Sınav merkezli eğitim ile kaybeden öğrenciler ve öğretmenler
Öğrenciler üzerinde sınav baskısını kaldıracağız cümlelerini 24 yıldır düzenli aralıklarla duyduk. Bu cümlelerin devamında atılan her adımda, her sınav sistemi değişikliğinde öğrenciler daha da fazla sınav baskısı ile...
Öğrenciler üzerinde sınav baskısını kaldıracağız cümlelerini 24 yıldır düzenli aralıklarla duyduk. Bu cümlelerin devamında atılan her adımda, her sınav sistemi değişikliğinde öğrenciler daha da fazla sınav baskısı ile kuşatıldı. Sınavlara sayılı günler kala Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Ortak Yazılı Sınav Sistemi’duyurdu. Artık beşinci sınıftan on birinci sınıfa tüm öğrenciler merkezi sınav sistemi baskısını yalnızca LGS ve YKS döneminde değil eğitim öğretim yılı içerİsinde her yıl sürekli yaşayacak.
Sınavların merkezileştirilmesi politik bir tercih. Rekabete, yarışa, elemeye dayalı merkezi sınav sistemi demek daha fazla özel okul, daha fazla kurs, etüt merkezi, daha fazla kaynak anlamına geliyor. Özetle merkezi sınav sistemi eğitimin piyasalaştırılmasının can simidi.
Merkezi sınav sistemi aynı zamanda “aynı soruları soruyoruz” denilerek tüm öğrenciler eşit eğitim hakkına sahipmiş algısının yaygınlaştırılmasıdır. Yarattığı sonuç ise eğitimdeki eşitsizliğin daha da derinleşmesidir. OYSS duyurusunda “farklı bölgelerde öğrenim gören öğrencilerin benzer özelliklere sahip ölçme araçlarıyla değerlendirileceği” vurgulanıyor. Özel okullardaki çocuklarla devlet okullarındaki çocuklar eşit eğitim olanaklarına sahip mi?
Yoksul mahallelerde, kırsal kesimde yer alan okullardaki, birleştirilmiş sınıflardaki çocuklar sosyo-ekonomik düzeyi yüksek şehir merkezlerindeki mahallelerdeki okullarla eşit olanaklara sahip mi? Konteynerlarda eğitime devam eden onlarca sorunla baş başa bırakılan deprem bölgesindeki çocuklar diğer illerdeki çocuklarla eşit olanaklara sahip mi? Özel eğitim gereksinimi olan çocuklar eğitime erişebiliyor mu, eşit eğitim olanaklarına sahip mi? Aynı açıklamada “okul türleri arasında ölçme ve değerlendirme şartlarının eşitlenmesi” ifadesi yer alıyor.
Okul türlerinin kendisi, okulların sınavla öğrenci alan/adrese dayalı öğrenci alan okul diye ayrıştırılmasının tüm olumsuz sonuçları yaşanırken nasıl “eşit” bir sonucun ortaya çıkması beklenebilir? Eşit olduğu varsayılıyorsa Mesleki Eğitim neden OYSS kapsamı dışında bırakılıyor? MESEM artışını başarı olarak ilan edenler neden bu “başarıyı” OYSS sonuçları ile taçlandırmak istemiyor?
Eşitsizliğin geldiği boyutu onlarca soruyla devam ettirmek mümkün. Eğitimde eşitsizlik devasa boyuta ulaşmışken çocuklar eğitimde eşit haklara sahipmiş gibi benzer özelliklere sahip soruların tüm çocuklara sorulması eğitimdeki eşitsizliği daha da artırmayacak mı? Eşit, parasız, kamusal, bilimsel eğitimde yaratılan yıkımın sonucu olarak öğrenciler uzun süredir eğitimi bir gelecek umudu olarak görmüyor.
Bu yüzden okul terkleri, devamsızlık oranları, okulda şiddet, suça sürüklenen çocuk oranları her geçen yıl artıyor. Eğitimin bir gelecek umudu olmaktan çıkarıldığı her durumda bu oranların artışı bilimsel bir gerçek. Sınav merkezli eğitim sisteminin beşinci sınıftan itibaren yaygınlaştırılması bu riskleri, sorunları daha da artıracak.
Öğrencilerin kaybettiği her durumda öğretmenler, öğretmenlerin haklarını, mesleki itibarını kaybettiği her durumda öğrenciler kaybediyor. Merkezi sınav sisteminin yaygınlaştırılmasıyla bu kaybediş daha da hızlanacak. OYSS ile öğretmenlerin eğitimle ilgili kararların öznesi olmadığı, eğitimle ilgili her değişikliği yukarıdan, merkezi bir kararla öğrendiği bir işleyiş olağan hale getiriliyor.
Öğrencilerin ihtiyacının, hazır bulunuşluk durumunun gerçek bilgisine sahip olanlar öğretmenlerdir. Buna rağmen binbir emek verdiği öğrencilerine soru hazırlama hakkı, yetkisi dahi öğretmenlerin elinden alınıyor. Öğretmenlerin mesleki özerkliği ortadan kaldırılıyor.
