Geçtiğimiz hafta PISA sonuçlarını gururla konuştuk. Dün okullarımızın kapılarını çocuklarımıza yeniden açtık. Sıradan bir gün gibi geliyor aslında.
Okullar açılıyor, zil çalıyor, çocuklar sınıflarına, öğretmenler öğrencilerine kavuşuyor. Oysa belki de ileride açıklanacak yeni bir başarı hikâyesinin ilk günüydü dün. Bugünden yarına baktığımızda bunu görmek zor ancak tersini denemekte yarar var: “Yarından bugüne bakalım.” Eğitimde bugünün sonucunda dünün emeği, yarının sonucunda bugünün sorumluluğu vardır.
Bir sınav sonucu açıklandığında, bir bilim insanının, sanatçının, sporcunun başarısını konuştuğumuzda ya da mesleğinde çok iyi bir insanla karşılaştığımızda hikâyenin başladığı yere dönelim. Karşımıza muhtemelen böyle sıradan bir okul günü çıkacak. Bir öğretmen sınıfa girecek.
Bir çocuk kitabını açacak. Bir soru sorulacak. Belki yanlış cevap verilecek.
Yeniden denenecek. Bir kitap önerilecek. Bir yetenek fark edilecek.
Bir çocuğa “Sen bunu yapabilirsin.” denecek. Bir çocuk okuduğu bir cümlenin ne demek istediğini ilk kez anlayacak. Bir başkası çözemediği soruya ikinci kez bakacak.
Bir diğeri “Neden?” diye soracak. O gün kimse bunların yıllar sonra nereye varacağını bilmeyecek. İşte gelecekteki başarı aslında oralarda üretiliyor.
Başarı açıklandığı gün ortaya çıkmıyor. O gün yalnızca görünür oluyor. Belki de yıllar sonra gururla anlatacağımız bir sonucun ilk günüydü.
Bunu ancak yarından bugüne baktığımızda anlayacağız.