28 September 2026, Monday
Neoliberal can pazarı
Ekonomi

Neoliberal can pazarı

Çiçikov'un öyküsünü bilirsiniz -hani şu Nikolai Gogol'ün Ölü Canlar'da kaydını tuttuğu Çiçikov... Bu adam, bürokratik süreçlerin bir açığını bulmuş, ölüler üstünden para kazanıyor. Nasıl? Çiçikov taşra vilayetlerini...

Çiçikov'un öyküsünü bilirsiniz -hani şu Nikolai Gogol'ün Ölü Canlar'da kaydını tuttuğu Çiçikov... Bu adam, bürokratik süreçlerin bir açığını bulmuş, ölüler üstünden para kazanıyor. Nasıl?

Çiçikov taşra vilayetlerini dolaşıyor, gittiği kasabalarda kendisi hakkında çok bilgi vermeden insanların ilgisini çekiyor, yöneticilerle masa arkadaşı oluyor ve toprak sahiplerinin ölü serflerini satın alıyor.  “Yaşlı kadın gözlerini belerterek: -Ne yapacaksın onları? dedi.  -Orası benim bileceğim iş.  -İyi ama onlar ölü.  -Canlı diyen mi var? Üstelik ölü oldukları için size zararları da dokunuyor, vergi ödüyorsunuz boş yere; ben sizi hem bu gereksiz maddi yükten, hem de onun telaşından kurtaracağım.

Kurtarmakla da kalmayacağım, size can başına on beş ruble vereceğim.” (Çev: Mazlum Beyhan, Türkiye İş Bankası Kültür Yay., 2010, s.59)  Kimini adam başı 15 ruble, kimini sadece 30 kapik ödeyerek aldığı şey, serflerin bedenleri değil doğum kayıtlarıdır tabii. Sonra, dağ başında yok pahasına satın aldığı bomboş bir araziyi tarım alanı gibi gösteriyor, serflerin belgelerini de sunup “Bakın, bu arazide üretim yaparak bu kadar insanı besliyorum” diyerek bankalardan serf sayısına göre hesaplanan yüklü krediler alıyor.  Sistemin açığı, nüfus sayımlarının 10 yılda, bazen 20 yılda bir -yani savaşlar arasında, 'akla geldikçe'- yapılması. Çiçikov, nüfus kayıtlarından düşülene kadar ölü canları sömürüyor.  ***  Şimdi diyeceksiniz ki, “Ohooo, o da bir şey mi?!

Hiçbir şeye sesini çıkaramayan ölülerden herkes kazanç sağlayabilir. Bizde diri canlara ölüymüş gibi davranan, tek kuruş ödemeden teşvikleri götüren, zenginliğine zenginlik katan maden firmaları, fabrikalar var!”  Haklısınız tabii, Ölü Canlar'ın baş karakteri olan Çiçikov, feodalizmden kapitalizme geçme uğraşındaki Rusya'nın 'erken kapitalist'lerinden biri olduğu için, bugünkü kan emicilerin eline su bile dökemez! O sıralar Rusya topraklarında emekleme aşamasında olan kapitalizm dirilerin nefesini henüz kesemiyordu, o yüzden 'girişimci/yatırımcı' zaten nefesi kesilmiş olanları sermayeye dönüştürüyordu.

Çiçikov bugün sizin ülkede yaşıyor olsa, büyük olasılıkla sözünü ettiğiniz sömürgenlerin piyasasında aç kalır, onlarla aynı saray koridorlarında koşturmak yerine en fazla 'ölmüş annesinin dul maaşını çeken adam'la kahvede tavla oynardı.  ***  Strindler'in öyküsünü belki bilmezsiniz. Strindler, solcu bağımsız yönetmen Alex Cox'un 2025'te yaptığı ilginç ve epey keyifli Ölü Canlar uyarlamasında Çiçikov'un Amerikalı versiyonudur.  Bu adam tam da 1890'da, yani ABD tarihinin en önemli nüfus sayımlarından birinin yapıldığı yıl, Amerika'nın 'vahşi batı'sındaki ücra kasabalara gidip ölü Meksikalıları satın alıyor. ABD yönetimi bu nüfus sayımının sonuçlarına bakarak, kızılderili halkların topraklarını ele geçirmeye yönelik Amerikan yayılmacılığının, yani 'vahşi batı' kavramınıartık sona erdiğini ilan etmişti.

İşte Strindler, o önemli yılda gittiği kasabanın yöneticileriyle içki ve kumar arkadaşı oluyor, sonra bölgedeki madenlerle büyük çiftliklerde çalışırken ölen Meksikalıların nüfus kayıtlarını satın alıyor. Kasabanın zenginleri, her ne kadar amacını anlamadıkları bu adamdan kuşkulansalar da, insan yerine koymadıkları Meksikalı işçilerin -hem Meksikalı, hem de işçi! Tövbe tövbeee!!!- kayıtlarını satıyorlar.  Sırf bu kasabadan 750 isimlik listeyle El Paso'ya giden Strindler, kayıtları Gümrük Muhafaza Müdürlüğü'ndeki yöneticiye teslim ediyor.

Kendini gümrükçülere bir rahip olarak tanıtan Strindler, güya kasabaları dolaşıp Meksikalı göçmen işçilerle görüşmekte, onları hak yola çevirip sonra da ülkelerine dönmeye ikna etmektedir. İşte Amerikan topraklarını bırakıp anavatanlarına giden 750 Meksikalının nüfus bilgileri... İnanmazsanız arayın!  750 'kelle' karşılığı 5 bin dolar kazanan Strindler, bugün Amerikan kapitalizminin ulaştığı tarihsel dönüm noktasına uygun biçimde terör estiren gümrük polis örgütü ICE'ı taklit ediyor bir bakıma.

Ama hiç değilse insanları şiddet uygulayarak evlerinden, ailelerinden koparıp yabancı ülke hapishanelerine gönderen, izlerini kaybettiren ICE kadar acımasız olmadığı, sadece ölülerle ilgilendiği için kendisine şükran duyabiliriz. Çiçikov'dan Strindler'e uzanan yolda, şimdilik bu kadar ilerleyebildik...  ***  Şimdi diyeceksiniz ki, “Ohooo, o da bir şey mi?!”  Deyin tabii; bu, olan bitenin farkında olduğunuzu gösterir. Ama demekle yetinmeyin, bunları 'geçmişin sömürü öyküleri'ne çevirmenin yollarını arayın.  Ülkeniz en tepe noktasından başlayarak, sizi insan yerine koymayan, diriyken ölümü özleten, ölüyken bile rahat vermeyecek ellerde, daha önce olmadığı kadar büyük bir sömürünün pençesinde kıvranıyor.  Ve çok iyi biliyorsunuz, Çiçikov ve Strindler onların eline su bile dökemez! 

İlgili Haberler