Silivri Hapishanesinde "Kuyu Tipi" denemesi
Av. Güçlü SEVİMLİ Kuyu Tipi özellikle siyasi tutukluların da bu hapishanelere zorla götürülmelerinin ve bu hapishane şartlarını kabul etmeyen mahpusların açlık grevi eylemlerine başlamalarının ardından kamuoyunun...
Av. Güçlü SEVİMLİ Kuyu Tipi özellikle siyasi tutukluların da bu hapishanelere zorla götürülmelerinin ve bu hapishane şartlarını kabul etmeyen mahpusların açlık grevi eylemlerine başlamalarının ardından kamuoyunun gündemine girdi. Tek kişilik hücrelerin çoğunlukta olduğu bir mimariyi barındıran Kuyu Tipi hapishaneler, hücrelerinde havalandırmalarının dahi olmadığı, demirden bir kutuyu andıran yapısıyla çok ağır bir tecrit ve izolasyon infaz modelini içeriyor.
L Tipi Hapishaneler ise genelde tutuklu veya hükümlülerin toplu olarak koğuşlarda kaldıkları, koğuşların mevcudunun kalabalık sayılara kadar çıkabildiği ve her koğuşun kendi havalandırmasının bulunduğu hapishaneler. Kuyu Tipi hapishanelerin somut bir yasal alt yapısı dahi yok iken, L Tipi Hapishaneler hapishane türlerini düzenleyen 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki yasasının 8 ile 15. maddeleri arasında tanımlandığı şekliyle faaliyet yürütmek zorunluluğu içinde olan hapishaneler. Hal böyle iken 6 Nolu L Tipi Hapishane idaresi Nisan ayında hukuk dışı bir uygulamaya başladı.
L tipi hapishanede kalan beş siyasi tutukluyu, kaldıkları koğuşun 8 metrekarelik yatakhane kısmına kapattı. Tacettin Erol Şahin, Rezzan Şengül, Cem Dursun, Cemil Kurt ve Emircan Yazı, Nisan ayından bu yana neredeyse 6 aydır 8 metrekarelik iki ayrı hücrede tutuluyor. Tutukluların kapatıldıkları yer koğuşun sadece yatarken kullanılan, demir kapılı, ranza ve bir masa ile sandalyenin bulunduğu 8 metrekarelik küçücük bir oda.
Öyle ki, odanın içinde iki kişi aynı anda ayağa kalkamıyor, birinin oturur konumda kalması gerekiyor. Olağan uygulamada tutukluların yalnız akşam yatarken kullandıkları ve demir kapısı sürekli açık olan oda, 6 aydır 5 siyasi tutuklunun tüm gün kapalı tutuldukları hücreye dönüşmüş vaziyette. Tutuklular günde sadece 2 saat havalandırmaya çıkarılıyor ve günün 22 saatini bu hücrede geçiriyorlar.
Yani, 6 Nolu L Tipi Hapishane idaresi eşi benzerine rastlanmayan bir uygulamayla L Tipi Hapishane içerisinde fiilen Kuyu Tipi Hapishane modelini hayata geçirmiş oldu. Tutuklular hücreye kapatılmalarının ardından uygulamadan vazgeçilmesi için hem kendileri ve hem de avukatları aracılığıyla taleplerde bulundular ancak sonuç alınamadı. Sonrasında farklı tarihlerde olmak üzere süresiz açlık grevine başladılar. Dün itibariyle Tacettin Erol Şahin ve Cem Dursun eyleminin 160.
gününde, Cemil Kurt ve Emircan Yazı 81. gününde. Siyasi tutukluların hücreye kapatılmasına varan süreç bu yılın Ocak ayında başlamıştı. Hapishane idaresinin koğuşlardaki kameraların açılarını tutukluların özel hayatını ve mahremiyetini ortadan kaldıran şekilde ayarlaması ve tutukluların buna karşı kameraları kapatması akabinde infaz koruma memurlarının sürekli tutukluları darp etmesi Şubat ayı sonlarına kadar devam etti ve Nisan ayında da siyasi tutuklular hiçbir açıklama yapılmadan, koğuşlarının 8 metrekarelik yatma ünitesine kapatıldılar.
YASAL DAYANAĞI YOK 6 Nolu L Tipi Hapishanesindeki mevcut uygulama 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki yasanın 25. maddesinde düzenlenen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası infazını andırıyor. Koğuşlarının yatma ütutulan siyasi tutuklular ise bırakın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını, yargılandıkları davalardan henüz hapis cezası dahi almadılar.
Haklarında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü yok, halen tutuklu olarak yargılanıyorlar. Tutukluların günde sadece 2 saat havalandırmaya çıkarılıp günün 22 saati hücrede tutulmaları açıkça 5275 Sayılı yasasının 25. Maddesine aykırı.
Diğer yandan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki yasaya ve Disiplin Cezaları yönetmeliğine göre, tutuklu ve hükümlüler ancak “hücrede kalma” disiplin cezası aldıklarında hücreye konabilirler. Aynı mevzuat kapsamında da hücrede kalma süresi 20 günü geçemez. Bu noktadaki en önemli husus, “hücrede kalma” disiplin cezası sürecinin hukuki denetim mekanizmalarına tabi olmasıdır.
Zira hapishane idaresinin vermiş olduğu disiplin cezasına infaz hakimliğinde ve ağır ceza mahkemesinde itiraz başvuru yolu söz konusu. Bu bakımdan 6 Nolu L Tipi hapishanesindeki uygulama, bir disiplin cezası olan “hücrede kalma” halini süreklileştiriyor. Netice itibariyle yasaya ve mevzuata aykırı bir şekilde tutuklulara adeta sü“hücrede kalma” cezası uygulanıyor. Öte yandan süresiz açlık grevinde olan Cem Dursun’un, tutuklu olarak yargılandığı davanın geçen hafta duruşması görüldü ve İstanbul 13.
Ağır Ceza Mahkemesi tutukluluk halin devamına karar verip duruşmayı 11 Kasım 2026 tarihine erteledi. Bu da şu anlama geliyor, Cem Dursun’un açlığı bir sonraki duruşmada 200’lü günlere gelmiş olacak. 200’lü günler ise ölüm sınırına tamamen yaklaşmak demek oluyor.
(Benzer durum açlık grevindeki diğer tutuklular için de geçerli) Böylece, 6 Nolu L Tipi hapishane idaresinin hiçbir yasal dayanağı olmayan ve açıkça kanuna aykırı uygulaması nedeniyle insanların hayatının ölüm sınırına dayanması söz konusu. 6 Nolu L Tipi Hapishane idaresinin hukuk ve insan haklarıyla bağdaşmayan bu yaklaşım tarzı, elbette siyasal iktidarın Kuyu Tipi Hapishane modelinin bir bütün olarak ceza infaz rejimine hakim hale gelmesi perspektifinden bağımsız değil. Bu bağlamda ifade etmek gerekir ki, hapishanelerdeki kabul edilemez uygulamalar sürekli bir şekilde katlanarak devam etmektedir.



