Ekonomi

Madenci Nobel ödüllü iktisatçıdan önde

Öncelikle yazı başlığına açıklık getireyim. Madenci; nicedir Ankara’yı yol belleyen ve bu suretle işçiler başta olmak üzere hakları gasp edilen halkımıza Bağımsız Maden-İş Sendikası flamasıyla istikamet gösteren...

1 okuma

Öncelikle yazı başlığına açıklık getireyim. Madenci; nicedir Ankara’yı yol belleyen ve bu suretle işçiler başta olmak üzere hakları gasp edilen halkımıza Bağımsız Maden-İş Sendikası flamasıyla istikamet gösteren faildir. Nobel ödüllü iktisatçı da yabancımız değildir, Profesör Daron Acemoğlu, dünya üniversiteler sıralamasında ya birinci ya da ikinci sırada yer alan ABD’deki bir üniversitede son derece itibarlı bir pozisyonda çalışmalarını sürdürmektedir.

  Madencilerimizin her daim, Acemoğlu’nun ise şu sıralar başı sermaye sınıfı ile derttedir. Bu yazının iddiası şudur; sermayenin günümüzdeki karakterini ve gelişim eğilimini kavramak bakımından bizim Madencinin sezgisi, Profesör Acemoğlu’nun tezlerinin açık ara önündedir. Açayım.  ‘KÖLE İSEK ÇIKAR YASASINI’ Ankara’ya, ülkenin siyasi merkezine yönelen Madenci, işverenle bağıtladığı sözleşmede iyileştirme talebiyle çıkmıyor yola, kendisine fiilen angaryayı dayatan sermaye düzenini hedef tahtasına yatırarak geliyor.

“Madem angarya uygulanıyor bu ülkede” diyor, “o halde çıkartın bir yasa, siz yurttaş değil kölesiniz, deyin, biz de bilelim, halimiz nicedir”.   Her eyleminde eylemdeki işçinin iradesini esas alan Bağımsız Maden-İş sendikası ve onun devrimci işçi önderleri fiili durumun politik içeriğini ülkeyi yönetenlerin suratına suratına vuruyorlar. Madenci en son 17 gün sürdürdüğü direnişinde de bağlayıcılığı olan bir sözleşme ilişkisi varmış gibi davranmadı.

  Sözleşme ilişkisi, iyi bilindiği gibi, kapitalist piyasa ekonomisinin ve toplum düzeninin üzerinde yükseldiği temel akstır. Bu bakımdan “Köle isek yasasını çıkar” sözü, laf-ü güzaf değildir. Ülkedeki yaygın emek rejiminin karakterini görünür kılmaktadır.

Özgür iradeleriyle bağıtlandığı varsayılan bireysel ya da kolektif sözleşmelerin fiilen hükümsüz kılındığı zamanlardayız. Sermaye sahibi için işçi; karının, rekabetinin ve tabi ki sefahatinin önceliklerine tabi herhangi bir üretim girdisidir. Bu düzeydeki bir tabiiyet ilişkisinde sermaye sahibinin işçisine tebaa muamelesi yapması, istisna olmaktan çıkmıştır, memleketin dört bir yanından angarya feryatları yükselmektedir.

  YENİ-NESİL FAŞİZM Dolayısıyla “ya köleliği resmileştirin ya hakkımızı verin” derken Madenci çağlar öncesinde kalmış bir fenalığa göndermede bulunarak mübalağa yapıyor değildir. Emeğin köleyi andırır istihdamı, sermayenin günümüzdeki ve gelecekteki yöneliminin asli bileşenidir. Bu saptamayı “daha neler” diyerek okuyacak arkadaşlara özellikle Silikon Vadisi üst düzey yöneticileri ve bilişim teknolojileri sahibi multi-milyarderler arasında etkinliğini giderek arttıran, üstelik Trumpizm ve Project etkileşimi ile uygulama alanı da bulan yeni-nesil faşist ideolojiye yakından bakmalarını öneririm.

