Ekonomi

Şehir hastaneleri eleştirileri doğru çıkmadı mı?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan geçtiğimiz Pazar günü Samsun Şehir Hastanesinin açılışına katılmış. Konuşmasında önce hastaneyi tanıtmış. Sonra gene şehir hastaneleri projesinin kendisinin hayali olduğunu söyleyip bir...

9 okuma

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan geçtiğimiz Pazar günü Samsun Şehir Hastanesinin açılışına katılmış. Konuşmasında önce hastaneyi tanıtmış. Sonra gene şehir hastaneleri projesinin kendisinin hayali olduğunu söyleyip bir türlü atlatamadığı SSK’lı bir işçi olduğu günlere dönmüş, o günlerde ne çok sıkıntı çektiğini anlatmış.

Neyse ki 2002’de iktidara geldiklerinde önceliklerinin en başına eğitimle birlikte sağlığı koymuşlar. Türkiye’nin dört bir yanına hastaneler, sağlık ocakları inşa etmişler. Sağlık cihazlarını, ambulansları, doktor, hemşire sayısını kat kat arttırmışlar.

Başta şehir hastaneleri olmak üzere yaptıkları yatırımlarla Türkiye bu alanda dünyada parmakla gösterilen bir konuma ulaşmış. Önceden bizim vatandaşımız sağlık hizmeti almak için yurt dışına giderken şimdi bu tablo tersine dönmüş. Her yıl yüz binlerce yabancı hasta şifalarını artık Türkiye’de arıyormuş.

Bugün itibarıyla 27 şehir hastanesini tamamlamış bulunuyorlarmış. Yapımı devam eden 13 şehir hastanesini de inşallah tamamlayacaklarmış. Proje çalışmaları süren şehir hastanelerinin tamamlanmasıyla Türkiye 26 bini aşkın yatak kapasitesine sahip 21 yeni şehir hastanesine daha kavuşacakmış.

*** Bu söylediklerinin hangisini nasıl düzelteyim bilemiyorum ama gene de denemeye çalışayım. Birincisi, ya konuşma metnini hazırlayanlar bilmiyor ya da AKP’li Cumhurbaşkanı bu sırada prompter dışına çıkmış; sağlık ocakları bundan on beş yıl önce Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı sırasında kapatıldı. İkincisi, Türkiye kendi halkına gani gani sağlık hizmeti veriyor da fazlasını başka ülke vatandaşlarına pazarlıyor değil.

Tam tersine, kendi halkına sunması gereken hizmetten kısarak sözde sağlık turizmi yapıyor. Üstelik bunu OECD ülkeleri içinde yüz bin nüfus başına doktor, diş hekimi, eczacı, ebe ve hemşire sayılarında en gerilerde olmasına rağmen yapıyor. Yani aslında kendi halkına hizmet etmesi gereken yetişmiş insan gücünü sağlık turizmi adı altında başka ülke vatandaşlarının hizmetine sunuyor.

Yani ortada övünülecek bir şey yok. Üçüncüsü, Türkiye’de gerçek manada 27 şehir hastanesi yok, 21 yeni şehir hastanesi de olmayacak. Nasıl mı?

*** “Şehir hastanesi” başlangıçta ve orijinal olarak Kamu Özel Ortaklığı Modeli ile yapılan hastaneleri ifade ediyordu. Hani şu devletin arazi tahsis edip özel konsorsiyumların hastane yaptığı, sonra da bir yandan devletten kira alıp bir yandan da hastanenin bütün gelir getirici kalemlerine el koyduğu model. Türkiye’de bu şekilde Ankara’daki Etlik ve Bilkent, İstanbul’daki Çam ve Sakura, İzmir’deki Bayraklı gibi toplam 18 hastane var.

Ancak, Kamu Özel Ortaklığı ile yapılan bu hastaneler kamuoyunda çok tepki toplayınca AKP eski Okmeydanı, Göztepe de dahil olmak üzere yeni yaptığı ya da yenilediği devlet hastanelerine de şehir hastanesi adını verdi. Onlar çakma şehir hastanesi. Gerçekte Pazar günü açılışı yapılan Samsun Şehir Hastanesi gibi genel bütçeden yapılan normal devlet hastanesi.

*** Tayyip Erdoğan geçtiğimiz Cuma günü AKP Rize İl Danışma Meclis toplantısında da bir konuşma yapmıştı. O konuşmasındaki “Türkiye’yi istismar siyasetinden olduğu gibi salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu cephe siyasetinden de kurtarmak zorundayız.” sözleriyle neyi kastettiği epey tartışma yaratmıştı. Pazar günü Samsun Şehir Hastanesi açılışındaki konuşmada o sözlerine açıklık getirmiş.

Şöyle demiş: “Ülkemizde sadece iktidar karşıtlığı üzerine kurulu cephe siyasetinin en bariz örneği şehir hastanelerimizdir. Milletimizin ‘Yapandan Allah razı olsun.’ dediği bu hastaneler maalesef ilk günden itibaren muhalefetin eleştiri oklarının hedefi oldu. Ne dediler?

‘İsraf.’ dediler. ‘Bu hastanelere ne gerek var.’ dediler. ‘Sağlık sistemine hançer vuruyorlar.’ dediler.

Hiçbir şey bulamadıklarında ise hastanelerimizi büyük diye eleştirdiler. Peki sonuçta ne oldu. Eleştirilerinin hiçbiri doğru çıkmadı.” *** Şehir hastaneleri meselesini başından beri elimden geldiğince takip ediyorum.

Şimdiye kadar “Bu hastanelere ne gerek var?” diye eleştiren hiç kimseye rastlamadım. Bugüne dek şehir hastanelerine yönelen eleştirileri başlıca üç başlıkta toplayabilirim. Birincisi, adları şehir hastanesi olmasına rağmen çoğunlukla şehir dışı hastaneler olmaları.

Bilkent, Bayraklı, Bursa gibi şehir hastanelerini gören, muayene için gitmek zorunda kalan hemen her vatandaş aynı tepkiyi veriyor. İkincisi, yatak sayılarının yüksek, alanlarının gereksiz şekilde geniş ve bu nedenle ısıtma, aydınlatma, temizlik giderlerinin yüksek olması. Bu eleştiri de birçok çalışmada karşılaştırmalı olarak kanıtlanıyor.

Üçüncü eleştiri de Kamu Özel Ortaklığı Modeli ile hastane yaptırarak kamunun zarara uğratıldığı. Tayyip Erdoğan’ın “israf” dediği eleştiri esas olarak bu. Bu konuda da yapılan yığınla çalışma, hesaplama hep kamunun zararını gösterdi, onları geçeyim de, bir önceki Sağlık Bakanı Fahrettin Koca görevi Kemal Memişoğlu’na devrederken basının önünde ne demişti, onu hatırlatayım.

“Şehir hastanelerimizin 18’i kamu özel iş birliği ile yapılırken son altı yılda ihalesi yapılanların tamamını genel bütçe kaynakları ile yaptık. Kamu Özel İşbirliği ile yapılan 18 şehir hastanemizin 25 yıllık maksimum fiktif nominal bedeli 322 milyar Avroydu. Biz 322 milyar Avro olan bu bedeli en çok 27,5 milyar Avro ile sınırlandırdık, böylece şehir hastanelerinin bütçeye yük olmasını önledik.” Demek ki neymiş?

Kamu Özel Ortaklığı ile hastane yapmak büyük bir israfmış. Daha neymiş? Şehir hastanelerine yapılan eleştirilerin hiçbiri doğru çıkmamak bir yana hepsi doğruymuş.

İlgili Haberler