Hayatın koşturmacası içinde bazen attığımız küçük bir adım, çıktığımız sıradan bir yolculuk zihnimizde yepyeni ufuklar açıyor. Oğlum Ulaş’ı hayatının yeni bir dönüm noktasına, üniversiteye yerleştirmenin heyecanıyla gittiğim Mersin’den dönüşte; hem köklerimin olduğu güzel memleketim Ayrancı’yı ziyaret etmek hem de Karaman’daki anlamlı bir açılışa yetişmek üzere ilk defa kullandığım Ayrancı-Erdemli yolu, bende kelimenin tam anlamıyla derin bir fikir fırtınası uyandırdı. Toroslar’ın zorlu ama bir o kadar da büyüleyici doğa harikası coğrafyasını aşarak yaklaşık 2 saat 15 dakikada ulaştığım Ayrancı’da, bu yolculuğun bana hissettirdiklerini ve sonrasında düşündüklerimi samimiyetimle sizlerle paylaşmak istedim.
Yaklaşık 130 kilometrelik bu güzergâh, Akdeniz ile İç Anadolu’yu birbirine coğrafi olarak en çok yaklaştıran, adeta iki kardeşi kavuşturmayı bekleyen bir yol. Ama ne yazık ki bu cömert buluşma, doğanın sert kurallarına ve kış şartlarına kurban ediliyor. Kışın başlarında, genelde aralık gibi kar ve tipiden dolayı kapanan bu yol, teoride nisan ayıancak açılıyor.
Yılın neredeyse yarısı kapalı duran bir yol, sadece iki ilçeyi değil, iki kocaman bölgenin kaderini ve potansiyelini de birbirine kapatıyor demek. Oysa bugünün gelişmiş teknolojisi ve modern mühendislik imkânları göz önüne alındığında, bu coğrafi engel aşılamayacak bir şey değil. Dünyanın ve ülkemizin dört bir yanında, dağların bağrını delen tüneller, vadileri birbirine bağlayan dev viyadükler ve çığ önleme sistemleriyle çetin kış şartlarına meydan okuyan nice projeler hayata geçiriliyor.
Ayrancı-Erdemli hattı da gerekli tünel ve kar siperliği yatırımlarıyla kışa dayanıklı kılınabilir; yılın 365 günü güvenle katedilen kesintisiz bir hizmet köprüsüne dönüştürülebilir. Böylece doğanın koyduğu bu geçici yasaklar tarihe karışır, dağlar kilit vuran değil yolları kavuşturan birer güven kapısı olur. İnsan bunu düşününce hayal etmeden duramıyor; bu yol açık olsa, merkeze oturacak olan hepimizin gözbebeği Ayrancı için ortaya nasıl bir ekonomik canlılık çıkar?
Düşünsenize, Karaman Organize Sanayi’deki fabrikalarda üretilen o kadar mal, tırlar ve kamyonlarca yük Ayrancı üzerinden direkt Mersin Limanı’na ulaşıverir. Aynı şekilde bu yolu kullanan yolcu otobüsleri sayesinde millet dağları saatlerce dolaşmadan, doğrudan Ayrancı’dan geçerek rahatça sahile inebilir. Kilometrelerce uzaktaki dolambaçlı yollara mecbur kalan sanayiciye, nakliyeciye, otobüsçüye bu yol hem zamandan hem mazottan koca bir tasarruf sağlar.Sadece sanayi mi, tarım ve hayvancılık bu memleketin can damarı.
İşte tam bu noktada Ayrancı, sunduğu eşsiz değerlerle adeta bir bereket merkezi haline geliyor: Ayrancı’nın ovasında, yaylasında bolluk bereket var: Bahçelerde yetişen elması, kayısısı, mis kokulu beyaz kirazı; dünyaca bilinen o coğrafi işaretli Obruk peyniri, koyun yoğurdu... Bu güzel lezzetlerin Akdeniz pazarına ve Mersin Limanı’ndan hem yurtiçine hem dünyaya taptaze gittiğini bir düşünün. Ayrancı, bu stratejik konumla kısa zamanda hem yolcu taşımacılığında hem ticarette dev bir lojistik üs olmaz mı?
Ulaşım demek medeniyet demek, kalkınma demek. Bu Ayrancı-Erdemli yolunun dört mevsim açık, tertemiz ve modern bir hâle gelmesi sahil ile Toroslar’ın serin yaylalarını birbirine bağlar, Ayrancı'nın turizmini de canlandırır. Ticaret artar, şehirleşme gelişir, yeni iş sahaları açılır.
Eskiden işsizlikten, imkansızlıktan göç edip gitmek zorunda kalmış güzel ilçemiz Ayrancı’nın makus talihide böylece tersine döner. Fabrikalarıyla, lojistik merkezleriyle, tarım tesisleriyle yeniden göç alan, cıvıl cıvıl ve parlayan bir Ayrancı hayal değil, tam vakti gelmiş bir vizyondur. Toroslar’ın arkasında saklı duran bu kocaman gücün önündeki engellerin kalkması ve bütün bu kalkınmanın kalbinde Ayrancı'nın yer alması, bütün bölgenin kazancı olur.
Buradan yetkililerden en büyük isteğimiz ve en doğal hakkımız; bu yolun yıl boyunca kesintisiz açık kalması için gereken neyse bir an önce yapılmasıdır. İç Anadolu’yu denizle buluşturacak, otobüsünden tırına herkesin rahatça seyahat edeceği bu hamleyle Ayrancı’nın hak ettiği yere gelmesini sabırsızlıkla bekliyor. Bu işin sadece Ayrancı’yı değil, Karaman’ı ve tüm İç Anadolu’yu ayağa kaldıracağına, kalkındıracağına da yürekten inanıyorum.