Biz neleri nasıl geri alacağız?
Azmi Demirci - azdemirci@yahoo.com Ülkemize dayatılan ve 24 kararlarıyla “istikrar politikası “ olarak sunularak, 12 Eylül askeri darbesinin yarattığı baskı ve zulümle uygulanan “neoliberal politikalar”; en sağlam kamu...
Azmi Demirci - azdemirci@yahoo.com Ülkemize dayatılan ve 24 kararlarıyla “istikrar politikası “ olarak sunularak, 12 Eylül askeri darbesinin yarattığı baskı ve zulümle uygulanan “neoliberal politikalar”; en sağlam kamu finansman aracı olan vergileri, emek gelirleri üzerine ve gelir dağılımı son derece bozuk olan ülkemizde tüketim vergilerine yüklemekle ve sermayedarlar için de “vergi alma borç al” biçimine dönüştürmekle kalmamış; Cumhuriyet’in kıt kaynaklarla yarattığı, bütün yurttaşların ortak malı olan kamu varlıklarını elden çıkararak, kısa vadede iktidarların nakit ihtiyacını çözmeye çalışmış, uzun vadede de kamu birikimlerinin “sermaye transferi” yoluyla yerli ve yabancı şirketlerin eline geçmesini sağlamıştır. Bu politikalarla, ülkenin en değerli ve önemli kısmı da yurttaşlar için mal ve hizmet üreten kamu işbütün unsurlarıtartışmalı fiyatlarla satılmış; bir kısmında “satılmadığı, işletme hakkının belli sürelerle devredildiği” açıklanmıştır. Kamu varlıklarının satışında “tartışmalı fiyat” için en net örnek şu şekildedir: 2024 yılında yapılan ve ilk özelleştirme olarak bilinen “satış” 290 milyon dolar olarak gerçekleştirilmiş (satış sırasında şirket kasasındaki nakit, stoklar, arazi ve binaların değeri ile şirketin cari yıl kazancı toplamının daha fazla olduğu kamuoyunda tartışılmıştır.) ilk satıştan 2 yıl sonra, çok önemli fiziki yatırım yapılmadığı halde, belirtilen varlık 3 katı yabancı bir fona satılmış; söz konusu fon da 2011 yılında bu varlığı yabancı bir şirkete 2,1 milyar dolar satmıştır. Bu şekildeki satışların kamuoyunda tartışılmasını engellemek için “icat edilen” yöntem ise; “satış değil kiralama yapıyoruz” söylemleridir. Son olarak 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararla özelleştirme idaresine devredilen köprülerin ve otoyolların, yurttaşlara “satış değil 30 yıllığına kiralama” şeklinde sunulması da bu söylemin bir parçasıdır ve yeni bir strateji değildir.
Bu konudaki somut örneklere aşağıda yer verilmiştir: 1) 1982 yılında, 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu’na göre, ülkenin en değerli turizm arazileri “en fazla 49 yıllığına” turizm şirketlerine “kiralanmış”, 2) 1998 yılında, 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu’na göre, GSM işletme imtiyazı “25 yıllığına” GSM şirketlerine “kiralanmış” , 3) 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’a göre; a) Ülkemizin en büyük kamu limanları, muhtelif tarihlerde genellikle “36 veya 49 yıllığına” özel şirketlere “kiralanmış”, b) 21 elektrik dağıtım bölgesinin tamamı, muhtelif tarihlerde “genellikle 30 yıllığına” özel şirketlere “kiralanmış”, c) Termik santrallerin bir kısmı doğrudan varlık satışı ile satılmış olsa da, Hidroelektrik suyun kullanım hakkı Anayasa’ya göre devlete ait olduğu için, muhtelif tarihlerde “genellikle 49 yıllığına” özel şirketlere “kiralanmış”, d) Bir havalimanı 2027 yılında yapılan son ihale ile “ 25 yıllığına”; bazı otoyolları ise muhtelif tarihlerde “genellikle 20-25 yıllığına” özel şirketlere “kiralanmış”, e) Kamunun tekelinde olan araç muayene hizmeti, 2007 yılında bir konsorsiyuma “20 yıllığına kiralanmış”; belirtilen “kiralama” 2027’de sona ereceği için, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bir sonraki 20 yıllık döihalesini erken bir takvimle Şubat 2025’te gerçekleştirmiştir. Türkiye’de özelleştirilen limanların 36, 39 veya 40 yıllık olan mevcut işletme sürelerinin ihalesiz olarak 49 yıla çıkarılması süreci, TBMM’de “Torba Yasa” olarak bilinen Kanunlarla iki farklı zamanda, iki ayrı Kanun’la yapılmış ancak her ikisi de Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Süreç şu şekilde işlemiştir: Limanların işletme süresini ihalesiz olarak 49 yıla çıkaran ilk düzenleme, 6 Ocak 2022 tarihinde TBMM’de kabul edilen ve 11 Ocak 2022’de Resmî Gazete’de yayımlanan 7350 sayılı Kanun ile yapılmıştır. Bu Kanun’un 1’nci maddesi ile 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’a Geçici 30’uncu madde eklenerek limanların sözleşmeleri 49 yıla uzatılmıştır. Anayasa Mahkemesi, Temmuz 2022’de aldığı (Ağustos 2022’de yayımlanan) kararla, rekabet ve eşitlik ilkelerine aykırı bularak bu Kanunu iptal etmiştir. AYM’nin iptal kararının ardından hükümet aynı düzenlemeyi ufak değişikliklerle Aralık 2022’de tekrar TBMM’ye getirmiştir.
İkinci düzenleme, 22 Aralık 2022’de kabul edilen ve 28 Aralık 2022’de yayımlanan 7429 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile hayata geçirilmiş ve madde tekrar 4046 sayılı Kanun’a eklenmiştir. Anayasa Mahkemesi, Ocak 2024’serbest rekabeti engellediği ve devleti zarara uğratabileceği gerekçesiyle bu ikinci da iptal etmiştir. Özetle, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları sonucunda, liman işletmelerinde ihalesiz süre uzatımınıyasal zemini ortadan kalkmıştır. Gelelim en kritik soruya, “madem ki kamu varlıklar satılmıyor da kiralanıyorsa, bu varlıklardan şimdiye kadar hangileri hangi geri alınmıştır?” Hemen açıklayalım, “Turizm arazilerinde 49 yıllık süre dolmadığı için geri alınan bir varlık bulunmamaktadır.” denilebilir, süresi veya varsa sözleşme şartlarına geri alınan varlıklar bulunduğunun kamuoyuna açıklanması veya yurttaşlar tarafından görülmesi gerekir. Bu açıklama yapılırsa veya geri dönüşler görülürse, bu şekildeki “kiralamaların” gerçekten kiralama olduğu; açıklama yapılmıyorsa veya görülmüyorsa, bu işlerin “kiralama” olmadığı ve geri alınacak bir şeylerin olmadığı; “Atı alanın Üsküdar’ı geçtiği” anlaşılacaktır Bildiğimizi ve gördüğümüzü söyleyelim; “kiralama” diye adlandırılan devirlerde, sözleşme süresi dolduğu için veya yatırım şartlarını taşımadığı için sözleşmesi iptal edilerek fiilen “geri dönen” bir GSM, liman veya elektrik dağıtım şirketi şu an için bulunmamaktadır; zira devlet sözleşme süreleri bittiğinde ek bedel karşılığında süreyi uzatma yolunu seçmektedir.



