17 October 2026, Saturday
Ekonomi

Medya taş devrine döndürülürse?

İktidar freni boşalmış bir kamyon gibi kendi sesi olmayan medyanın üzerine gidiyor. Yalnızca medyanın mı? Kendini alkışlamayan, sorgulayan herkesin üzerine. Fon skandalının ardından adeta bir “sath-ı mail”in sonlarına...

İktidar freni boşalmış bir kamyon gibi kendi sesi olmayan medyanın üzerine gidiyor. Yalnızca medyanın mı? Kendini alkışlamayan, sorgulayan herkesin üzerine.

Fon skandalının ardından adeta bir “sath-ı mail”in sonlarına yaklaşır gibi de hızlandı. Son bir ayda pek çok gazeteci hakkında soruşturmalar açıldı, gözaltılar oldu, Bahadır Özgür doğrudan Murat Ağırel ev hapsinden gözaltına alındı, en fazla izlenenlerden T24 dahil haber siteleri yasaklandı, Tele1’in ardından ülkenin en fazla izlenen haber kanalı Halk TV kapatıldı, binlerce sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi. Kör parmağım kör gözüne der gibi, kayyım atanan Habertürk yayınına devam ederken, etkin muhalefet sesi Halk TV susturuldu… “Tarih tekerrür eder, ders alınsaydı tekerrür mü ederdi?” sözü yalnızca iktidar peşindeki muhalifler için değil, iktidarlar için de geçerli.

Freni boşalmış kamyon yokuş aşağı giderken önüne geleni ezmekle kalmaz, kendisi de pert olarak durur! Medya ve gazetecilerin bu denli baskı altına alınması, her aykırı sesin susturulması gücün zirvesinin değil, zirveden aşağı düşüşün işaretleridir. Fon skandalıyla birlikte en az 3-5 puan destek yitirdiğini gören iktidar da bunun farkında, ama fren şansı yok; böyle gidecek!

Bir iktidar neden bağımsız medya ve gazeteciliği yok etmek ister? 1- Toplumu kaybettiğini görür, toplum da gözünü ve kulağını kaybetsin ister. 2- Öyle akıl almaz şeyler yaşanmaktadır ki, vatandaşlar gerçeklik duygusunu kaybetsin ister.

3- Tehdit olmaya başlayan siyasal muhalefetin görünürlüğünü yok etmek ister. 4- Korku ve yalnızlaşma hissiyle insanların siyasetten çekilmesini ister. 5- Hatalar, zaaflar, yolsuzluklar bilinmesin ister.

Peki, istedikleri olur mu? Tarihten ders aldıysanız veya antik felsefeden modern fiziğe uzanan “doğa boşluk kabul etmez” anlayışını kabul etmişseniz, “bilgi boşluğu” kalmayacağını da bilirsiniz. İletişim teknolojisinin sınır tanımaz olanaklarının tümünü yok edip medya alanını taş devrine bile döndürseniz, bir yerlerde bir ateş yakılır ve mesajlar dumanla da olsa taşınır!

Medya ve gazetecilik denetiminden “kurtulan” iktidarların “bilgiyi kontrol ederek” mutlak güç sahibi oldukları hissini yaşamaları sonsuz değildir, uzun da sürmez. Sadece duymak istediklerini duyup görmek istediklerini görmeye başlayan, toplumsal rıza üretme kapasitesini yitiren iktidarlar artık “yönetemezlik”leriyle yüzleşmek zorunda kalırlar. İktidarların susturmak istediği gazeteciler daha fazla görünürlük kazanır; kapatılan medya kuruluşları direniş sembollerine dönüşür; tüm kanalların tıkandığı sanılan zamanlarda bile mutlaka bir kanal bulunur.

Ateş yanar, mesajlar duman olur uçar! Kurama itibar etmeyenler, söyledikleri gibi tarihe meraklıysalar orada da bunun pek çok örneğini görürler. Yugoslavya’nın dağılışını baştan sona yerinde izleyen birkaç yabancı gazeteciden biriydim.

1999-2000 yıllarında, Miloşeviç de güç zehirlenmesinin zirvesindeyken, bir radyo, Radyo B92, ülkenin en etkili muhalif haber kaynağı olmuştu. Kapatıldı, yöneticisi Veran Matiç gözaltına alındı. Ekim 2000’de Miloşeviç gitmiş ama özgürlükçü bir simge hâline gelen Radyo B92 geri dönmüştü.

Onun da sonu geldi, ancak baskılarla değil. Eleştirel düşünceden uzaklaşıp ticari bir yapıya büründü, bağımsız niteliğini yitirdi, demokratik misyonunu yitirdikçe destek kaybetti ve 10 Temmuz 2015’te haber servisi kapandı. Farklı ülkelerden böyle onlarca örnek sayabilirim.

Hepsinden süzülüp çıkan sonuç şudur: • Baskı gören medya ve gazeteci direniş sembollerine dönüşür. • Bilgi mutlaka alternatif kanallar bulur. • Siyasal bir geri tepme yaşanır ve medyaya baskı daha geniş bir toplumsal hareketliliği besleyerek iktidarın siyasal maliyetini artırır.

Medya taş devrine döndürüldüğünde olacak olan budur!

İlgili Haberler