Neoliberal  muhafazakarlığın ahlaki yüzü: Yaşamlarımız hedefte
Ekonomi

Neoliberal muhafazakarlığın ahlaki yüzü: Yaşamlarımız hedefte

Göksu Cengiz Topluma kendisini anlatamayan rejimin farklı kesimleri birbirine düşmanlaştırarak ve parçalayarak bastırma, kendini bu baskıyla var etme çabasının son dalgası LGBTİ+’ları hedef tahtasına koyuyor. Geçen...

8 okuma

Göksu Cengiz Topluma kendisini anlatamayan rejimin farklı kesimleri birbirine düşmanlaştırarak ve parçalayarak bastırma, kendini bu baskıyla var etme çabasının son dalgası LGBTİ+’ları hedef tahtasına koyuyor. Geçen yıldan bu yana yargı paketleri ve "aile yılı", “aile yüzyılı” adı altında kadınları ve LGBTİ+’ların var olma ve eşit yurttaşlık hakkını hedef alarak sürdürdüğü baskıya karşı halkın tepkisi yargı paketlerini durdurmayı başarmıştı. Ancak yasama eliyle yapılamayan fiili durumla dayatıldı, yargı eliyle yurttaşlar ve dernekler hedef alınmaya devam edildi.

81 ile adalet bakanının gönderdiği genelge ve son operasyonlarda yönlendirilen suçlamalarla "genel ahlak" ve "müstehcenlik" gibi belli bir yaşam biçimi dışında kalan herkesi hedef alan kıstaslar yargının konusu haline getirildi. Bu aşama sınırsız bir baskı ve cadı avına imkan tanırken toplumun birbirine düşman edilmesini de hedefliyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı bir ideolojik yol haritasının dünya genelinde yaygınlaşan bir neofaşist dalgaya dönüşmesi Türkiye’de yaşananların uzun vadeli bir saldırı olduğunun göstergesi niteliğinde.

Tüm bu yaşanan dönüşümü, Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar, Avukat Selin Nakipoğlu ve Karya Kadın Derneğinden Dilek Bulut ile konuştuk.  *** YILDIZ TAR İLE SÖYLEŞİ: REJİMİN BEKA KAYGISI VARLIĞIMIZI HEDEF HALİNE GETİRDİ Bir işçinin grev hakkıyla, bir kadının gece sokakta güvenle yürüme hakkı veya bir LGBTİ+ kişinin eşit yurttaşlık hakkı birbirinden koparılamaz. "Önce demokrasi gelsin, diğer haklar sonra konuşulur" şeklindeki aşamalı mücadele anlayışı iflas etmiştir. Gerçek dayanışma; mahkeme salonlarında, sokaklarda, meydanlarda birbirimizin sesine ses katmaktan geçiyor.

Farklılıklarımızı silikleştirmeden ama ortak düşmana karşı asgari müştereklerde buluşan bir birleşik toplumsal muhalefet örmek bugün siyasi bir tercih değil, tarihsel bir zorunluluktur. Yıldız Tar ile söyleşi: Rejimin beka kaygısı varlığımızı hedef haline getirdi *** SELİN NAKİPOĞLU İLE SÖYLEŞİ: İKTİDARIN MAKBUL YAŞAM TARZI BASINCI Çünkü hukuk devletinde sadece yasaların varlığı önemli değildir, devletin yasada olmayan bir yasağı fiilen yaratamaması da önemlidir. Bunu bugünün “yeni normali” diye kesin bir hukuki kategori olarak adlandırmak mümkün değil.

Fakat yürütme araçları, idari kararlar ve ceza soruşturmaları aracılığıyla temel hak alanlarının daraltılması süreklilik kazanırsa, yasama organının işlevinin fiilen zayıflaması gibi çok ciddi bir sonuç doğar. Selin Nakipoğlu ile söyleşi: İktidarın makbul yaşam tarzı basıncı *** DR. DİLEK BULUT YAZDI EŞİT, ÖZGÜR, ONURLU BİR YAŞAM İÇİN: TÜM ÖTEKİ RENKLER, BİRLEŞELİM!

Tüm renkleriyle mücadele edenlerin yan yana gelişi, dayatılan tek tipleşmeye karşı ortak gücümüzdür. Mücadelenin tek bir hattı yok. Baskı, tahakküm ve şiddetin sıradanlaştığı, hukukun yalnızca yazılı bir metne indirgendiği bu zamanda sözümüz de safımızda açık olmalı: İktidarın bölerek kırmaya çalıştığı direnişi, tüm öteki renklerle birleşerek büyütebiliriz.

Eşit, özgür ve onurlu bir yaşamı hep birlikte kurabiliriz. Eşit, özgür, onurlu bir yaşam için: Tüm öteki renkler, birleşelim!

İlgili Haberler