Okul kapısında yayıncılık yarışı
Gündem

Okul kapısında yayıncılık yarışı

Özge DOĞAR Çocuk kitapları için okul kapısından içeri girmek neden bu kadar önemli? Özel okulların okuma listeleri hazırlanırken kitabın niteliği kadar yayınevinin görünürlüğü, yazarın tanınırlığı ve okul-yayınevi...

6 okuma

Özge DOĞAR Çocuk kitapları için okul kapısından içeri girmek neden bu kadar önemli? Özel okulların okuma listeleri hazırlanırken kitabın niteliği kadar yayınevinin görünürlüğü, yazarın tanınırlığı ve okul-yayınevi ilişkileri de belirleyici oluyor mu? Çocukların okuyacağı kitaplar gerçekten edebî ölçütlerle mi seçiliyor?

 Bütün bu dinamiklerin ortasında bir taraf var: Çocuk. Bir çocuk kitabının hayali nedir? Çocuğun eline ulaşmak.

Ama günümüzde kitabın çocuğun eline ulaşmadan önce geçmesi gereken önemli bir kapı var: okul kapısı. Özellikle özel okullar, çocuk yayıncılığı açısından giderek daha önemli bir alan haline geldi. Çünkü bir okulun okuma listesine giren kitap, aynı anda yüzlerce çocuğa ve dolayısıyla yüzlerce aileye ulaşabiliyor.

Bir kitabın okul tarafından önerilmesi, yalnızca satış anlamına gelmiyor; aynı zamanda güven ve görünürlük de sağlıyor. Veli açısından denklem oldukça basit: “Okul öneriyorsa iyidir.” İşte burada durup sormak gerekiyor: Okulun önerdiği her kitap gerçekten iyi mi? Çocuk kitabı yayımlayan bir yayınevi için okul, yalnızca bir eğitim kurumu değil.

Aynı zamanda kitabın doğrudan okura ulaşabileceği güçlü bir kanal olabilir. Kitapçının rafında yüzlerce kitap arasından görünür olmaya çalışmak başka, bir öğretmenin sınıfta “Bu kitabı okuyacağız” demesi başka. Bir kitap okuma listesine girdiğinde çocuk kitabı seçmek zorunda kalmayabilir.

Okul onun yerine bir seçim yapmış olur. Bu nedenle yayınevlerinin okullarla iletişim kurmak istemesi şaşırtıcı değil. Kataloglar gönderilebilir.

Numune kitaplar bırakılabilir. Yazar buluşmaları önerilebilir. Söyleşiler ve atölyeler düzenlenebilir.

Öğretmenlere kitap tanıtımları yapılabilir. Yayınevleri eğitim kurumlarıyla kültürel iş birlikleri geliştirebilir. Bunların tamamı tek başına sorun değil.

Tam tersine, okul ile yayıncılık dünyasının iş birliği çocukların edebiyatla buluşması açısından değerli de. Fakat burada kritik bir soru ortaya çıkar: Bu iş birlikleri kitap seçimini etkiliyor mu? Kitap mı seçiliyor, yayınevi mi?

Bir okulun kitap listesine baktığınızda aynı yayınevlerinin tekrar tekrar karşınıza çıkması ne anlama gelir? Bunun çok basit bir açıklaması olabilir: O yayınevlerinin katalogları güçlüdür, okula ulaşmak için daha fazla çalışıyorlardır, öğretmenler bu yayınevlerinin kitaplarını daha yakından tanıyordur. Ancak başka bir soru da sorulabilir: Daha az bilinen yayınevlerinin nitelikli kitapları aynı fırsata sahip mi?

Çocuk edebiyatında yeni yazarların ve küçük yayınevlerinin karşılaştığı en önemli sorunlardan biri görünürlük. Bir kitabın iyi olması, kendiliğinden okulun masasına ulaşmasını sağlamıyor. Kitabın tanıtılması gerekiyor.

Öğretmenin kitabı bilmesi gerekiyor. Yayınevinin okulla iletişim kurması gerekiyor. Bazen yazarın adı bile kitabın önüne geçebiliyor.

Böyle bir ortamda kitabın edebî niteliği ile kitabın pazara ulaşma gücü birbirinden ayrılması gereken iki konu. Çünkü iyi pazarlanan her kitap iyi değildir. İyi bir kitap da iyi pazarlanmadığı için görünmez kalabilir.

