Siz niye kedi sevmiyorsunuz?
Şilan KARAÇAM Büyük büyük sıfatların, okunamayan markaların ve havadan inmeyen burunların her geçen gün arttığı bir toplumda gözlerimizi açıp kapıyoruz. Her gün farklı şekillere bürünüyor, farklı maskeler takıyoruz....
Şilan KARAÇAM Büyük büyük sıfatların, okunamayan markaların ve havadan inmeyen burunların her geçen gün arttığı bir toplumda gözlerimizi açıp kapıyoruz. Her gün farklı şekillere bürünüyor, farklı maskeler takıyoruz. Sevilmek istiyoruz, insanların bize saygı duymasını istiyoruz; hatta ve hatta imrenilmek, kıskanılmak istiyoruz.
Her şeyin en güzelini, en iyisini kendimiz için istiyoruz. Neden diye soracak olursanız: Hepimiz görülmek istiyoruz. Var olmak, "yaşadım" diyebilmek istiyoruz.
Bu kadar büyük isteklerin içinde hayata tutunmaya çalışırken, açlığını çektiğimiz sevgiyi farklı kaynaklarda arıyoruz. Bunun en kolay, en basit örneğini de hayvan dostlarımızda buluyoruz. Ben bu sevgiyi kedimde buldum ve tüm kalbimle şunu söyleyebilirim: Kedi sevmeyen bir insanda ciddi bir özgüven problemi ararım.
Neden diye soracak olursanız, çünkü kediyi sevmek özveri ister. Yıllardır kedi istiyordum. Alerji bahanesiyle bir süre alınmadı.
Sonra bir yaz günü teyzemin kedisi doğurdu ve böylece oğlum dünyaya gelmiş oldu. Adını Simba koydum. Sütten kesilir kesilmez kucağıma aldım; bana alışsın, kokumu sevsin diye onu odamda besledim, kucağımdan hiç indirmedim.
Sonra Simba biraz büyüdü, yürümeye başladı ve anneme gitti. Anneme bir baktı; o bakış, son bakışıydı. Simba annemi seçmişti.
Yıllar geçtikçe Simba anneme her gün biraz daha bağlandı. Ben onun oyun arkadaşıydım; yeri geldiğinde beni de severdi ama annem bambaşkaydı. Arada bir sinirlensem de böyle bir sevgiye seyirci olmak bile bir ayrıcalıktı.
Küçücük bir hayvan, bir yavru kedi, bir insanı seçmiş, sevmiş ve onu altı yıl boyunca herkesten ayrı, her şeyden özel tutmayı başarmıştı. Böyle bir sevgiye saygı duymamak, bu küçücük canın hayata kattığı sonsuz rengi sevmeyi bilmemek bir olasılık bile değildi. Kısacası, Simba beni seçmemişti ama ben Simba'nın o güzel kalbini seçmiştim.
Çünkü ondan sonsuz bir bağlılık talebim yoktu. Kedi sevmeyen insanların en büyük eleştirisi de bu değil mi zaten? "Sağı solu belli olmayan hayvanlar!
Köpeğe vursan bir şey yapmaz, kedi öyle mi? Köpeğin ağzına elimi sokuyorum, ısırmıyor; kedi öyle mi?" Efendim, sormazlar mı adama, bunlar nasıl talepler diye? Ben neden hayvan dostumdan bana koşulsuz bir sadakat bekleyeyim?
Neden onun canını acıttığımda tepki vermemesini isteyeyim? Neden onu köleleştireyim? Aksine, o kendisi olsun.
Oynamak istediğinde gelsin, bacağıma atlasın. Herkesi sevmesin; sevmek istediğini sevsin, seçsin, kızsın, oynasın. Her şeyden önce var olsun, kendisi olsun, prensipli olsun, onda ‘kadın gururu’ olsun. Dönemimizdeki birçok insanın yapamadığını benim hayvan dostum yapsın, o yüzden bugün burada soruyorum size, kedi sevmeyen dostlarıma, siz tam olarak niye kedi sevmiyorsunuz?
*** Samiye’nin Kedisi yeşil deniz gibi gözleri vardıbeyaz tüyleriyle bir küme kardıağzını süsleyen sedef dişlerdibaygın nazarı ta ruha işlerdiseverken aldatıp birden kaçardıokşarken apansız pençe açardıonda bir kadının gururu vardısürmeli gözlerinden riya akardı Nâzım Hikmet



