Türkiye’de “uyanık dolandırıcılar” meselesi; “finansal denetim ve tasarruf sahibini koruma sorunu “olarak karşımızda duruyor… Yurttaşlarımız daha önce “Kastelli, Çiftlik Bank, Thodex gibi kesinleşmiş/mahkeme ve soruşturma dosyalarına konu olmuş olaylarla soyuldu… Ne iktidarlar ne de kamu sorumluları gerekli kontrol merkezlerini denetleyemedikleri ya da bilerek göz yumdukları için bugün, Tera ve bazı portföy şirketleri aracılıyla yurttaşlar soyulmaya devam ediyorlar… **** Yıllardır bu olaylar neden sürüyor? Çünkü; “Temelde birkaç mekanizma birbirine” ekleniyor: Birincisi: Yüksek ve kolay kazanç vaadi. “Paranı ver, risksiz biçimde çok yüksek getiri elde et” fikri, piramit sistemlerden bankerlik krizlerine ve günümüzün yatırım/kripto dolandırıcılıklarına kadar gelen ortak bir unsur oluyor.
İkincisi: Denetimin, sistemin büyüme hızının gerisinde kalması. Çiftlik Bank bunun çok açık bir örneği. Ticaret Bakanlığı daha sonra sistemi inceleyerek bunun piramit satış sistemi olduğunu tespit etti ve dosyayı savcılığa gönderdi.
Sisteme 132.222 katılımcıdan yaklaşık 1,14 milyar TL para girmişti; yaklaşık 688 milyon TL geri ödeme yapılmıştı… Üçüncüsü: Vatandaşın “lisanslı/kurumsal görünen” yapıya güvenmesi.Kostümlü kravatlı iyi giyim, janjanlı şirket binası, görsel zengini internet sitesi yani zengin görünüm. Kısaca görüntü, “fon adı veya borsa işleminden” daha önemli bilgiler olarak değerlendiriliyor ve katılımcı için güvence oluyor… Dördüncüsü: Erken uyarı mekanizmalarının yeterince hızlı çalışmaması.En önemli problem işte burada… Genellikle iktidarlar, bir sistem çöktükten sonra müdahale ediyor, oysa daha para toplanırken müdahale etmek gerekiyor… Ancak bürokrasi de bu işin bir ucunu tuttuğu için görünmezlik devam ediyor… **** Devletin ilgili kurumları riskleri daha erken görüp daha erken müdahale edebilir miydi? Sorulması gereken can alıcı soru Bu!
SPK, 2025'in son çeyreğinde, bazı fonların temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak fiyat hareketlerine sahip olduğunun gördüğünü belirtiyor… Bu nedenle 2 Aralık 2025'te Finansal İstikrar Komitesi'nde konu gündeme alınıyor ve sonrasında çalışma başlatılıyor… Yani burada “hiç kimse görmedi” demek doğru değil… Kaldı ki Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 16 Eylül borsa manipülasyonu sonrası; “fon piyasasında yaşanan depreme ilişkin yaptığı açıklamada,” Sistemik bir risk olmadığını” iddia etti… Ve ekledi,"2025'in sonlarında Finansal İstikrar Komitesinden burada bir sorun olabileceği kaygısıyla konunun çalışılmasını, gerekli düzenleme ve tedbirlerin alınmasını istemişiz" diyerek konuyu bildiğini itiraf etti… Fakat şu soru ortada duruyor: 2025 sonlarında görülen anormalliklerin neden 2026 Eylül'ündeki büyük likidite krizine kadar görmezlikten gelindi? Aradan geçen dönemde neden daha güçlü ve daha erken önlem alınmadı? Buların cevabı, yapılacak resmi soruşturma ve denetim raporlarıyla mutlaka ortaya çıkarılmalı...
Günlerdir medyada yer alan olaylar bize finans konusunda AKP iktidarının kurduğu TEFAS’ın varlığını bir kez daha hatırlattı… , yatırımcıların Türkiye’deki tüm yatırım fonlarına tek bir platform üzerinden erişmesini sağlayan merkezi bir elektronik sistemdi... 17 Eylül 2026'da SPK; TEFAS üzerinden işlem gören; Tera Portföy , Pusula Portföy , Hedef Portföy , Atlas Portföy , A1 Portföy , Pardus Portföy, Bulls Portföy’ün TEFAS'taki fonlarının işlemlerini kapattı ve bazı fonların tasfiyesine karar verdi… **** Aynı süreçte İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Pusula, Tera, Hedef ve Bulls ile bu portföylere ait alt kuruluşlar hakkında MASAK'tan mali inceleme istedi… Reuters'ın aktardığına göre tedbirlerden etkilenen fonların toplam büyüklüğü yaklaşık, 891 milyar TL, yatırımcı sayısı ise yaklaşık 353 bin kişi olarak bildirildi… Dolayısıyla mesele küçümsenecek bir olay değil. Bu bilgiler, fonların toplam büyüklüğünü ifade ediyor; “gerçek zarar, tasfiye sonucunda fonların hangi değerden satılacağı ve yatırımcılara ne kadar para döneceği belli olduğunda hesaplanabilecek…” **** Ayrıca önemli bir problem daha var: “Türkiye'deki finansal dolandırıcıların kişi ve para konusundaki toplamı nedir?” sorusunun karşılığında kamuda güvenilir, tek bir resmi rakam yok!
Çünkü Kastelli, bankerler, saadet zincirleri, Çiftlik Bank, kripto borsaları, sahte yatırım platformları, halka arz manipülasyonları vb. farklı dönemlerde ve farklı kayıtlarda bulunuyor… Bu ayıp siyasi yöneticilerindir… Türkiye Cumhuriyeti’nin içine sokulduğu AMORF Rejimde, işlevsiz bırakılan kamu kurumlarının denetimsizliğinde yurttaşlarımız soyuldu… Yeterince bilgilendirilmeyen yurttaşların, bilinçsizliği ve saflığı üzerine kurulu finansal dolandırıcılık oyunu, maalesef ülkemizin ekonomisini de çürütmektedir… Bu ortamı sağlayan iktidarın değişmesi bir kez daha zorunlu hâle gelmiştir…