Ayrancı’da Mesele Kiraz Değil!
Ekonomi

Ayrancı’da Mesele Kiraz Değil!

Ayrancı’da mesele yalnızca meyve ve sebze üretmek değil. Asıl mesele; tarlada yetişen ürünü kaybetmeden değerlendirebilmek, üreticinin emeğini katma değere dönüştürmek ve bunu sürdürülebilir bir yerel kalkınma modeline...

3 okuma

Ayrancı’da mesele yalnızca meyve ve sebze üretmek değil. Asıl mesele; tarlada yetişen ürünü kaybetmeden değerlendirebilmek, üreticinin emeğini katma değere dönüştürmek ve bunu sürdürülebilir bir yerel kalkınma modeline çevirebilmek. Geçtiğimiz pazar günü Ayrancı’da, ilçenin tarımsal potansiyeli ve üretimin geleceği üzerine oldukça verimli bir ziyaret ve değerlendirme gerçekleştirdik.

Emekli ziraat mühendisi Ramazan Parlar ve eşi Maksude Hanım’ın bahçesinde, konusu Ayrancı’da tarımın dünü, bugünü ve yarını olan hoş bir sohbet yaptık. İlçe Millî Eğitim Müdürü Yavuz Candan ve emekli öğretmen Tezcan Hanım da aramıza katıldı. Biz LANDA Kooperatifi olarak üretici Alime Varol’un davetlisiydik.

Aynı masa etrafında buluşarak ilçenin güçlü ve zayıf yönlerini, fırsatlarını ve karşı karşıya olduğu tehditleri birlikte değerlendirdik. Bu çalışma, klasik anlamda bir sohbetten çok, sahaya bakarak yapılan küçük bir SWOT analizi niteliğindeydi. Ortaya çıkan tablo aslında yalnızca Ayrancı’yı değil, Türkiye’de tarımsal üretimin temel sorunlarından bazılarını da gösteriyordu.

Bir ilçenin zenginliği yalnızca sahip olduğu toprakla, yetiştirdiği ürünle ya da doğal kaynaklarıyla ölçülmez. Asıl mesele, sahip olduklarını ne ölçüde değere dönüştürebildiğidir, öyle değil mi? Ayrancı bu açıdan üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir örnek.

Meyve ve sebze üretimi var. Üreticisi var. Tarımsal bilgi birikimi var.

Çalışkan kadınları, eğitimli insanları, üretime hâlâ heyecanla yaklaşan gençleri ve genç ruhlu, tecrübe sahibi uzmanları var. Buna rağmen bazı ürünlerin tarladan çıktıktan sonra ekonomik değerinin hızla azalması, yalnızca üreticinin sorunu olarak görülmemeli. Bu, doğrudan doğruya bir yerel kalkınma sorunudur.

Beyaz kiraz bunun en görünür örneklerinden biri. Üretiliyor, emek veriliyor, hasat ediliyor; ancak ürünün tamamını değerlendirecek altyapı ve pazar mekanizması yeterince güçlü olmadığı için önemli bir bölümünün telef olması ihtimali ortaya çıkıyor. Üretmek için harcanan emeğin, ürün tarladan çıktıktan sonra kaybedilmesi büyük bir çelişki.

Üstelik mesele yalnızca kirazla sınırlı değil. Ayrancı’da meyve ve sebzeyi değerlendirecek bir işleme altyapısının kurulması, bu nedenle basit bir tesis yatırımı olarak görülmemeli. Kurutma, soğutma, dondurma, depolama ve paketleme imkânlarının bir arada düşünülmesi; üretimin mevsimsel sınırlarını aşabilecek, ürünün raf ömrünü uzatabilecek ve üreticiye daha fazla katma değer sağlayabilecek bir model anlamına geliyor.

Bulunduğumuz bahçede yaklaşık 25 ton meyvenin değerlendirilmeyi beklediği bir yerde, “Ürün var mı?” sorusunun cevabı zaten verilmiş durumda. Burada üretim planlaması devreye giriyor. Türkiye tarımının önemli sorunlarından birinin, çoğu zaman üretimin pazarla aynı masada planlanmaması olduğunu öğrendim.

