08 October 2026, Thursday
Gündem

Mersin'de sandığın iradesine dokundunuz...

Mersin’de sandığın iradesine dokundunuz... İşte şimdi yenildiniz!  Mersin’de yaşananlar sıradan bir belediye soruşturması olarak görülemez... Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah...

Mersin’de sandığın iradesine dokundunuz... İşte şimdi yenildiniz!  Mersin’de yaşananlar sıradan bir belediye soruşturması olarak görülemez... Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer’in tutuklanması, Silifke Belediye Başkanı Mustafa Turgut’un aylardır cezaevinde yatması sadece Mersin’de değil tüm Türkiye’de büyük infial yarattı. “AKP’ye artık yeter!” diyenlerin sayısı milyonları aştı. ∗∗∗ İlçe Belediye Başkanların yanı sıra Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkanı olan Vahap Seçer’in sabaha karşı evlerinden alınıp Emniyete götürülürken gördükleri kötü muamele, evdeki kadınların gece giysili resimlerinin çekilerek, kişilerin rızası olmadan, kem gözlere servis edilmesi, iktidarın yandaş olmayanların özel yaşamını korunmadığının son örneği oldu.

Bu durum, iktidarın devlet ahlakını yok ettiği, anayasal güvencede olan kişisel haklardan hızla uzaklaştığı gösterdi. Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç’a göre Ankara’yı parsel parsel satan ve Almanya’ya milyon avrolar aktaran Melih Gökçek, kendisi ve  ailesi adına ifade gelirken ağzında sakız, elleri cepte saygı yoksunu bir haldeyken, Vahap Seçer ve başkanların polislerin kollarında adliye binasına girmeleri başkanların değil, halk indinde iktidarın saygınlığını yitirmesine neden oldu. Bir yanda milyon avroları çöpe atan ve hakkında onlarca yolsuzluk ve usulsüzlük dosyası olan İ.

Melih Gökçek, diğer yanda Mersin’e hizmet etmek için çırpınan Seçer, Özyiğit, Tuncer ve Turgut! Yargıya saygı duymayanla halka hizmet edenin farkını, tabii ki ilk seçimde yurttaşlar belirleyecekler. ∗∗∗ Sonuçta yurttaşın, “devlete olan güveni silindi,” iktidarın “teoratik otokrasinin” yönetiminde tüm hak ve özgürlüklerini yitireceğini bir daha gördü ve bu anlayışla çağdaş ve laik demokrasinin kurulamayacağına kesin karar verdi.

Şu gerçek artık görülmeli. “İktidar kendinden olmayanlara düşman hukuku” uyguluyor. Haklı olarak yurttaşlarımız da bu uygulamaya tepki gösteriyor.

AKP’ye karşı daha da hırslanıyor. Milyonlarca kişi tarafından seçilmiş belediye Başkanlarına gösterilen nezaketsizlik, iktidarın uyguladığı düşman hukukunun vahim sonucudur.****Seçilmiş kişilere yapılmaması gereken kötü muamele   Mersin’de haklı olarak şu soruyu gündeme getirdi: “Siyasal İslamcılar için Seçmenin sandıkta verdiği oyların sınırları nereye kadar olmalıdır?” Çünkü Mersinli bu belediye başkanlarını tesadüfen seçmedi. 31 Mart 2024’te Vahap Seçer yüzde 59,52 oy aldı.

Abdullah Özyiğit Yenişehir’de yüzde 62,26 oyla seçildi. Ahmet Serkan Tuncer Mezitli’de yüzde 63,30 oyla kazandı. Aylardır tutuklu olan ve yargılanmayı bekleyen Silifke Belediye Başkanı Op.DR Mustafa Turgut ise yüzde 56,61 oy alarak Belediye Başkanı oldu.

Görüldüğü gibi Mersinliler Başkanlarını açık farkla seçtiler.  ∗∗∗ Kentlerinde sonsuz güven duyulan ve hemşerilerinin verdikleri siyasi kararı yok sayan ve kendi lehine döndürmeye çalışan “aklın, ne menem bir akıl” olduğunu geçmişte Ekrem İmamoğlu seçimlerinde oynanan oyunları düşünerek değerlendirmek gerekir. Hani bir zarf içinde, 3 geçerli 1 geçersiz oy olduğuna karar veren akıl gibi. Şimdi Mersinlinin karşısında şu soru duruyor; “Benim verdiğim oyun hükmü seçim gecesi mi bitti?” Hayır!

Seçmenin oyu yalnızca bir belediye başkanını seçmez. Yurttaş, aynı zamanda “kendi iradesine sahip çıkar.” Elbette belediyelerde yolsuzluk varsa soruşturulmalıdır! Kamu zararı varsa hesabı sorulmalıdır.

Kim suç işlemişse, kim olduğuna bakılmadan yargılanmalıdır. Ama bunun yolu da bellidir: “Delil, hukuk, bağımsız yargı ve adil yargılama...” Bu devirde “Masumiyet Karinesini” unutan ve anayasal iktidarını terk edenlerin verdikleri karalar ne denli geçerlidir. Mersinli bunu bilir... ****Tam da bu nedenle, Mersinlinin seçtiği belediye başkanlarına yönelik adli süreçleri yakından takip etmesi ve “Bu süreç adil mi?” diye sorması son derece doğaldır.

Çünkü mesele artık yalnızca Seçer, Özyiğit, Tuncer yada Turgut değildir. “Mesele Mersinlinin oyudur!. Mersinlinin iradesidir!.

 Mersinlinin seçme hakkıdır. Mersinli” topal ördek” konumundaki İktidara şunu soracaktır; “Başkanları sandıkta açık farkla ben seçtim. Şimdi benim seçtiğimin kaderini sen mi belirleyeceksin?” Hangi hakla benim irademe karışıyorsun?

Nerede demokrasi? Nerede Hukuk Devleti? Ve nerede Hak ve özgürlükler? İşte iktidarın dikkatli olması gereken yer burasıdır.

Çünkü seçmeni küçümsemek, seçmenin hafızasını küçümsemektir! Belediye başkanlarını soruşturabilirsiniz. Ama seçmenin iradesini soruşturamazsınız” Bir belediye başkanını görevinden uzaklaştırabilirsiniz. Ama seçmenin sandıkta verdiği kararı silemezsiniz.

∗∗∗ Mersinli kendi kararının arkasında duracaktır. Duruşunu önce demokratik hak ve yolla belli edecektir. Ve seçim günü geldiğinde bugün yaşadıklarını hatırlayacaktır.

Hukukun nasıl uygulandığını, kendisine nasıl davranıldığını, iradesinin nasıl silindiğini hatırlayacak ve oyunu kullanacaktır. Bilinmeli ki bütün bunlar sandığın hafızasına bugünden yazılmıştır. İktidarın Mersin konusunda yapması gereken çok basit: “Eğer ortada suç varsa, “tarafsız ve bağımsız “hukuk gereğini yapar.

Mersinli belediye başkanını sandıkta seçmiştir... “Sandıkta değiştirmeye de yine Mersinli karar verecektir.” Son söz; Mersinlinin  safı yıllardır bellidir. Atatürk’ün yolundadır ve “Laik demokratik sosyal hukuk devletini” özümsemiştir.” Hiçbir güç,  Mersinliyi bu yoldan geri döndüremez!!  

İlgili Haberler