Entelektüellerin herhangi bir barış süreci karşısındaki görevinin sadece “destek vermek” olduğu nereden çıkıyor? Bir anlığına düşünelim mesela. Türkiye çok daha demokratik bir ülke olsaydı, süreç çok daha şeffaf ve katılımcı yürütülseydi bile entelektüelin işlevi herhangi bir siyasal sürecin tasdik memurluğunu yapmak olmazdı.
Tam tersine, iyi giden bir süreçte dahi eğer varsa rahatsız edici soruları sormaya, çelişkileri ve muhtemel sonuçları görünür kılmaya devam etmesi gerekirdi.