04 October 2026, Sunday
Ekonomi

Gülmecenin gücü

Hiç kuşkusuz ekonomik, siyasal ve toplumsal  etkileriyle Fon Soygunu, futbol hakemleri olayı ve iktidarın sonu gelemeyen siyasetçi transferleri haftanın  ele alınması gereken olaylarıdır. Ancak gülmece emekçisi Deniz...

Hiç kuşkusuz ekonomik, siyasal ve toplumsal  etkileriyle Fon Soygunu, futbol hakemleri olayı ve iktidarın sonu gelemeyen siyasetçi transferleri haftanın  ele alınması gereken olaylarıdır. Ancak gülmece emekçisi Deniz Göktaş’ın, 88 gün tutuklu kaldıktan sonra, Pazartesi günü,  ceza almakla birlikte serbest bırakılması da önemlidir. Başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere bu dönemde öbür çile çekerek parlayanlar bağışlasın, Deniz Göktaş yaptığı o tarihsel ve bilinçli  savunma ile gülmece alanında ustalaşıyor.

(Savunmanın tamamı için bkz. Birgün, 28 Eylül).   SALAK MISIN?

Deniz Göktaş, her şeyden önce bu toplumun büyük gülmece geleneğinin bilincindedir. (Bu arada, okurlarım bilir, yazılarımda  olabildiğince Türkçe sözcük kullanırım, bu nedenle mizah ya da komedi yerine gülmeceyi yeğliyorum).   Deniz, Çorumlu bir anne ve Tuncelili bir babanın çocuğve bir zamanlar Ankara’nın ünlü gecekondu semti ve çelişkili ortamı  Mamak’ta doğuyor.

Yüksek öğrenimine ODTÜ İnşaat Mühendisliğinde başlayıp aynı üniversitenin Psikoloji Bölümünde tamamlaması da başlı başına bir gülmece!  Soruşturmanın açıldığı günlerde New York’ta gösteride olan Deniz, haberi alır almaz, yapması gerekeni yapıyor. Nazım Usta’nın bu “cehennem-bu cennet” dediği  yurduna dönüyor.  Havaalanında pasaport polisi Deniz’e “neden döndün, salak mısın” diye soruyor. Nasıl sormasın ki, geçenlerde bir polis  arkadaşı “geçinemediği için” canına kıydı.  Savunmasından, şu üç noktayı seçtim.

Bunların üçü de tam Denizlik!    TERS KELEPÇEDEN DE KÖTÜ “Savcılık sorgusundan çıkıp adliye koridorunda duruşmayı beklerken, üç kez sert ve net bir şekilde görüşmek istemediğimi söylememe rağmen, komiser emrivaki yaparak beni Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürdü. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de duruşma öncesi zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm”.  Bu sözler, çok, çok  öğretici; çünkü, bunlar özü iktidara hizmet olan Butlan olayının kusursuz anlatımıdır. Deniz bu sözlerle Butlan’ı  bir türlü anlamayan, bilerek anlamazlıktan gelen ve dahası hançerlendikleri için ayrı bir parti kurmak zorunda kalan Yeni Partililer  Butlan CHP’lilerine yakın dursunlar önerisini yapan çok sayıdaki köşe yazarı, TV yorumcusu ve bilim adamı geçinenlere ders veriyor!     ORTADOĞU’YA YETER!

İkincisi şöyle,  “Ama gerçekten beni üzen ve hiç abartmadan alıntılayacağım iki şikâyet var. Kin ve düşmanlığa tahrik ettiğim halkın bir kesiminden iki kişi idam edilmemi istemiş. Dava dosyasında mevcut.

"Ben sınır dışı edilmesini ya da bu konuyla ilgilenirseniz idam edilmesini en kısa zamanda istiyorum." Bir başkası "İdam olan bir ülkede infaz edilsin, teşekkür ederim" demiş.  Öncelikle bu vatandaş, beni geçtim, hiç kimse kin ve düşmanlığa tahrik edemez. Ondaki kin tüm Orta Doğu’ya yeter”.  DAHA ÇOK GÜLDÜREBİLİR! “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında söylediğim: “utangaç bir diktatörden, kendi kimliği ile barışık bir diktatöre geçişi, bizim başımıza gelenleri düşünmezsek, bir insan için olumlu bir ilerleme.” Ve BAM!

22 gün güneş yok Deniz’e.  Buradaki “utangaç bir diktatör” tanımlaması cumhurbaşkanına hakaret sayılmış olup “terapiye gidiyor kesin, en son güldüğü video mezarlıkta” ifadeleri de rencide edici bulunmuştur. ‘‘Diktatör’’ ifadesi bir hakaret değil, siyasi bir nitelemedir. Başka bir sanatsal üretimde otokrat denebilir, bir komedyen gösterisinde demokrat diyebilir, benden daha çok güldürebilir.  Deniz’in bu kusursuz sözlerine de eklenecek hiç bir şey yok!  Salıverildiğinde, CHP’den seçilip iktidarın ipine sarılan onca çıkarcı varken, dik durması bilenlerden hiç olmasa koğuş  arkadaşı üç  tutuklu, Üsküdar  Belediye Başkanı  Senem Dedetaş, İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan ve meslektaşı  Oğuzhan Uğur ile aynı arabada özgürlüğe dönmeyi düşlemesi de apayrı bir güzellik.

Dahası, kahramanımızın  adı da tam gülmece gibi; baksanıza, üç  ayrı nesne, deniz, gök ve taş bir arada. Buradan daha çok gülmece üretilir.    ***  Ülkemizin en önde gelen düşünürlerinden, özellikle insan değeri ve “Cumhuriyet’in 100. Yılında Türkiye’de Felsefe” (üç cilt) çalışmalarıyla bilinen filozof İonna Küçüradi’yi yitirdik.

Saygıyla anıyorum. 

İlgili Haberler