22 October 2026, Thursday
Seller, Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nde de yer alıyor
Gündem

Seller, Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nde de yer alıyor

İstanbul Valiliği’nin açıklamasına göre 14 Ekim saat 06.00 ile 20.00 arasında AFAD ve 112 Acil Çağrı Merkezi’ne toplam 2 bin 518 ihbar ulaştı. Bin 277 su baskını ve 15 heyelan kaydedilirken, 47 mahsur kalma olayı...

İstanbul Valiliği’nin açıklamasına göre 14 Ekim saat 06.00 ile 20.00 arasında AFAD ve 112 Acil Çağrı Merkezi’ne toplam 2 bin 518 ihbar ulaştı. Bin 277 su baskını ve 15 heyelan kaydedilirken, 47 mahsur kalma olayı yaşandı. İhbar kayıtlarında 808 konut, 280 iş yeri ve 76 araç yer aldı.

Müdahale çalışmalarına 8 bin personel ile 2 bin araç ve iş makinesi katıldı. Kentte yaşanan olaylarda iki kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nde çevre sorunları kapsamında çevre kirliliği, zararlı kimyasal maddelerin kullanımı ile yeraltı ve denizaltı kaynaklarının korunması; iklim değişikliği kapsamında ise küresel ısınma, ozon tabakasının tahribatı, asit yağmurları, ormanların azalması, çölleşme, kıtlık, biyolojik çeşitlilik kaybı ve deniz seviyelerindeki değişim tehditler arasında sıralanıyor.

İstanbul’daki sel, bu başlıklar içinde özellikle iklim değişikliği ve çevresel risklerin şehir hayatına etkisi üzerinden okunabilecek somut bir örnek oluşturuyor. Aşırı yağışın kısa sürede geniş alanlarda su baskınlarına dönüşmesi; şehirlerin altyapı kapasitesi, yapılaşma tercihleri, doğal su akış yolları ve afetlere hazırlık düzeyi arasındaki ilişkiyi yeniden tartışmaya açıyor. Buradaki kritik nokta, milli güvenliğin yalnızca sınırların korunmasından ibaret olmaması.

Büyük şehirlerde yaşanan afetler; ulaşımın, enerji ve haberleşme hizmetlerinin, sağlık sisteminin ve kamu hizmetlerinin sürekliliğini etkileyebilecek bir risk alanı oluşturuyor. İstanbul’da yağışın en etkili olduğu noktalardan Beykoz-Ömerli’de metrekareye 193,84 kilogram yağış düştüğü açıklandı. Sarıyer-İTÜ Maslak’ta 124,72, Arnavutköy’de 125,9 kilogram ölçüldü.

Bazı bölgelerde yollar, alt geçitler, konutlar ve iş yerleri sular altında kaldı. Bu ölçekteki yağışlar, kentsel drenaj sistemlerinin ve dere yataklarının kapasitesini kritik hâle getiriyor. Yoğun yapılaşma ve geçirimsiz yüzeylerin artması da yağmur suyunun toprağa sızmasını sınırlandırarak yüzey akışını artırabiliyor.

Nitekim İstanbul’daki ilçe bazlı sel riskini inceleyen İTÜ ve AKOM iş birliğindeki çalışma, tehlikenin yanı sıra nüfusun maruziyetini, kırılganlığı ve kentin uyum kapasitesini de dikkate alıyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü, insan faaliyetleriyle artan sera gazı birikimlerinin küresel ısınmayı güçlendirdiğini belirtiyor. Türkiye’nin çevre durumuna ilişkin resmi raporlarda da değişen iklim koşullarıyla birlikte aşırı yağış, sel ve heyelan gibi afet risklerine dikkat çekiliyor.

İstanbul’daki bu yağışın doğrudan iklim değişikliğinden kaynaklandığı sonucuna varmak için olay özelinde bilimsel atıf analizine ihtiyaç var. Milli güvenlik perspektifinden asıl soru, yalnızca yağışın neden gerçekleştiği değil, bu büyüklükteki bir yağışın kentte hangi sonuçları doğurduğu ve benzer olaylara karşı ne ölçüde hazırlıklı olunduğu. Selin etkileri, afet yönetiminin birkaç temel başlığını öne çıkarıyor: * Ulaşım güvenliği: Yolların ve alt geçitlerin su altında kalması, kent içi hareketliliği ve acil müdahale ekiplerinin erişimini aksatabiliyor.

* Enerji ve haberleşme: Su baskınları, kritik tesisleri veya altyapı bileşenlerini etkilediğinde hizmetlerin devamlılığı açısından risk doğurabiliyor. * Konut ve iş yerleri: Bodrum katlar, dere yataklarına yakın bölgeler ve suyun birikebildiği alanlar, can ve mal güvenliği bakımından özel önem taşıyor. * Kamu hizmetlerinin sürekliliği: Eğitim faaliyetlerinin durdurulması, çalışma düzeninin değiştirilmesi ve acil müdahale kaynaklarının yoğun biçimde kullanılması, afetlerin şehir ölçeğindeki etkisini gösteriyor.

İstanbul’da alınan tedbirler arasında eğitime ara verilmesi, bazı kamu çalışanlarına idari izin uygulanması ve motosiklet trafiğinin geçici olarak kısıtlanması da yer aldı. Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nde çevre ve iklim sorunlarının tehdit başlıkları altında ele alınması, bu risklerin yalnızca çevre politikalarıyla sınırlı görülmemesi gerektiğini hatırlatıyor. İstanbul’daki sel de erken uyarı sistemlerinden altyapı yatırımlarına, şehir planlamasından kurumlar arası koordinasyona kadar uzanan geniş bir hazırlık alanını gündeme getiriyor.

Asıl mesele, her şiddetli yağışın önlenebileceğini varsaymak değil; öngörülebilir risklerin can kaybına, geniş çaplı hizmet kesintilerine ve ağır ekonomik zarara dönüşmesini mümkün olduğunca engellemek. İstanbul’daki selin ortaya çıkardığı temel soru şu: Milli güvenlik belgelerinde tehdit olarak tanımlanan çevresel ve iklimsel riskler, şehirlerin günlük planlamasına, kritik altyapı yatırımlarına ve afet hazırlıklarına ne ölçüde yansıtılıyor? Gaziantep'te vatandaşların doğaya ve tarıma olan ilgilerini artırmak amacıyla 3.

Tohum Takas ve Doğa Dostu Tarım Şenliği başladı (AA)

İlgili Haberler