Ekonomi

Vahşi kapitalizmden müzik de payını aldı

Bazen yaptığınız işe yabancılaştığınız oluyor mu? Yıllardır emek verdiğiniz, başarılı olmak için gecenizi gündüzünüze kattığınız çok sevdiğiniz işinize. Ne yazık ki şimdi müzisyenliğimle ilgili bu kaygıyı taşıyorum....

2 okuma

Bazen yaptığınız işe yabancılaştığınız oluyor mu? Yıllardır emek verdiğiniz, başarılı olmak için gecenizi gündüzünüze kattığınız çok sevdiğiniz işinize. Ne yazık ki şimdi müzisyenliğimle ilgili bu kaygıyı taşıyorum.

Belli bir yaşa geldim ama bizim zamanımızda diye başlayan cümlelerin her zaman karşısında oldum. Ben plaktan kasete, kasetten cd’ye, analogtan dijitale geçişte de hep sektörün içindeydim. Şimdi dijital müzik platformlarında da var olmaya çalışıyorum.

Bütün sevdiğim müzisyenler tek tek başka bir âleme göçtüler. Yıllardır tanıdığım birlikte aynı sahneyi paylaştığım, günlerce stüdyo kayıtlarında sabahladığım müzisyenler ile ya bir cami avlusunda karşılaşıyoruz ya da havaalanında. Saatlerce sohbet ettiğimiz bir akor üzerine uzun tartışmalara girdiğimiz bu eski dostlarla kuru bir merhabanın ötesinde pek bir iletişimimiz kalmamış.

Bir an evvel birbirimizden uzaklaşmak için fırsat kolluyoruz sanki. Vahşi kapitalizmin öğütücü çarkından ne yazık ki biz müzisyenler de payımızı aldık. Sanki bugün gelinen noktanın suçlusu bizmişiz gibi eski heyecanımızdan, tutkumuzdan eser yok.

Dünya’nın en güzel şarkısını da yapsak bu şarkı çöplüğü içinde fark edilmeyecek olmanın karamsarlığını yaşıyoruz. Bu yazıyı yazarken bir video düştü önüme. Amca İlhan Şeşen ve Nikiforos Metaxas Rüzgâr şarkısı için hararetli bir tartışma içerisindeler.

Amca şarkının bir bölümünü Yunanca sözlerle söylemek istiyor Niko buna izin vermiyor. Müzisyenler Oğuz Büyükberber, Hasan Esen ve ağabeyim Gökhan da onları uzlaştırmaya çalışıyor. Hey gidi günler.

Niko ile tanışmamız o zamanların en düzgün yapımcısı Plaza Müzik’in sahibi Ömer Rıza Çam sayesinde olmuştu. “Ankara’dan Abim Geldi” albümünden sonra yaklaşık 4 yıllık bir ayrılık sürecine girmiştik. Sonrasında 1986 yılından 1997 yılına kadar hit olmuş şarkılarımızı tamamen akustik bir düzenlemeyle yeniden kayıt etme düşüncesiyle yola çıktık.

Grubumuzda renk saz buzuki olduğu için ve melodilerimizin Ege’nin iki yakasından da izler taşıdığı için ben Yunan’lı bir aranjörle çalışma fikrini ortaya attığımda bu hemen kabul gördü. Soğuk bir kış günü Plaza Müzik’in ofisine uzun kahverengi paltosuyla Nikiforos Metaxas girdiğinde hiç birimiz çok uzun soluklu bir müzikal ortaklığa başlayacağımızı  bilmiyorduk. Niko bizi ve müziğimizi bilmiyordu.

Bunun için şarkılarımızı dinlemek istedi. Hiç unutmuyorum kaset çalara “Yaz Bulutları” kasetimizi koyduk ve Niko birkaç şarkı dinledikten sonra ayağa kalktı çıkmaya hazırlanırken “Ben böyle bir şey yapamam” dedi. Bizler de biz de zaten böyle bir şey istemiyoruz diyerek Niko’yu oturttuk ve yıllarca sürecek dostluğumuz böyle başladı.

Türkiye’de yıllarca çalıştığımız çok değerli stüdyo müzisyenleri vardı. Ve genelde her albümde virtüöz müzisyenler çalardı. Nikiforos isim babalığını Gökhan’ın yaptığı “Mest Of Gündoğarken” albümünde çoğunluğu caz müzisyenlerinden oluşan bir ekip kurdu bize.

Davul ve vurmalı çalgılarda Can Kozlu, bas gitar ve elektrikli gitarda Çağlayan Yıldız, bas klarnette Oğuz Büyükberber, keman ve klasik kemençede Hasan Esen. Provalarda hep yanımızda olan Niko’nun eşi Vasiliki Papageorgiu şarkılarımızı çok beğendi ve bütün şarkı sözlerimizi Yunanca’ya çevirdi. Bir prova esnasında da Rüzgâr’ın bir bölümünü o Yunanca sözlerle söyledi ve çok beğendik.

Kayıtta da bu haliyle kullandık. Sonrasında Ömer Faruk Sorak henüz çiçeği burnunda bir yönetmen adayıyken bu  şarkıya çok güzel bir klip çekti. Gerisi malum.

Nikiforos ve Amca artık aramızda değil. Eksikliklerini öyle hissediyoruz ki. Bu boşluğu yine müzikle gidermeye çalışacağız.

22 Ağustos’ta Göztepe Özgürlük Parkı’nda vereceğimiz konsere Vasiliki Papageorgiu da konuk sanatçı olarak katılacak. Bu sefer tüm şarkılarımızı bu iki değerli müzik insanı için söyleyeceğiz. Müsaitseniz bekleriz.

Kalın sağlıcakla…

İlgili Haberler