  “Karanlık Aydınlanma” (The Dark Enlightenment) adını taşıyan bu yeni-reaksiyoner akım, öylesine büyük bir ihtirasa sahip ki liberal ve sosyalist/komünist siyasal sistemlere alternatif sunmakla yetinmiyorlar, bir Çağ kapatıp, bir Çağ açmak arzusundalar. “Güç özgür iradeye” mottosuyla açılan Aydınlanmacı kapıyı ve o kapıdan giren halk sınıflarının tarihsel kazanımlarını tümüyle hükümsüz kılmak istiyorlar. Mülk sahibi olmayan geniş halk sınıflarına hem hukuk önünde eşitlik hem de1848 Devrimlerinde somutlaştığı gibi yönetici sınıf olma imkanı sunan 2 asırlık bir devri, bir daha açılmamak üzere kapatacaklarını ilan ediyorlar.

Mülk fetişizmleri öyle bir seviyede ki “sahibi olmayan her şey çürür, insan dahil” diye yazabiliyorlar.   İSTİHDAMDA KÖLE İŞSİZLİKTE ATIK-NÜFUS İşçi sınıfı, uluslararası planda da istihdam olanaklarını, istihdamda güvenceyi, kolektif iradesinin temsili örgüve onların pazarlık güçlerini kaybetmektedir. İstihdam edilmekle yedek sanayi ordusuna yazılmak iç içe geçmiş bir işgücü piyasası deneyimi haline gelmiştir.

Bu olgunun politik iması önemsenmelidir; emek verimliliğini olağanüstü düzeyde artıran jenerik teknolojiler ile güvencesizleşen istihdamın bir aradaki gelişimi, mülksüz yığınları yedek sanayi ordusu erleri konumuna değil, “yeni nesil atık-nüfus” konumuna sürüklemektedir. İstihdam edildiğinde kapitalist işletme gereklerine tabi saf bir meta, ya da Türkçesi, bildiğin marabasın; istihdam dışına düştüğünde ise potansiyel atık-nüfus üyesisin. Kadere bak sen!

  ‘İŞÇİ SINIFI LİBERALİZMİ’ Bu ara başlık Nobel İktisat ödülü sahibi Daron Acemoğlu’nun yeni kitabındaki politika önerisini ifade ediyor. Acemoğlu’na göre, robot teknolojisi ve özellikle yapay zekâ, tamamen teknoloji tekellerinin kontrolünde bırakılırsa, birçok iş kaybolacak ve böylece eşitsizlik çok daha derinleşecektir; bu ise liberal demokrasinin toplumsal sözleşmesinin kalıcı olarak bozulması demektir. “Piyasa serbestisi” fetişisti olmayan her liberal iktisatçı gibi, Acemoğlu da demokrasi tarihinde işçi sınıfının kalıcı katkılarının farkındadır.

Temel tezi şöyle ifade edilebilir: Teknoloji tekellerine ve onların icra heyeti mahiyetinde otokrat devlet idarelerine karşı demokrasinin güçlendirilerek yaşatılması ancak işçi sınıfını güçve politik topluma yeniden dahil mümkündür.   Acemoğlu konumundaki bir akademisyenin jenerik teknoloji devlerinin hedefi olmaktan çekinmiyor oluşu, takdire şayandır. O halde neden bizim Madenciyi Acemoğlu’nun önünde gördüm?

Acemoğlu 19. Yüzyıl ütopyacı sosyalistlerini fazlasıyla anımsatıyor, oysa bizim Madenci gerçekçi çözümü gösteriyor. Bu satırlar yazılırken tutuklulukları devam eden Bağımsız Maden İş Sendika Genel Başkanı Gökay Çakır ile örgütlenme uzmanı Başaran Aksu başta olmak üzere, eylemci her bir işçi kendilerine uzatılan mikrofonlara, “özelleştirme ile verilen işletmeler yeniden kamulaştırılsın, bize verilsin, üretenler yönetsin” dediler.

Robot ve yapay zeka emek verimliliğini, çoğu zaman canlı emeğe gerek kalmayacak düzeyde arttırıyor; bu etkinin işsizlik değil de kısa çalışma saati ve uzun boş zaman yaratmasının önündeki engel ne? Madencimiz buna yanıt veriyor, umarım Acemoğlu da yanıt verir. 

İlgili Haberler