Eşit kamusal eğitim hakkına sahip olmayan öğrencilerin “benzer sorularla” ölçme-değerlendirme sürecine tabi tutulması, okullar, okul türleri arasındaki eşitsizliğin sonuçlarını da merkezi olarak görünür kılacak. Eğitime yeterli bütçe ayrılmaması, özel okullar/devlet okulları, yoksul mahallelerdeki, kırsal kesimdeki okullarla/sosyo-ekonomik düzeyi yüksek mahallelerdeki okullar, merkezi sınavla öğrenci alan okullarla/ adrese dayalı öğrenci alan okullar, okul türleri arasındaki eşitsizliğin sorumlusu bu eşitsizliği yaratanlar değil öğretmenler mi olacak? Sınav sorularının belirlenmesi, sınav kağıtlarının hazırlanması ve sınav sürecinin uygulanmasından sonra öğrenci cevaplarının soru bazlı puanlanarak sisteme girilmesi başta kalabalık okullar ve sınıflar olmak üzere öğretmenlerin iş yükünü ciddi oranda artıracak.
Öğrencilerin ihtiyacını ve hazır bulunuşluk düzeyini yansıtmayan bu süreç öğretmenler açısından da esnek çalışma koşullarının daha da yaygınlaştırılması sonucunu doğuracak. Öğretmenler sistemsel sorunların da yaşanma olasılığı ile birlikte okulda çalıştığı sürenin dışında saatler, günler süren bir çalışma biçimi ile karşı karşıya bırakılacak. Protokoller, işbirlikleri, proje adıyla öğrencinin üstün yararını esas almayan uygulamalarla, son açıklanan Sosyal Etkinlikler Politika Belgesi ve şimdi OYSS ile öğretmenler eğitimin öznesi değil veri girişlerini sisteme yükleyen, teknisyen olarak tanımlanıyor. OYSS’nin aynı zamanda mevzuat alt yapısı yok.
Varolan yönetmelik ve yönergelerle çelişkili bir şekilde hayata geçiriliyor. MEB ölçme değerlendirme yönetmeliğinde –Bakanlık ve ilçe milli eğitim müdürleri kararıyla yapılan sınavlar dışında- sınavların okul genelinde ortak yapılması düzenlenmişken OYSS ile sınavların ülke genelinde yapılacağı düzenleniyor. Ortaöğretim kurumları yönetmeliğinde ve MEB yazılı/uygulamalı sınavlar yönergesinde sınav sorularının eğitim kurumu alan zümre öğretmenleri tarafından belirlenmesi maddesi yer alıyorken OYSS’de yönergeye aykırı bir şekilde sorular merkezi olarak bir havuzdan atanıyor. Yönetmeliklere, yönergelere rağmen merkezi kararlar açıklanacaksa öğretmenler, öğrenciler, veliler için bağlayıcılık hukuku olan ne olacak?
Hukuki açıklığın, hukuki dayanaktan yoksunluğun sonucu yaşanılacak olumsuz sonuçların sorumlusu kim, kimler olacak? Sistemsel bir hata yaşanması durumunda veya OYSS uygulaması sürecinde olası bir sorunda yaşanılacak mağduriyetin sorumlusu kim, kimler olacak? Sınav sistemi değişikliği olacağını Mayıs 2025’te BirGün’de “Yeni hamle sınav sistemi değişikliği mi?” başlığı ile yazmıştım.
Yazımın dayanağı Maarif Platformu, Enderun Özgün Eğitimciler Derneği ve Bursa İnsan Vakfı’nın hazırladığı “Yeni Bir Ölçme Değerlendirme Vizyonu” raporuydu. Maarif Platformu müfredat değişimi öncesi öğretmenlerin yine öznesi olmadığı bir süreçle çıkarılan “Türkiye Yüzyılı Maarif Müfredatı” ve Öğretmenlik Meslek Kanunu çıkarılmadan önce “Türkiye’de Öğretmen Yetiştirme” üzerine raporlar yayınlamış, sonrasında bu adımlar hızlıca öğretmenlerin itirazlarına, eleştirilerine rağmen hayata geçirilmişti. Aynı başlıklar 12.
Kalkınma Planı’nda da yer almıştı. Maarif Platformu gibi yapıların öznesi olduğu bu kararların öznesi neden öğretmenler değil? Okulların, öğrencilerin gerçeğinin, ihtiyacının gerçek bilgisine sahip olan öğretmenler iken Kalkınma Planları'nda, çeşitli yapıların hazırladığı raporlarla eğitimde hangi kararların alınacağına öğretmenlere rağmen merkezi olarak karar veriliyor. OYSS; müfredat değişiminden, Öğretmenlik Meslek Kanunu ve Milli Eğitim Akademisi’nden bağımsız değil. Her adım eğitimde amaçlananın, bütünün parçası. Her adımda öğretmenler de öğrenciler de kaybediyor.
Öğretmenlerin, öğretmenlik mesleğinin, öğrencilerin kaybettiği her durumda ortak geleceğimizi kaybediyoruz.


