Uyanmak için Kaybetmek mi Gerekir?
Ekonomi

Uyanmak için Kaybetmek mi Gerekir?

Bugün bulabildiğim kısa bir boşlukta Füruğ Ferruhzad’ın 1963 yapımı Khaneh Siah Ast – Ev Karadır adlı kısa filmini izledim. Film bitti ama insanın zihninde bıraktığı ağırlık kolay kolay bitmiyor. Bir cüzzam kolonisinde...

2 okuma

Bugün bulabildiğim kısa bir boşlukta Füruğ Ferruhzad’ın 1963 yapımı Khaneh Siah Ast – Ev Karadır adlı kısa filmini izledim. Film bitti ama insanın zihninde bıraktığı ağırlık kolay kolay bitmiyor. Bir cüzzam kolonisinde yaşayan insanların hayatlarını anlatan bu yapım, aslında sadece hastalığı değil; insanın ne kadar kırılgan, hayatın ne kadar geçici olduğunu gösteriyor.

Unvanlarımız, makamlarımız, başarılarımız ve yarına dair kurduğumuz büyük planlarımız var. Fakat bütün bunların üstünde değişmeyen bir gerçek duruyor: Hepimiz bir nefeslik mesafede yaşıyoruz. İnsan çoğu zaman sağlığını kalıcı, zamanını sınırsız, sevdiklerini hep yanında sanıyor.

Oysa bazen bir telefon, bir hastane koridoru veya birkaç kelimelik bir haber, yıllardır önem verdiğimiz her şeyi bir anda anlamsızlaştırabiliyor. Belki de çağımızın en büyük hastalığı gaflettir. Yalnızca dinî manada değil; hayatın kendisine karşı gaflet… Sağlığı hor kullanmak, sevdiklerimizi ihmal etmek, kırdığımız gönülleri yarına bırakmak, yaşamayı sürekli ertelemek de bir çeşit gaflettir.

Filmden sonra aklıma yıllardır dinlediğimiz o eser geldi: “Uyan ey gözlerim gafletten uyan…” Sultan III. Murad’a nispet edilen anlatıya göre, padişah bir sabah namazına uyanamaz ve vakti kaçırmanın mahcubiyetiyle bu dizeleri kaleme alır. Bir cihan hükümdarıdır; orduları, sarayları ve kudreti vardır.

Fakat geçen vakti geri getirecek gücü yoktur. İşte insanın bütün ihtişamını küçülten hakikat de budur: Dünyaya hükmedebilirsiniz ama zamana hükmedemezsiniz. Ev Karadır izlemesi kolay bir film değil.

Fakat bazen insanın rahatsız olması gerekir. Çünkü bazı hakikatler ancak konforumuz bozulduğunda görünür hâle gelir. Bugün yürüyebiliyorsak, nefes alabiliyorsak, sevdiğimiz insanların sesini duyabiliyorsak belki de sandığımızdan çok daha zenginiz.

Mesele, bunu kaybetmeden anlayabilmek. Hayat kısa. Zaman emanet.

Makam geçici, servet geçici, beden bile geçici. Geriye yalnızca nasıl yaşadığımız ve nasıl bir insan olduğumuz kalıyor. Ve insanın elinde sandığından çok daha az vakit vardır.

İlgili Haberler