Geçen gün arkadaşım Ömer Uludağ ile Karaman’ın eski belediye başkanlarından sayın Ali Kantürk’ü ziyaret ettik. Teknopark'da Teknoloji müdürü olarak görev yapan Sevgili Nezihe Saygı Günaltay ile de tanıştık. Sayın Kantürk, bizi makamında, yıllardır tanıdığımız bir dost sıcaklığında ağırladı.
Sohbet ettik, Karaman’ı konuştuk, geçmişi, şimdiki ve yarınına baktık ve bugünü değerlendirdik. Biz ona LANDA Kadın Kooperatifi'nin ne yapmak için yola çıktığını anlatmaya gitmiştik. Ama bazı insanlar vardır; görevleri değişir, makamları değişir, yıllar geçer ama şehirleriyle kurdukları bağ değişmez.
Ali Kantürk de onlardan biri. Böyle bir insanla tanıştığıma çok memnun oldum. Karaman üzerine konuşurken bir cümlesi takıldı aklıma: “Zengin hazinelerin fakir bekçileri gibiyiz.” dedi.
Not aldım. Gerçekten de biz zengin bir hazinenin başında bekliyoruz. Buradaki fakirlik para ile ilgili değil.
Bence bizim asıl fakirliğimiz biraz hayal etmekte, birbirimize güvenmekte ve elimizdekinin değerini bilmekte. Hazineye bakıyoruz ama hazineyi nasıl kullanacağımızı yeterince konuşmuyoruz. Ürettiğimiz ürünü satıyoruz ama hikâyesini anlatmıyoruz.
Bir kadın kooperatifi ürün yapıyor ama o ürünün arkasındaki kadının emeğini, toprağını, geleneğini markaya dönüştüremiyoruz. Bir tarihi alanımız var ama oraya gelen insanı bir gece daha Karaman’da tutacak hikâyeyi kuramıyoruz. Bir üzümümüz var ama sadece üzüm olarak görüyoruz.
Değer, sahip olduğumuz şey ile onu nasıl değerlendirdiğimiz arasındaki farkta ortaya çıkıyor. Belki de artık bekçilikten vazgeçmemiz gerekiyor. Hazinenin başında durup “Bizde çok şey var” demek yerine, “Bunlarla ne yapabiliriz?” diye sormamız gerekiyor.
İşte bu yüzden İSGEM gibi yapıların, girişimciliğin, üniversitenin, belediyelerin, Valiliğin, STK'ların, kooperatiflerin ve özel sektörün aynı hikâyenin içinde buluşması önemli. Çünkü artık şehirler yalnızca yol, bina ve kaldırım yaparak büyümüyor. Karaman’ın önünde tam da böyle bir fırsat var.
Eksik olan, belki de hazinenin kapısını açacak ortak akıl.* Bu yüzden Ali Kantürk’ün o cümlesini yalnızca güzel bir söz olarak görmüyorum. Bugün İSGEM’de girişimcilere, üreticilere ve yeni fikirlere alan açmaya çalışan; yıllar önce belediye başkanlığı yapmış olmasına rağmen hâlâ Karaman üzerine kafa yoran bir insanın ağzından bu cümleyi duymak da bana ayrıca anlamlı geldi. Çünkü şehirler sadece yöneticilerle değil, şehrin geleceğini dert edinen insanlarla değişiyor.
Belki de artık birbirimize şunu sormalıyız: “Karaman’da olanı neden hâlâ yeterince değerlendiremiyoruz?”Çünkü bizde hazine var.Hem de sandığımızdan çok daha büyük.Şimdi sıra bekçilikten çıkıp o hazinenin kapısını açmakta. Karaman’ın daha fazla bekçiye değil, elini taşın altına koyacak, fikri olan ve o fikrin peşinden gidecek insanlara ihtiyacı var. Hazine bizim.Mesele, artık onun başında beklemek değil.
Onu birlikte zenginliğe dönüştürmek. Biz kolları sıvadı, ellerimiz belimizde!