Trump bağlantılı başlıca siyasi bağış toplama yapılanması MAGA Inc., yaklaşık 400 milyon dolarlık dev bir kaynak topladı. Seçimlere 100 günden az süre kalırken Başkan’ın üst düzey danışmanları, bu paranın en etkili şekilde nasıl kullanılacağını değerlendirmek üzere Trump ile Oval Ofis’te bir araya geldi. Bazı Cumhuriyetçi stratejistler, paranın Trump’ı ön plana çıkaran ulusal bir kampanya yerine Temsilciler Meclisi ve Senato’daki kritik yerel yarışlara aktarılmasını savundu.
Bu görüşe göre Cumhuriyetçi adayların kendi kimlikleri ve yerel meseleler üzerinden seçmene ulaşması daha etkili olabilirdi. Ancak Amerikan The Atlantic dergisine göre Trump bu yaklaşımı kabul etmedi. Başkan, Demokratların ara seçimleri zaten kendi yönetiminin performansı konusunda bir referanduma dönüştüreceğini düşünüyor.
Siyasi kaynaklar, Trump, kampanyanın merkezine kendisini yerleştirme kararı aldı ve ekibine yönetiminin geride kalan 19 ayda gerçekleştirdiğini söylediği başarıları anlatacak bir dizi televizyon reklamı hazırlama talimatı verdi. Trump, reklam kampanyasında daha önce yaptığı konuşmalardan görüntülerin kullanılmasını da önerdi. Ekibine, “Gidin ve görüntüleri izleyin.
Ben başarılarımdan sürekli söz ediyorum” dedi. Hazırlanması beklenen reklamların ana başlıkları arasında borsadaki yükseliş, fentanil bağlantılı ölümlerdeki düşüş, ABD’deki yerli üretimin artması, bazı çalışanlar ve yaşlılara yönelik vergi indirimleri ile ABD-Meksika sınırındaki kontrollerin sıkılaştırılması bulunuyor. MAGA Inc.‘in seçim harcamalarının büyük bölümü yine Temsilciler Meclisi ve Senato’daki belirli kritik yarışlara yönlendirilecek.
Ancak kuruluş aynı zamanda Cumhuriyetçi adayları Trump’ın yönetimindeki icraatlarla ilişkilendirecek ulusal çapta bir reklam kampanyasına hazırlanıyor. Bununla birlikte Demokrat adaylara karşı saldırı reklamları da devreye sokulacak. Özellikle seçim sonucunun değişebileceği kritik bölgelerde yarışan Demokrat adayların hedef alınması planlanıyor.
Trump’ın önündeki en büyük sorunlardan biri ise ekonomi. Bazı ekonomik göstergeler faaliyetlerde toparlanmaya ve borsadaki yükselişe işaret etse de Amerikalıların önemli bir bölümü yaşam maliyetlerinin hâlâ yüksek olduğunu ve kendi ekonomik koşullarında hissedilir bir iyileşme yaşanmadığını düşünüyor. Pew Araştırma Merkezi verileri de Trump açısından dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor.
2018 ara seçimlerinden önce Amerikalıların yüzde 51’i ülke ekonomisinin durumunu “iyi” olarak değerlendirirken, bu oran 2026 yılının temmuz ayında yalnızca yüzde 22’ye geriledi. Trump’ın ekonomi yönetimine verilen destek de benzer şekilde gerilemiş durumda. 2018’de yaklaşık yüzde 50 seviyesinde bulunan ekonomik performansına yönelik destek, bu yıl yapılan anketlerin çoğunda yüzde 30’lu seviyelere düştü.
Cumhuriyetçi danışmanlar da ekonomik tabloyu büyük bir başarı hikâyesi olarak sunmanın seçim kampanyasında ters tepme ihtimaline karşı uyarıda bulunuyor. Özellikle yüksek fiyatlarla mücadele etmeye devam eden seçmenlere ekonominin son derece başarılı olduğu mesajının verilmesinin siyasi maliyet yaratabileceği değerlendiriliyor. Demokrat danışman Rahm Emanuel de günlük hayatlarında yüksek fiyatların etkisini hisseden seçmenlerin, yaşadıkları ekonomik gerçekliği görmezden gelen kutlama havasındaki bir siyasi söylemi kabul etmeyeceğini savundu.
