AKİT bir ay içinde iki kez karma eğitimin kaldırılmasını manşete taşıdı. Bir hak nasıl ve neden tartıştırılır? Eğitim, sağlık başta olmak üzere haklar kişilerin, siyasi partilerin tercihine bırakılabilir mi?
Eğitimde devasa sorunlar varken o sorunlar değil de neden karma eğitim hakkı tartışmaya açılıyor? Ücretsiz okul yemeği hakkı, MESEM’lerde iş cinayetlerinde yaşamını kaybeden çocuklar neden o manşetlerde yer almıyor? Yanıt yine ideolojik ve sınıfsal.
Kapitalizm dünyayı ve ülkemizi her geçen yıl daha da yoksullaştırıyor. Yoksulluk, eşitsizlik, işsizlik arttıkça doğum oranları azalıyor. Dünya ve ülke genç nüfusu azaldıkça patronların ucuz, esnek işgücü bulma korkuları artıyor.
Kadınların, kız çocuklarının hakları hedef tahtası haline getiriliyor. Afganistan örneği başta olmak üzere, dünyada yaşanan örneklerden de biliyoruz ki karma eğitim hakkının kaldırılması veya sınırlandırılmasının hemen sonrasında atılan adım eğitim hakkının yasaklanması oluyor. Sonrasında ise kadınlar çalışma hakkı ve tüm haklara yönelik yasaklar ve sınırlamalarla karşı karşıya kalıyor.
∗∗∗ Son gelişmelere bakalım. AKİT’te son bir ayda iki manşet “Karma Eğitim Sona Ersin, Asrın Yanlışından Dönülsün” ve “Karma Eğitim İdeolojik Bataklık” başlıklarıyla yer aldı. Haberde görüş alınan ve “Karma eğitim kaldırılsın” diyen iki isim geçtiğimiz hafta Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile buluştu.
Bu iki isim Maarif Platformu üyesi. Maarif Platformu isimli yapı 2023 yılının ilk yarısında kuruldu. Yayınladıkları ilk rapor “Karma Eğitim Tartışmalarına Pedagojik ve Bilimsel Yaklaşım” isimli rapordu.
Raporda karma eğitimin kaldırılmasının gerekliliği, tek cinsiyetli okullar savunuluyordu. Müfredat değişimi öncesi hazırladıkları “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”, zorunlu eğitimin kısaltılmasına yönelik hazırladıkları “Zorunlu Eğitim Üzerine Yansımalar” isimli raporlarını da yayınladılar. Platformun kuruluş amacı metninde Tevhid-i Tedrisat yasalarına, karma eğitime karşı olan Nurettin Topçu’ya atıfta bulunuluyor.
Platformun hazırladığı raporlarda, sayfalarında yayınlanan yazılarda Türkiye’de eğitimin önündeki en büyük engellerden birisinin Tevhid-i Tedrisat yasaları, laik, bilimsel eğitim olduğu vurgusu yer alıyor. Aklın, bilimin reddi olan bir raporu karma eğitimin kaldırılmasının, tek cinsiyetli okulun gerekçesi haline getirmeye çalışıyorlar. Raporda “tek cinsiyetli okulun insan fıtratına uygun olduğu”, “erkek öğrencilerin pratik ve somut deneyimlere”, “kız öğrencilerin ise duygusal ve sosyal etkileşimlere dayalı öğrendiği” gibi akıl dışı ifadeler yer alıyor.
Tek cinsiyetli okullarda çocukların cinsiyetten kaynaklanan dikkat dağıtıcı uyarıcılara daha az maruz kalacağı gibi akıl, bilim dışı gerekçeler sıralanıyor. ∗∗∗ Bildik senaryo yirmi beş yıldır her dönem aynı şekilde uygulanıyor. Siyasi iktidar ideolojik tercihleri noktasında bir değişikliğe hazırlandığında, önce toplumsal meşruiyet yaratmak için bu ve benzer platform, vakıf, dernek, sendika adıyla yapılar tarafından raporlar, açıklamalar hazırlanıyor.
İktidar politikalarının destekleyicisi yayın organları meseleyi gündemleştiriyor. Devamında planlanan düzenleme hızlıca hayata geçiriliyor. Yaşadıklarımız ülkemize “hayırsever monarşi” biçilen senaryodan bağımsız değil.
Toprakları emperyalizmin sömürüsüne açılan ülkelerde hep aynı oyun devreye girdi. Aydınlanma, emek ve bağımsızlık mücadelesi asla birbirinden bağımsız değil. Önce kadınların, kız çocuklarının hakları hedef haline getirildi.
Karma eğitim hakkı kaldırıldı. Sonra laiklik, yurttaşlık hakları, emekçilerin kazanımları, tam bağımsızlık kaybedildi. Eğitim yılının başlamasına sayılı günler kala karma eğitimin gündem yapılması da tesadüf değil.
Görüyoruz ki; bu yılın temel mücadele başlıklarından biri de karma eğitim hakkına sahip çıkma mücadelesi olacak.