12 October 2026, Monday
Baleden tiyatroya AKM bu hafta sanatla dolu
Ekonomi

Baleden tiyatroya AKM bu hafta sanatla dolu

Dünyaca ünlü Strauss Philharmonie’nin sergilediği benzersiz Strauss Concert Show, Atatürk Kültür Merkezi’nde Türk sanatseverlerle buluşuyor. Strauss Philharmonie, Viyana’nın eşsiz zarafetini, neşesini ve "Valsler Kralı"...

Dünyaca ünlü Strauss Philharmonie’nin sergilediği benzersiz Strauss Concert Show, Atatürk Kültür Merkezi’nde Türk sanatseverlerle buluşuyor. Strauss Philharmonie, Viyana’nın eşsiz zarafetini, neşesini ve "Valsler Kralı" Johann Strauss’un büyüleyici dünyasını şimdi AKM sahnesine taşıyor. Vinicius Kattah yönetimindeki 15 müzisyen ve bir soprano tarafından gerçekleştirilecek "Strauss Concert Show", Viyana'nın müzik kültürünü sahneye taşıyacak.

Programda, "Valsler Kralı" olarak anılan Johann Strauss'un "Mavi Tuna" ve "Radetzky Marşı" gibi eserlerinin yanı sıra Wolfgang Amadeus Mozart, Emmerich Kalman, Julius Ernst Wilhelm Fucik ve Franz Lehar besteleri de seslendirilecek. Klasik müziği eğlenceli bir sahne deneyimiyle buluşturacak konserde, orkestra üyeleri geleneksel konser kostümleriyle sahne alacak. Soprano, Viyana repertuvarının sevilen eserlerini yorumlarken, sunucunun müzik tarihine ilişkin nükteli anlatımları ve anekdotları da programa eşlik edecek.

10 Ekim’de prömiyeri gerçekleştirilen İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin sahneleyeceği modern bale “Afife”, 2026 -2027 sanat sezonunda prömiyer yapıyor. Afife, yalnızca bir modern bale gösterisi değil; tutkuyu, özgürlüğü ve sahnede var olma cesaretini anlatan büyüleyici bir yolculuk. Zarafetin ve gücün aynı bedende buluştuğu bu etkileyici eser, izleyiciyi Afife’nin dünyasına davet ediyor.

1919 yılında Müslüman Türk kadınlarının sahneye çıkması yasak olan bir dönemde bütün olumsuzluklara karşın sahneye çıkan ilk Müslüman Türk kadını olan Afife Jale’nin hayatı üzerine kurulu olan ve modern bale prodüksiyonu olarak sahnelenecek eserin bestecisi Turgay Erdener. Beyhan Murphy’nin libretto ve koreografisi ile sahnelenecek olan “Afife” nin, bir kadının cesaretiyle başlayan, sanatın gücüyle büyüyen etkileyici hikâyesi şöyle; Hayatını yitirmeden önce Bakırköy Akıl hastanesinde geçirdiği son dönemde, tüm yetilerini kaybetmiş, yıpranmış bir durumda; ‘gölgeler’ olarak nitelendirilen hasta bakıcıları tarafından bakılıp, tedavi edilmekte ve hayatının dört dönemini hatırlamaktadır. Her dönemin bir rüyası vardır.

En son dönemde bu rüya bir kabusa; bitmekte olan hayatı artık bir trajediye dönüşmüştür ve seyirci Afife’yi, sefalet ve yalnızlık içinde, ilk aşkı Ziya’nın kollarında hayata veda ederken bulur. Afife Jale, dünya sahnesinden çekilmiş olsa da başardığı eylem, günümüze kadar yüzlerce belki binlerce kadını etkilemiş ve Türkiye’nin ‘sahne’ tarihinde bir mihenk taşı olmuştur. Afife’nin hayatındaki dört ayrı dönem, dört farklı dansçı tarafından canlandırılıyor.

Eser, izleyiciyi heyecan, zorluklar ve aşkla örülü bir ‘geçmişe dönüş’ yolculuğuna çıkarıyor. İlk defa 1998'de Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından AKM’de sahnelenen “Afife” balesi, İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin sahneleyeceği yeni prodüksiyon ile yeniden hayat buluyor. Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü bünyesinde yer alan farklı sanat topluluklarının bir araya geldiği bu özel açılış gösterisi; müzik, dans ve sahne sanatlarının farklı biçimlerini aynı sanat yolculuğunda buluşturuyor.

Türk Halk Müziğinden halk danslarına, mehterden sema gösterisine uzanan program, kültürel birikimimizin farklı renklerini sahneye taşıyor. Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu’nun sahneye taşıdığı etkinlik İstanbul devlet Modern folk müzik topluluğu, İstanbul Devlet Türk Halk Müziği Korosu, İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu, Devlet Halk Dansları katkılarıyla seyirciyle buluşuyor. Türkiye ve Romanya arasındaki dostluk ve barış ilişkileri, Romanya’nın bağımsızlığını kazandığı 1878 yılından beri kesintisiz olarak sürmektedir.

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası DenizBank Konserleri’nde bu hafta, repertuvarda yer alan eserleri sahnede yine iki ülkenin müzisyenleri yorumlayarak bu dostluğu sanatsal bir paylaşım ile perçinleyecek. Şef İon Marin yönetimindeki orkestra ilk olarak F. Mendelssohn’ın Mi minör Keman Konçertosu’nu yorumlayacak olan Florin İliescu’ya eşlik edecek.

Konserin ikinci yarısında ise P.I. Tchaikovsky’nin yaşam ve kader üzerine geliştirdiği derin düşüncelerini yansıtan Dördüncü Senfonisi yer alıyor. , savaşın gölgesinde bir ailenin hayata tutunma hikâyesi olarak AKM’de ilk kez sahnelenecek.

