"Zalim Mekke olmaz inşallah Yemen!"
Hakan Fidan bu aralar Pakistan ve Arabistan ile mesaide. Kısa bir süre evvel bu üç ülke arasında imzalanan bir anlaşma ile ilgili bu mesai. Bu anlaşmayı kimse bilmiyor; ne TBMM'de konuşuldu, oylandı, kabul edildi, ne de...
Hakan Fidan bu aralar Pakistan ve Arabistan ile mesaide. Kısa bir süre evvel bu üç ülke arasında imzalanan bir anlaşma ile ilgili bu mesai. Bu anlaşmayı kimse bilmiyor; ne TBMM'de konuşuldu, oylandı, kabul edildi, ne de anlaşma metnini gören var.
Ama anlaşma ile şu sıralar Yemenlilerin fena vurduğu Suudi ailesine yardıma gitmemiz bekleniyor. En azından Trump bunu istiyor. Tüm dünyada açık bir nefret simgesi, Amerika'nın Ortadoğu'daki bekçisi Suudi hanedanına destek arayışları, Türk halkı içinde de kabul görmüyor. Bizim o derin uykudaki sevgili halkımız çünkü, "Müslüman ülkeye açılan savaşlar"a sıcak bakmaz.
Tarihte, halkımızın -yine- uykuda olduğu yıllarda, o günün Hakan Fidanlarının aldığı kararla Mehmetçikler bir savaşa gönderilmişlerdi. Uzak bir kıtada, üstelik Müslüman olmayan bir halklaydı bu savaş. O zaman da ortada bir anlaşma yoktu. Mecliste herhangi bir oylama da.
Ancak askerlerimiz yine de Kore'ye yollandılar, yüzlercesi öldü orada, kayboldu bir kısmı, sakatlandı. Ama Türkiye de, "NATO'ya girdi", o "ölüler" ve "sakatlar" sayesinde. 25 Haziran 1950'de Kuzey Kore askerlerinin Güney Kore topraklarına girmesiyle başlayan savaş, Soğuk Savaş'ın "kutuplarını" ilk kez "sıcak temas" haline getirmiştir.
Demokrat , BM'nin "Kore'de komünizm tecavüzü"ne karşı mücadelesine aktif destek vereceğini belirtmiştir. ∗∗∗ DP'Kore'ye asker gönderme kararı, TBMM'ce çıkarılan bir kanuna dayanmadığı gibi, ortada bir Bakanlar Kurulu kararı da yoktu. Resmi Gazete'de yayınlanan bir yasa, emir, hükümet tezkeresi, hiçbir şey yoktu. Karar, Başbakan "Menderes'in konuşmaları" idi.
-Bugünkü gibi- "tek adam"dı Menderes. Menderes, Kore'ye askerin, "NATO üyeliği için köprü olacağı" görüşündeydi. 25 Temmuz'da Kore'ye asker "müjdesi" veren Menderes, 1 Ağustos'ta NATO'ya girmek için -3 ay evvel yapılan- başvuruyu tazelemişti. Bu karara tek itiraz Türkiye'nin Barışseverler Cemiyeti'nden geldi.
O zamanlar "barış savaşçıları", Amerikan karşıtıydı. "Barış" demek "anti-emperyalizm" demekti, savaş ise "made in Amerika." Aralarında Behice , Adnan , Nevzat Kemal Özmeriç, Reşat Sevinçsoy ve Naci Ormansoy dağıttıkları bildiriden ötürü hapse atıldılar. Askeri mahkemede yargılanan bu şerefli insanlar, on beşer ay hapis cezası aldılar.
CHP dahil muhalefet, asker gönderme kararının "TBMM'de alınmaması"na karşıdırlar. "BM'nin karar alması yetmez, TBMM ayrı bir karar almak zorundadır." Evet, "harp ilan edilmez", çağımızda "ilansız harp vardır", ama harp kararının alınması yetkisi de TBMM'ye aittir. ∗∗∗ Tartışmalar sürerken 4.500 asker, Tuğgeneral Tahsin Yazıcı komutasında Kore'ye gönderilir, savaşın ilerlediği dönemde bu sayı 5.000'i geçer.
Savaş bittiğinde 721 ölü, 2.000'den fazla yaralı, 163 "kayıp" ve 244 "esir" verildiği ortaya çıkar. Günümüzde Kore, Türkiye'nin hafızasında, hemen her şehrindeki "Kore Gazileri" ile bilinmektedir. Sonuçta ABD, DP'nin bu büyük "fedakarlığı"nı görecek, Yunanistan ve Türkiye'yi 19 Eylül 1951'de Kuzey Atlantik Paktı Konseyi'üye olmaya davet etmiştir. "NATO üyeliği", SSCB'ye karşı Amerika'nın ve Batı için "güvenlik duvarı" demektir.
Kore için deyişler söyleyen Geycekli Aşık Hasan, savaş günlerinde, "Aşık Hasan der ki uyarız hemen/ Allah'ın emrine etmeyiz gümen/ Zalim Kore olmaz inşallah Yemen/ Ölüsü gurbette kalanlardanız" der. Ama Kore, "Yemen olur." Bugünlerde "üçlü itifak"a dahil olup, "Mekke Anlaşması imzalayan" AKP, 1950'lerdeki DP'nin yolunda ilerlemekedir. Bir kere daha "Yemenle savaş" yolu ufuktadır.
Halk ve gençler, bu tuzağın farkında olmalıdır. Kuşkusuz "Yemen'in Müslüman ülke" olduğu akılda tutulmalıdır. Yemen'e bir kere daha gidilmemelidir.
Aşık Hasan'a bu kez kulak verilmelidir: "Zalim Mekke, olmaz inşallah Yemen!"


