01 October 2026, Thursday
Tarihte Karamanlıların İsimleri (IV)
Ekonomi

Tarihte Karamanlıların İsimleri (IV)

Şer‘iyye sicilleri veyâ literatürdeki adı ile «Şer‘iyye Sicil Defteri»ne «kadı defterleri» de denilmektedir. Bunlar kazâlarda kâdılar veyâ nâibleri tarafından görülen mahkemelerin kaydedildiği defterlerdir. Bu defterler...

Şer‘iyye sicilleri veyâ literatürdeki adı ile «Şer‘iyye Sicil Defteri»ne «kadı defterleri» de denilmektedir. Bunlar kazâlarda kâdılar veyâ nâibleri tarafından görülen mahkemelerin kaydedildiği defterlerdir. Bu defterler sâdece mahkeme kayıtlarından ibâret olmayıp, aynı zamanda merkezden gönderilen «emir», «ferman», «buyruldu» gibi kayıtların sû, muhtelif «fetvâ» numûneleri ile kadıların kendi notlarını, vakfiye sûretleri ile son devirlerde davâ vekîllerine verilen vekaletnâmeleri de ihtivâ ederler.

Selçdönemine âit Amasya'da bir mahkeme kaydı parçası dışında Osmanlı devletinden evvel mahkemelerde kayıt tutulduğuna dair ne bir numûne kalmış ne de tarihlerde bu husûsa dair bilgiye tesâdüf edilebilmiştir; dolayısı ile eldeki bilgilere göre mahkemelerde kayıt tutulma usûlünün Osmanlı Devleti ile başladığı kabul edilebilir. Arap coğrafyasında şimdiye kadar elde edilebilen en erken tarihli mahkeme defteri 1530 tarihli Mısır Salihiye mahkemesi defteridir. Osmanlı coğrafyasının genelinde ise en erken tarihli yazılı mahkeme kaydı 1455 tarihli Bursa Şer‘iyye Sicil Defteri'dir.

Osmanlı beyliğinin kuruluşundan itibâren kâdılık müessesinin bulunmasına nazaran, bunlar tarafından tutulan defterlerin de var olması ileri sürülebilir ancak elde buna dair bir bilgi yoktur. Osmanlı devletinde Fatih Sultan Mehmed devrine kadar, merkeze dair de günümüze çok az «defter» ve «vesika» kalabilmiş ancak sonradan tesbit edilebilen özellikle Rumili tarafına dair birkaç defterin varlığıbakılırsa, aslında daha erken tarihli düzenli kayıtlar tutulduğu kesinlikle söylenilebilir. Ancak öyle anlaşılıyor ki, savaşlar, yangınlar gibi sebeblerle bahsettiğimiz devirlere dair evrâk yok olmuştur.

Osmanlı coğrafyasına mahkeme kayıtlarının ilkleri tamamen arapça olup, zaman ilerledikçe Türkçe kayıt tutulmaya başlanmış, genel olarak şerʻî hüküm ıstılahları sonuna kadar muhafaza edilmiştir. İlk mahkeme kayıtlarının dilinin arapça olması, herhâlde Osmanlı beyliğinin başlangıcında kadıların Anadolu dışından getirilmiş olması ile alâkalıdır. Medreselerin kurulması ile kadılar artık bu medrese çıkışlılardan tayin edilmeye başlanmıştır.

Şerʻiyye Sicil defterleri önceleri Adana, Afyon, Ankara Etnografya, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Hatay, İstanbul Topkapı Sarayı, İzmir, Kastamonu, Konya, Kütahya, Manisa, Niğde, Sinop, Sivas, Tokat müzelerinde önce Osman Ötarafından «Şerʻiyye sicillerinin toplu kataloğu» adı altında başlatılan kataloglama çalışmalarına çoğu şehirlere âit olarak birçok araştırıcı devam ettirmiş ve bu sicil defterleri bilahire Ankara Millî Kütüphane'de toplanmış ve nihâyet son yıllarda İstanbul'daki Osmanlı Arşivi'ne devredilmiştir. Şerʻiyye sicilleri henüz bahsi geçen müzelerde muhafaza edilmekteyken ve Millî Kütüphane'de toplandıktan sonra çeşitli araştırıcılar tarafından, genellikle şehir esâs alınarak kataloglama çalışmaları yapılmıştır. Kataloglama işi son olarak Ahmet Akgündüz tarafından müstakil bir çalışma hâline getirilmiştir.(5) Bizde, yerelde ötedenberi hâtırât ve yerel tarih yazma alışkanlık ve geleneği ile bilhassa batı hristiyan dünyasında olduğu gibi kilise defterleri gibi kayıtlar olmadığı için, şerʻiyye sicilleri yerel tarih araştırmaları için olmazsa olmaz birinci elden tarih vesikaladır.

