçecek de değiliz. Kimse bize rota ve sınır çizemez. Bundan sonra da milletin belirlediği istikamette Türkiye'nin çıkarları için çalışmaya devam edeceğiz.

Bizim bölgemizin tamamında barış, adalet, istikrar ve huzurdan öte hiçbir amacımız, hedefimiz, gayemiz yok. Birilerinin iddia ettiği gibi gizli ajanda ve gizli niyetimiz de yok. Amacımız etrafımızda sulh ikliminin egemen olmasıdır.

Bizim bölgemizin her karışında adalet, güvenlik ve refahın tesis edilmesidir. Coğrafyamız su gibi, hava gibi barışa ihtiyaç duyuyor. Türkiye Cumhuriyeti olarak Suriye, Irak, Lübnan, Filistin, Körfez, Afrika, Balkanlar ve Kafkasya'ya kadar gönül ve kültür coğrafyamızın tamamında tarih bizi birbirimize kardeş eyledi diyor ve bu ebedi kardeşliğimizi yüceltmenin mücadelesini veriyoruz.

Bu mücadeleyi zaferle taçlandırana dek canla başla çalışmaya devam edeceğiz. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum.

İlgili Haberler