LGBTİ+’lara yönelik operasyonlar eskiden beri zaman zaman gelirdi. Ancak Türkiye’nin şimdiye kadar gördüğü en geniş kapsamlı askeri darbenin, 12 Eylül’ün yıldönümünde sanırım şimdiye kadarki en geniş kapsamlı LGBTİ+ operasyonu gerçekleştirildi. Gece yarısı başta İstanbul, Ankara, İzmir olmak üzere on beş ilde başlatılan “Ailem Güvende” operasyonunda Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıkladığına göre 162 kişi, dokuz dernek ve 13 işletmeye yönelik işlem yapıldı.
İstanbul Barosunun hazırladığı raporda 11 LGBTİ+ derneğinin internet sitesinin yanı sıra 32 X hesabı ve 419 sosyal medya hesabının erişime engellendiği, 107 hesap için daha erişim engeli talep edildiği kaydedildi. Basına yansıdığına göre operasyonlarda gözaltına alınan 81 kişi tutuklandı. Tutuklananlar arasında Kaos GL Dernek yöneticileri yanı sıra konuyla tek alakası iki yıl önce seçimleri izlemek üzere gittiği Gürcistan’da Kaos GL’ye LGBTİ+ bir bireyle röportaj yapmak olan gazeteci Tuğba Tekerek de yer aldı.
Polis ertesi günlerde operasyonu protesto etmek isteyenlere karşı da çok sert davrandı. Çağlayan Adliyesi önündeki büyük meydanın uzak köşesinde her zaman basın açıklamalarına serbest olan alandaki açıklamaya bile izin vermedi, 107 kişiyi yaka paça gözaltına aldı. *** Operasyonun adına, kapsamına ve polisin operasyonculara ve protestoculara yönelik tavrına bakınca ortada büyük ve acil bir problem varmış gibi görünüyor.
Hani sanki memleketçe gökkuşağının altından geçmişiz de eşcinsellik salgın hastalık haline gelmiş, özellikle gençler akın akın eşcinselliği seçiyor ve de bu yüzden aileler harap oluyor, aile kurumu büyük darbeler alıyor gibi. Oysa eşcinselliğin bir hastalık olmadığı, hele de bulaşıcı bir hastalık gibi kişiden kişiye geçmediğini tıp on yüz milyon bin defa açıkladı. Dünya Sağlık Örgütünün eşcinselliği ruhsal bozukluklar sınıflandırmasından çıkarmasından bu yana neredeyse kırk yıl geçti.
Cami avlusundaki çay ocağında gün boyu cinsellik konuşup akşam evdeki televizyonda kısa kollu giyinmiş kadın görünce “Tövbe estağfurullah” çeken hacı amcalar bir yana, bu operasyonu yaptıranlar da muhtemelen eşcinselliğin bir hastalık olduğuna ve bu operasyonlarla kökünü kazıyacaklarına inanmıyorlar. Peki o zaman neden yapıyorlar? *** Birincisi, eşcinselliğin kamusal alandaki her türlü varlık ve görünürlüğünü yok etmek istiyorlar.
Nitekim son yıllarda bu tür baskılarla öylesine yıldırdılar ki eşcinseller korkudan sokakta hepten görünmez oldular. İkincisi de rejim kendisine yönelik tepkileri her zaman için en kolay ötekileştirebildiği LGBTİ+’lara yönlendirmeye çalışıyor. Kaos GL Yayın Yönetmeni Yıldız Tar’ın “Rejimin beka kaygısı varlığımızı hedef haline getirdi” sözleri durumu çok iyi tespit etmiş.
Yoksa zaten kamusal alandan hemen tamamıyla silinmiş, gündelik hayatlarını ölüm kalım korkusuyla sürdüren LGBTİ+’ların aile kurumunu tehdit ettiği filan yok. Aile kurumunu dert edenler için söyleyeyim; şu an en büyük tehdit işsizlik ve geleceksizlik kaygısı içindeki gençlerin aile kurmaya cesaret edememesi. Çözebiliyorsanız onu çözün.
*** Ailem Güvende operasyonu kapsamında Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği, CETAD’ın sosyal medya hesaplarına da erişim engeli getirildi. CETAD, kuruluş amacı isminden de anlaşılacağı gibi cinsel sağlık ve cinsel tedaviler alanında faaliyet gösteren bir dernek. Üyeleri bu alanda çalışan psikiyatrist, psikolog ve diğer sağlıkçılardan oluşuyor.
Farklı disiplinlerden gelen hepi topu bir avuç insan. Yaklaşık otuz yıl önce kurulmuş. Kurulduğu günden bu yana eğitimler veriyor, toplantılar, kongreler düzenliyor.
Bu son operasyona kadar CETAD adını hekimlerden, sağlıkçılardan başka kimse de bilmezdi. Siz hiç CETAD’ın sosyal medya hesaplarının yönlendirmesiyle eşcinselliği seçen kimse duydunuz mu hayatta? *** CETAD yetmemiş, 7 bin 138 üyesi olan Türkiye Psikiyatri Derneği, TPD’nin X hesabına da erişim engeli getirilmesi istenmiş.
Dernek tüzüğünde amaç ve görevi esas olarak birey ve toplum ruh sağlığını korumak ve geliştirmek, mesleğin bilimsel ve etik ilkeler çerçevesinde hak ve sorumluluklarını gözetmek, alanında çalışan hekim ve ruh sağlığı profesyonellerine eğitim vermek olarak tanımlanan TPD’nin suçu neymiş? Eşcinsellik de dahil olmak üzere cinsellikle ilgili konuları psikiyatristler konuşmayacak, yazmayacak, tartışmayacak da mahalle muhtarları mı konuşacak? TPD’nin eşcinselliği teşvik eden tek bir sosyal medya mesajı mı var?
Zaten yıllardır ısrarla “Cinsel yönelimin bir hastalık olmadığı güncel tıp biliminin ortak bilgisi olup, eğitim-telkin- özendirme vb yöntemlerle ‘değiştirilebilecek’ veya ‘aşılanabilecek’ bir durum olmadığı bilinmektedir.” diyen bir derneğin böyle bir şey yapabilmesi mümkün mü? *** CETAD’a ve TPD’ye yönelik yasakçı tutumlar toplumsal desteğini iyiden iyiye kaybetmiş, yıllardır övündüğü milli irade sözünü bile artık ağzına alamayan iktidarın geldiği yeri göstermesi bakımından ibretlik bir durum. Nazi Almanyası gibi.
Not: Yazı hazırlandığında TPD’nin X hesabına erişim yasağı getirilmesi talebiyle ilgili henüz bir karar verilmemişti.