hukukçular ve bilhassa Osmanlı dönemi hukuku araştırıcıları bu defterler üzerinde değerlendirmeler yapacaklardır; ancak bunlar sâdece bir hukuk vesikası değillerdir; bunlar âit oldukları kazâların ihtivâ ettikleri şehir, kasaba ve köyler için son derece mühim ve birinci derecede yerel tarih, coğrafya ile kültür araştırmaları için olmazsa olmaz kaynaklardır. Çünkü bu defterlerde muhtelif sebeblerle yapılan yargılamalara konu olan «tereke», «evlenme», «boşanma», «vakıf kurma», «vakıflara mütevelli tayini» ve benzeri sebeblerle pek çok yerel da barındırmaktadır. Osmanlı Devleti'nde «kadı» genel bilgilerin aksine sadece yargı işini yerine getiren bir kişi olmayıp, bir «kazâ»'nın aynı zamande tek yetkili bürokratı; yani bugünki mânâda kaymakam ve belediye başkanının vazifelerini de deruhde eden kişidir; dolayısı ile şerʻiyye sicilleri dediğimiz defterler sadece bir mahkeme tutanakları olmayıp, kadının veyâ kadılığın başta Dersaadet ile bağlı bulunduğu vilâyet ve başka yerler ile yaptığı muhtelif konulara dair yazışmaları da ihtivâ etmektedir.

Karaman Şerʻiyye Sicilleri 52 defterden oluşup, ilkinin tarihinin başlangıcı , sonuncusu da yılına âittir. Zaman içinde ve bilhassa 1800'lü yıllardan itibâren gittikçe şerʻî mahkemelerin görev sahası sadece medenî hukuka inhisâr etmiş; 1864'ten sonra taşra teşkilâtlarında yapılan düzenlemeler ile kazalar artık «kâim-makâmlar» tarafından idâre olunmaya başlanmıştır; dolayısı ile son dönem şerʻiyye sicillerinde, 1500-1800 yıllarında olduğu gibi konu çeşitliliği yoktur. Kendim şahsen Osmanlı coğrafyasının muhtelif kazâlarına dair şerʻiyye sicillerini görmek ve ayrıntılı inceleme yapmak fırsatı buldum.

Karaman şerʻiyye sicillerindeki vesikaların çeşitliliğini başka defterlerde görmedim. Bu hâli ile Karaman sicilleri tam bir «Karaman Arşivi» gibidir; ancak bu defterler muhtemelen Konya'da toplandığı sıralarda karışık bir şekilde ciltlenmiş olup, neredeyse her defterin içinde, defterin kapsadığı tarih aralığının öncesine veya sonrasına dair evrâk da karışmıştır.(6) Şerʻiyye sicillerinde elbette 'ı, şahsî dava ve sair meselelerin dışında, mahalle ve köylerine dâir de pek çok kıymetli bilgi bulunmaktadır; bu bağlamda özellikle 1600-1700'lü yıllarda, bütün Anadolu'da olduğu gibi Karaman coğrafyasında da «ayânlık» denilen mahallî zorbaların gerek şehirde ve gerek ise taşrasındaki faaliyetlerine dair pek çok bilginin yanında, ahâliden talep edilen vergi gibi yükümlülükler vesilesi ile anahatları ile bölgenin ekonomik durumuna dair bilgiler bulmak da mümkündür. Aşağıda da yeri geldiğinde bahsedeceğim ama 52 aded Karaman Şerʻiyye Sicil Defterleri'nin tamamını, aslında Yunus Emre meselesi ile ilgili özel bir bilgi bulabilir miyim umudu ile baştan sona okudum.

Bir iki sıradan vakıf kayıdı dışında sadra şifâ spesifik bir bilgi bulamadım. Karaman'ın yakın çevresini ilgilendiren ve «kazâ» statüsünde olan Gaferyad, Divle, Aladağ, Eskiil ve Karapınar kazâlarına âit kadı sicilleri bulunmuyor. Buralarda hiç mi kayıt tutulmadı yoksa bir şekilde zâyi mi oldu?

O hususta söyleyebileceğim bir şey yok; ancak Karaman Şer‘iyye Sicilleri'ni incelerken Aladağlı ve Gaferyadlı bazılarının davasının Larende mahkemesinde görüldüğünü gördüm. Şer̒iyye Sicilleri sâdece eski yazı okumayı bilmekle anlaşılacak bir belge değildir. Pek çok islâm fıkhı ıstılahlarını ihtivâ etmesinin yanında esâsen mahallî «yer, mevkı, mevzî, ismi», «kişi ismi», o yere veya bölgeye has «alet, edâvât, eşyâ ismi» (ki özellikle mirâs davalarında sadece bir mahalleye, bir köye ait eşyâ ismi çoktur) ve o yerin örf-adet ve kültürüne dair öncelikli bilgi sahibi olmayı gerektiriyor.

Bana göre genel olarak arşiv kaynakları ve bilhassa şer‘iyye sicilleri üniversiteden yeni lisans mezunu birisinin üzerinde tez yapabileceği bir materyal değildir. Karaman Şer‘iyye Sicilleri üzerine yapılan çalışmalardaki hataları burada göstermeye çalışsak, bu yazı amacı dışına çıkar; zaten bu konular günlük gazete okuyucularını ilgilendiren konular değildir; fakat o çalışmalara danışmanlık yapanlar da bu çalışmalara istinâden o hataları tekrar ediyorlar. Vahim olan budur!