Çocuk yayıncılığında tanınmış yazarların önemli bir avantajı var. Okul yönetimi veya öğretmen, daha önce adını duyduğu bir yazara daha kolay güvenebilir. Sosyal medyada görünürlüğü yüksek bir yazarın kitabı daha hızlı fark edilebilir.

Çok satan bir yazarın yeni kitabı daha kolay gündeme gelebilir. Bunların hepsi yayıncılık açısından anlaşılabilir. Ama eğitim açısından yeterli mi?

Bir yazarın popüler olması, yeni kitabının mutlaka nitelikli olduğu anlamına gelmez. Bir kitabın çok satması, çocuk edebiyatı açısından güçlü olduğunu kanıtlamaz. Bir kitabın ödül alması bile tek başına yeterli olmaz.

Okul kapısı bütün nitelikli kitaplara eşit ölçüde açık mı? Yoksa kapıyı daha iyi çalabilen, daha görünür olan, daha güçlü pazarlama ağına sahip yayınevleri mi avantajlı? Bu sorunun yanıtını bilmeden “Okullar çocuklar için nitelikli kitap seçiyor” demek kolay değil.

Üstelik mesele yalnızca yayınevleri arasındaki rekabet de değil. Çünkü okulun seçtiği kitap, çocuğun karşısına çıkan edebiyat dünyasını belirliyor. Bir çocuk on kitap okuyacaksa, o on kitabın hangileri olduğu önem taşıyor.

Çocuğun önüne gelen her kitap, onun dil dünyasına, hayal gücüne ve düşünme biçimine bir iz bırakıyor. Bu nedenle kitap seçimi ticari bir tercih gibi ele alınamaz. ÇOCUK OKURUN HAKKI Yayınevleri elbette kitaplarını satmak isteyecek.

Okullar elbette eğitim programlarına uygun kitaplar seçecek. Yazarlar elbette kitaplarının daha fazla çocuğa ulaşmasını isteyecek. Bunların hepsi yayıncılık dünyasının doğal dinamikleri.

Ama bütün bu dinamiklerin ortasında bir taraf var ki pazarlık masasında oturmuyor: Çocuk. Çocuk, hangi yayınevinin okul yönetimiyle görüştüğünü bilmiyor. Hangi kitabın daha çok tanıtım aldığını bilmiyor.

Hangi yazarın daha popüler olduğunu bilmiyor. Kitabın neden listeye girdiğini bilmiyor. Sadece önüne konulan kitabı okuyor.

Tam da bu nedenle yetişkinlerin seçim sorumluluğu daha büyük. okul kapısında bir yayıncılık yarışı olabilir. Ama o kapıdan içeri girmesi gereken ilk şey ticari güç değil, nitelikli çocuk edebiyatı olmalı.

Çocukların okuma hakkı, yayınevlerinin satış stratejisinden daha büyük. Okul kapısı kimin için açılıyor? Bugün çocuk yayıncılığı açısından asıl tartışmamız gerekenlerden biri de bu.

TEMEL ÖLÇÜT, ÇOCUĞUN GELİŞİMİNE KATKI SUNMALI Satış-Pazarlama Koordinatörü ve çocuk kitapları yazarı Demet Ekmekçioğlu da çocuk kitaplarının çocuğun gelişimine katkıda bulunmasının önkoşul olduğunu belirterek şu görüşleri paylaştı: “Çocuk kitapları için okul kapısından içeri girmek çok önemli. Çünkü okurla doğrudan buluşmanın en etkili yolu, kitabın okuma listelerine girmesidir. Özel okulların okuma listelerinde belirleyici olan her zaman kitabın edebi niteliği olmayabiliyor.

Kitabın seçilebilmesi için MEB müfredatına ve Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nde yer alan değer, beceri ve kazanımlara uygunluğu önem taşıyor. Yayınevinin görünürlüğü, yazarın tanınırlığı hatta etkinliklere katılımı, öğretmenlerle kurulan iletişim ve kurumsal ilişkiler de seçimi etkiliyor. Oysa temel ölçüt, çocuğun yaşına, diline, dünyasına ve edebî gelişimine katkı sunmak olmalı.” Demet Ekmekçioğlu

İlgili Haberler