Gündem

Üç AİHM kararı ve hapisteki Osman Kavala

AİHM'in Osman Kavala ına dair, bir hukukçunun dahi doyurucu bir açıklama yapması mümkün olmayabilir. Türkiye'nin "Kızıl Milyarderi", "Kavala Holding'in sahibi", geniş bir entelektüel çevrenin -bir zamanlar- "yol...

2 okuma

AİHM'in Osman Kavala ına dair, bir hukukçunun dahi doyurucu bir açıklama yapması mümkün olmayabilir. Türkiye'nin "Kızıl Milyarderi", "Kavala Holding'in sahibi", geniş bir entelektüel çevrenin -bir zamanlar- "yol arkadaşı" Kavala -normal bir faniye nasibi zor- 3 tane AİHM kararına rağmen neden hâlâ hapistedir? Bu durumun yegane sebebi, "Gezi'nin yarattığı korku", "Erdoğan'ın inadı" vd.

olmasa gerek. AİHM kararlarının icrası ya da denetim süreciyle ilgili bazı problemler olmalı. Nitekim denetim sürecine rağmen, Avrupa Konseyi üyesi bir devlet mahkeme kararını yıllardıicra etmekten imtina edebilmektedir.

Osman, 18 Ekim 2017'de tutuklandı. Bir yıl evvel gerçekleşen 15 Temmuz darbe girişimi nedeniyle ilan edilmiş ve devam eden OHAL şartlarında -4 yıl evvel gerçekleşmiş Gezi eylemlerinde hükümete darbe yapmak- (TCK m. 312 ihlali) ile suçlandı.

OHAL koşullarında Selahattin Demirtaş, Can Atalay ve diğerleri de -benzer iddialarla- hapse atıldılar. Dosyası AİHM önüne 1 yıl sonra geldi. AİHM, "tutuklama için makul şüphe olmadığına" hü.

Osman'ın, "siyasi amaçlarla tutuklandığı" (Sözleşme m. 18) tespitini yapan AİHM, "derhal serbest bırakılması" (Sözleşme m. 46) kararını da .

Hükümet AİHM kararını elimine etmek için -Demirtaş dosyasında da yapacağı- bir hileye başvurdu ve Kavala'nın "başka bir TCK maddesinden tutuklanmasına" karar verdi. Üstelik AKP yargısı bunu, AİHM'de ihlal edilen dosyadan tahliyesiyle aynı gün yaptı. Böylece Osman, "başka bir suçtan" tutuklu hale geldi ve "yeni" bir suçtan yargılanmaya başlandı.

Ancak AİHM hilenin farkındaydı. Zira Osman bu yeni dosyada "aynı olaylar", "aynı deliller" temelinde tutuklanmıştı. Dolayısıyla bu yeni davada AİHM'in alacağı karar, eskisinden de ağır ve sert olacaktı.

Nitekim 25 Ağustos 2026 günü (7 gün evvel) açıklanan Büyük Daire Kararı'nda Hükümete daha sert eleştirilerin yanı sıra, Sözleşme'nin 6 ayrı maddesinden ihlal saptaması vardı. Ancak bu yazının konusu AİHM'in Osman'a dair doğru içtihatları değil; Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'kararların icrasını denetim sürecinin etkisizliğidir. O yüzden bu noktaya dönüyorum.

AKBK, 2019 kararının denetim sürecini 1 Eylül 2020 günü başlayan 1377. İnsan Hakları Toplantısı'nda ele aldı. 1383, 1390, 1398 ve 1406 No’lu toplantılarda da Kavala'nın durumu ele alındı.

"Serbest bırakma çağrısı" her toplantıda tekrarlandı. 1398'inci toplantıda, Kavala'nın her yıl yapılan 4 toplantıda sürekli gündem olmasına karar verildi. 1406 sayılı toplantıda AKBK, Sözleşme m.

46/4'teki usulü başlatmaya karar verdi. Bu kararın icrası için devlete ihtar yapılması, kararın icrasının sağlanmaması İhlal Usulü Süreci'nin başlatılacağı anlamına gelmektedir. Ancak AKP Kavala'yı yine serbest bırakmadı.

AKBK, 2 Şubat 2022 tarih ve 1423 sayılı toplantıda dosyanın yeniden AİHM'e gönderilmesine karar verdi. Komite, AİHM'den "Sözleşme m. 46/1 ile kabul ettiği yükümlülüğü yerine getirip getirmediğini" sorma kararı almıştı.

AİHM duruşmasız bir inceleme ile Türkiye'nin AİHS m. 46/1'deki yükümlülüğünü ihlal ettiğine karar . AKP'nin "hukukun üstünlüğü" ilkesini apaçık ihlal ettiğini saptayan Kavala'ya dair bu ikinci karar "nihai" idi ve itiraza da kapalıydı.

Sözleşme M. 46 şu hükmü içerir: "Yüksek Sözleşmeci Taraflar, taraf oldukları davalarda Mahkeme'nin vermiş olduğu kesinleşmiş kararlara uymayı taahhüt ederler." Oysa Türkiye, tam 7 yıldır bu taahhüdünü inkâr etmektedir. Komite ise, yılda 4 kere Türkiye'ye "Kavala'yı derhal serbest bırakma" çağrısı yapmaktadır.

Başka bir yaptırımı yoktur. AKBK'nın Türkiye hakkında, "Konsey toplantılarına katılmama", "ara cezası", "Konsey üyeliğini dondurma" ya da "üyeliği askıya alma" gibi yaptırım seçeneklerini gündemine almadığını not etmeliyiz. Esasen bu önlemler, hiçbir ülkeye karşı uygulanmamıştır.

Tek istisna, 2022 yılı başında Ukrayna'ya "özel askeri harekât" düzenleyen Rusya'dı. O da kendisi Konsey'den çekilmiştir. AKBK'nın son İnsan Hakları toplantısı 9 Haziran 2026 günü yapılmıştır.

Kavala ile ilgili aynı çağrılar yapılmıştır. 25 Ağustos 2026 günü ise Kavala'ya dair Büyük Daire'nin ihlal kararı açıklanmıştır. Bu karar, "AİHM'in 3.

Kavala Kararı"dır. Ve Osman Kavala, 7 yıldır uygulanmayan bir AİHM kararı ile tam 9 yıldır bir hücrede tutulmaya devam edilmektedir. Bu "süreç"te -yukarıda hızla özetlendiği üzere- ciddi bir sorun bulunmaktadır.

AİHS, AİHM ve Avrupa Konseyi Statüsü'nügözden geçirilmesini zorunlu kılan kronik bir sorun.            

İlgili Haberler