Üretici neyi, ne kadar ve hangi koşullarda üreteceğini öngörmekte zorlanıyormuş. Pazarın ihtiyacı ile tarlanın üretimi arasında kopukluk oluşuyormuş. Sonra ürün fazla geliyor, fiyat düşüyor, ürün elde kalıyor veya emek karşılığını bulamıyormuş.

Bu döngüyü kırmadan yalnızca “daha fazla üretelim” demenin de çok anlamı yok o zaman. Bazen daha fazla üretmek değil, daha doğru üretmek gerekiyor. Ayrancı’nın güçlü taraflarından biri de burada ortaya çıkıyor.

Eğitim seviyesinin yüksek olması, kadınların üretime yatkınlığı, genç ve heyecanlı bir insan kaynağının bulunması önemli bir avantaj. Bunlar yalnızca tarımsal üretim için değil, yeni bir ekonomik model kurabilmek için de gerekli olan toplumsal sermaye. Pazarlama konusundaki yetersizlik, üretim planlamasının eksikliği, süreklilikte yaşanan sorunlar ve zaman zaman motivasyonun hızla kaybolması, herhangi bir projenin önündeki ciddi engeller.

Bir tesis kurmak, makine almak, ürün işlemek teknik meseleler. Asıl mesele, insanların aynı hedef etrafında uzun süre birlikte çalışabilmesi. Kooperatifçiliğin de sınavı tam burada başlıyor.

Çünkü kooperatif yalnızca insanların bir araya gelmesi değildir. Ortak akıl, ortak sorumluluk ve ortak disiplin gerektirir. Ayrancı için fırsatların yanında tehditler de oldukça belirgin.

Tarımın doğaya bağımlılığı bunların başında geliyor. Don, su sorunu ve iklim koşulları, üretimin bütün hesabını bir gecede değiştirebilir. Özellikle kiraz gibi ürünlerde doğa ile yapılan pazarlığın garantisi yoktur.

Bu nedenle tarımsal üretimde risk yönetimi, ürünün kendisi kadar önemlidir. Ürünün tamamını aynı anda pazara sürmek yerine bir bölümünü taze, bir bölümünü kurutulmuş, bir bölümünü dondurulmuş olarak değerlendirebilmek; üreticinin doğa ve piyasa karşısındaki kırılganlığını azaltabilir. Üstelik doğru standartlarla kurulacak bir sistem, yalnızca yerel pazara değil, daha geniş pazarlara açılma imkânı da yaratabilir.

Avrupa Birliği kriterlerini dikkate alan üretim, işleme, hijyen ve paketleme standartları bu açıdan önemli bir hedef de olabilir. Anladığım şu ki, bütün bunların sonunda ortaya çıkan ihtiyaç yalnızca bir meyve-sebze tesisi değil. Çünkü ürünün tarladan sofraya giden yolunda ne kadar çok aşama ilçede kalırsa, yaratılan ekonomik değer de o kadar fazla ilçede kalır.

Üretici yalnızca ham madde satan kişi olmaktan çıkar. Kadın yalnızca evde üreten kişi olmaktan çıkar. Genç yalnızca ilçeden gitmesi beklenen kişi olmaktan çıkar.

Tarım yalnızca “geçim kaynağı” olmaktan çıkar. Ve bütün bunlar gerçekleştiğinde, bir ilçenin ekonomisi kadar geleceğe bakışı da değişir. Ayrancı’da konuşulması gereken mesele bu nedenle yalnızca kiraz değildir.

Kiraz, yalnızca sorunun görünen yüzü. Asıl mesele; üretimden pazarlamaya kadar bütün zinciri kurabilmek. Kadının emeğini ekonomik değere dönüştürmek.

Gençlerin heyecanını bir projeye çevirmek. Ve en önemlisi, bir ilçenin sahip olduğu imkânları birbirinden bağımsız parçalar olmaktan çıkarıp aynı hikâyenin içine yerleştirmek. Eksik olan, bunları birbirine bağlayacak sistem.

Belki de bugün sorulması gereken soru “Ayrancı’da ne üretiliyor?” değil. “Ayrancı’da üretilen değerin ne kadarı Ayrancı’da kalıyor?” Emekli Ziraat Mühendisi Ramazan Parlar

İlgili Haberler