Osmanlı Devleti'nde sadrazam riyâsetinde ve kubbe vezirlerinin katılımıyla toplanan «Divân-ı Hümâyûn» toplantılarında memleketin dâhilî ve hâricî konulara dair alınan en mühim kararların padişah onayı alındıktan sonra kaydedildiği defterlere «Mühimme Defterleri» diyoruz; bunlar kendi içinde muhtelif gruplara ayrılıyorsa da, burada bunlardan bahsetmeye gerek yoktur. Bu defterler 1550-1915 yıllarını muhtevî toplam 419 defterdir. 1649 yılından sonra Mühimme Defterleri'ne sâdece devleti ilgilendiren husûslar kaydedilirken, bu tarihten itibâren «şahsî» işlere ve bilhassa «adalet» konularına dair yazılar ise «Şikâyet Defterleri»'ne kaydedilmeye başlanmıştır.

Bu defterlerde umûmiyetle reayâ (vatandaş) ile kamu görevlileri arasındaki anlaşmazlıklar ve şikâyetler hakkında yine Divân-ı Hümâyûn'dan verilen kararlar kayıtlı olup, her defterde memleketin her tarafına dair kararlar bulunabilir. Şikâyet Defterleri 1742'den itibâren vilâyet esâsına göre kaydedilmeye başlanmış olup, bu usûl 1900'lerin başına kadar devâm ettirilmiştir. Bu bağlamda Karaman Vilâyeti ile ilgili de 39 defter olup, 1742-1878 yıllarını ihtivâ eder.

Kendi adıma bu 39 defterin tamamını Larende açısından inceledim; benim orada dikkatimi çeken en mühim konular, özellikle köyler arasında mera-otlak, köy hududları, bir köye başka bir yapılan taarruzlar, herhangi bir yerin mülkî ve askerî yetkilisi ile şahıslar arasındaki anlaşmazlıklardır. Bu vesile ile 1700'lü yıllarda bir çete Akçaşehir'i aylarca elinde tutup, hattâ köy câmiinin çatısına konuşlandırdıkları top marifeti ile askeri üç ay köye sokmamışlardı. Bunun haricinde ayrıca bir ara bazı Ermenekliler Balkasun civârında Karamanoğulları ailesi mensuplarına ait bir vakıf arazisi üzerinde tasarrufta bulunmak üzere arşiv kaynaklı belge buluvermemi istemişlerdi fakat ben mesele vakıf meselesi olduğu için ben ilgilenmedim; sonra bir şey yaptılar mı?

yaptılar ise ne yaptılar? bilmiyorum.(7) Genelde olduğu gibi Karaman Ahkâm Defterleri içinde bölgesi ile ilgili özel bir bölüm olmadığı için bütün hükümleri tek tek gözden geçirmek icab ediyor. () Meselâ mardin şerʻiyye sicillerinin birisinde « Merâtib-i mütenevviʻa-i saltanat-ı seniyyeye mahsûs olub mâfûkunun mâdûnuna ve mâdûnun da mâfûkuna ve hem-rütbe bulunanların birbirine bir düziye olarak yazacakları ve ale‟l-umûm herkesin dahi yek-diğer kullanacakları elkâb» konulu bir emir-nâme vardır, bk.

BOA., MŞH.ŞSC.d., Numara: 217, vr. 14/b Hicrî Tarihli Sûret-i Defter-i Sancak-i Arvanid, Haz.: Halil İnalcık, Ankara 1987; M. Feridun EMECEN, «Defter-i Köhne: Pirlepe-Kırçova Kesiminin En Eski Timar », Osmanlı Araştırmaları , s.

341-474 Halit Ongan, Ankara'nın 1 Numaralı Şer'iye Sicili. Ankara, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1958, s. VI Osman Ersoy, «Şerʻiye sicillerinin toplu kataloğuna doğru», AÜ., DTCF Dergisi, XXI/3- aynı yazar, AÜ.

Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tarih Araştırmaları Dergisi, XIII/Ahmet Akgündüz, Şerʻiyye Sicilleri, I-II, İstanbul 1988 Karaman sicilleri üzerinde Alaaddin Aköz, İbrahim Güler, Hatem Aka, Mustafa Coraman, Mustafa Yıldırım ve Sevda Gürbüz tarafından tezler yapılmıştır. Bunların içinde en sağlam çalışma Hatem Aka'nın olup, diğerlerinin tamamında yer, şahıs ve mekân isimleri başta olmak üzere okuma hataları çoktur. Son zamanlarda takip edebildiğim kadarı ile Alaaddin Aköz son devirlere ait bazı Karaman Şer‘iyye Sicilleri'ni yayınlamıştır.

Karaman Ahkam Defterleri üzerine Gürkan Cevher, Bahar Kaymaz, Zeynep Yılmaz, Nurullah Murat ve Ayşegül Arslan tarafından master tezleri hazırlanmış olup, Larende ile ilgili yer ve mekân isimlerinin okunmasında bir hayli hatalar yapmışlardır.

İlgili Haberler