Gazze'de bir evin dört duvarı arasında geçen oyun; yalnızca yıkımı değil, insanın umudunu, sevgisini ve direnme gücünü anlatıyor. Mahmud ve Zahire'nin ailesi üzerinden savaşın sıradan insanların hayatındaki izlerini gösterirken, kaybolan çocuklukları, yarım kalan hayalleri ve vazgeçmeden direnen insan ruhunu sahneye taşıyor. Sumud, tüm acılara rağmen ayakta kalmanın, hafızayı korumanın ve insan kalabilmenin hikâyesi olarak izleyici ile buluşuyor.

Süpervizörlüğünü Devlet Tiyatroları Genel Müdür Yardımcısı Emre Başer’in yaptığı oyunu yazan ve yöneten ise Cem Zeynel Kılıç. Cervantes’in klasikleşmiş eseri Don Quixote, sahnede etkileyici bir müzikal uyarlamayla yeniden canlanıyor! Başrollerinde Selçuk Yöntem ve Zuhal Olcay'ın olduğu bu klasik müzikal, usta yönetmen Işıl Kasapoğlu rejisi ve Volkan Akkoç’un müzik direktörlüğünde, 30 kişilik dansçı ve oyuncu kadrosu, 15 kişilik canlı orkestrası ve toplam 80 kişilik ekibiyle Cervantes’in yüzyılları aşan hikâyesini büyük ölçekli bir sahne prodüksiyonuyla seyirciye taşıyor.

İlk kez 1965 yılında sahneyle buluşan Don Quixote müzikali, 1959’da Dale Wasserman tarafından kaleme alınan televizyon oyunundan uyarlandı. Broadway’de toplam 2.328 kez sahnelenen yapım, gösterildiği dönemde büyük ilgi görerek “En İyi Müzikal” başta olmak üzere beş dalda Tony Ödülü kazandı. Edebiyatın ölümsüz karakteri Don Kişot’un hayal gücü ve cesaretiyle beslenen bu klasik yapım, tiyatro tarihinde iz bırakan başlıca eserler arasında yer alıyor.

Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu, 2026-2027 sezonun ikinci konserini “Cumhuriyet / Şevkefzâ” başlığıyla hazırladı. Cumhuriyetimizin 103’üncü yıldönümünün kutlanacağı konserin ilk bölümünde, konsere adını veren ve ‘neşeyi, coşkuyu artıran’ anlamına gelen Şevkefzâ makamından bir klasik takım ve aynı makamdan şarkılar yer alıyor. Sololar bölümünde saz sanatçıları Yağmur Damla Bilgin, İremnur Yaşar, Gökhan Fİlizman ve Can Gülbal, saz eserleri repertuvarından iki seçkin örnekle sahne alacaklar.

Gizem Coşkun, Taha Aras ve Anıl Yurttaş ise konserin akışı sırasında koro eşliğinde seslendirecekleri eserlerle müzikseverlerin huzuruna çıkacaklar. Koro, konserini son bölümde seslendireceği Evc makamından eserlerle tamamlayacak. Edirne’den Ardahan’a Anadolu coğrafyasında yetişmiş ozan ve âşıklarımızı yalnızca eserleriyle değil; kendilerine özgü üslupları, söyleyiş biçimleri, müzikal tavırlarıyla ele alan özel bir repertuvar seçkisi olan Ulu Ozanlarımız konseri AKM sahnesinde… Her biri yaşadığı coğrafyanın ve dönemin izlerini taşısa da onları “ulu ozan” yapan, geleneğin içinde kendi sözünü ve kendi tavrını oluşturabilmiş olmaları olduğunu anlatan konser kimi şiir diliyle, kimi sazındaki tavrıyla, kimi ezgi dünyasıyla, kimi düşünsel derinliği ve anlatım biçimiyle kendinden sonrakilere bir yol açtığına; zaman içinde birer ekole dönüştüğüne dikkat çekiyor.

Konser, Anadolu ozanlık geleneğinin zenginliğini, her bir ozanın kendine özgü damgasını görünür kılarak anlatmayı amaçlıyor. Şef Uğur Kaya’nın yönetimindeki konserde Sibel Beğde, Gülay Arslan, Mehmet Kartalkanat, Halil Altıngöz ve Özenç Özdemir solist olarak yer alacaklar. Taviloğlu Koleksiyonu, Türk resminin üç özgün sanatçısı Alaeddin Aksoy, Mehmet Güleryüz ve Komet’i bir araya getiren Üç Ressam sergisiyle İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde izleyiciyle buluşuyor.

Serginin çıkış noktasını, Alaeddin Aksoy’un aynı adlı yapıtı oluşturuyor. Üç Ressam, üç sanatçıyı tek bir bisiklet üzerinde yan yana getiriyor. Küratörlüğünü Neslihan Muratbeyoğlu’nun yaptığı sergi, bu üç ayrı sanat evrenini yan yana getirerek aralarındaki benzerliklerden çok farklılıkların yarattığı diyaloğa odaklanıyor.

Birbirinden bağımsız gelişen sanat pratikleri aynı mekânda buluşuyor. Üç Ressam aynı zamanda Taviloğlu Koleksiyonu’nun oluşum hikâyesinin bir parçası niteliğinde. Mustafa Taviloğlu’nun Alaeddin Aksoy, Mehmet Güleryüz ve Komet ile yıllar içinde kurduğu dostluk, koleksiyonun da önemli bir parçasını oluşturuyor.

Bu nedenle sergide bir araya gelen eserler, yalnızca üç sanatçının üretimlerini değil; sanat, dostluk ve koleksiyonculuk arasında yıllar içinde oluşan güçlü bağı da görünür kılıyor.

İlgili Haberler