Trump yalnızca ekonomi üzerinden baskı altında değil. İran ile devam eden savaş ve hükümette yolsuzluk olduğuna ilişkin kaygılar da Başkan’a yönelik eleştirilerin önemli başlıkları arasında bulunuyor. Demokratların bu konuları kullanarak normal şartlarda yerel meselelerin belirleyici olması beklenen Kongre seçimlerini Trump’ın politikalarının tartışıldığı ulusal bir siyasi mücadeleye dönüştürmeye çalışabileceği belirtiliyor.
Bütün risklere rağmen Trump, kendisinin kampanyanın merkezinde bulunmasının Cumhuriyetçi seçmenlerin sandığa katılımını artırabileceğine inanıyor. Başkan’ın gelecek ay Dallas’ta geniş katılımlı bir Cumhuriyetçi mitinge ev sahipliği yapması planlanıyor. Trump’ın bu mitingde kasım seçimlerini bir tarafta Cumhuriyetçiler ve kendi yönetiminin başarılarının, diğer tarafta ise kendisinin “aşırılıkçı” olarak tanımladığı Demokratların bulunduğu bir siyasi hesaplaşma şeklinde sunması bekleniyor.
Trump, destekçilerinden ara seçimlerde doğrudan kendisi adaymış gibi hareket etmelerini istedi. Başkan seçmenlerine seslenirken, “Lütfen benim oy pusulasında olduğumu varsayın. Sadece gidin ve oy kullanın” ifadelerini kullandı.
Bu yaklaşım, Trump’ın isminin fiilen pusulada bulunmayacağı ara seçimleri kendi siyasi geleceği ve başkanlık performansı üzerinden şekillendirmeye çalıştığını ortaya koyuyor. Trump, önceki ABD başkanlarının ara seçim dönemlerinde sahip olduğundan çok daha büyük bir mali avantaja sahip. Cumhuriyetçiler ayrıca Temsilciler Meclisi’nde kendileri açısından avantajlı olduğu değerlendirilen seçim haritasından yararlanıyor.
Senato seçimlerinin bir bölümünün Cumhuriyetçilere eğilimli eyaletlerde yapılacak olması da parti açısından önemli bir avantaj olarak görülüyor. Cumhuriyetçi stratejinin temel hedefi, Kongre’deki çoğunluğu koruyarak Trump yönetiminin yasama gündemini sürdürebilmesini sağlamak. Ancak İran’da devam eden savaş, Trump’ın seçim stratejisindeki en önemli belirsizliklerden biri haline geldi.
Trump’ın ekibi ilkbahardan bu yana ara seçimlere yönelik kapsamlı bir strateji üzerinde çalışırken savaşın devam etmesi bu planın uygulanmasını zorlaştırdı. İran savaşı aynı zamanda Trump’ın kamuoyu desteğinin daha da gerilemesine katkıda bulundu. Bu durum, Başkan’ı kampanyanın merkezine yerleştirme kararının Cumhuriyetçiler açısından hem güçlü bir mobilizasyon aracı hem de önemli bir siyasi risk taşımasına neden oluyor.
ABD’de erken oy kullanma sürecinin ekim ayının ilk haftalarında başlaması beklenirken Cumhuriyetçiler artık kritik bir siyasi kumar oynuyor: Trump’ı ara seçimlerin tartışmasız merkezine yerleştirmek. Parti yönetimi ve Trump’ın çevresi, Başkan’ın güçlü seçmen tabanını harekete geçirmenin Kongre’deki Cumhuriyetçi çoğunluğu korumanın en etkili yolu olabileceğini düşünüyor. Ancak aynı strateji, kasım seçimlerini Temsilciler Meclisi ve Senato adaylarının yarışından çıkararak doğrudan Donald Trump’ın 19 aylık başkanlık performansı hakkında bir referanduma dönüştürme riskini de beraberinde getiriyor.