Karaman’da Beni Ne Yönetiyor?
Ekonomi

Karaman’da Beni Ne Yönetiyor?

Sokakları dolduran sigara izmaritlerinden yola çıktım; kendimi, ailemi ve bağımlılığın hayatımızdaki farklı yüzlerini düşündüm. Çünkü bazen mesele sigara değil, hayatımızın direksiyonunu neyin tuttuğu. Bir dönem sigara...

6 okuma

Sokakları dolduran sigara izmaritlerinden yola çıktım; kendimi, ailemi ve bağımlılığın hayatımızdaki farklı yüzlerini düşündüm. Çünkü bazen mesele sigara değil, hayatımızın direksiyonunu neyin tuttuğu. Bir dönem sigara içtim.

Ailemde bağımlılığın ağır sonuçlarını gördüm. Ben de insana, acıya, melankoliye, çaya ve çekirdeğe kadar uzanan kendi tutunmalarımı fark ettim. Şimdi soruyu hep birlikte soruyorum: Bizi gerçekten ne yönetiyor?

Geçen hafta yazmıştım. Sokaklarda sakızdan çok sigara izmariti var.Çöp kutusunun yanı başında söndürülüp yere bırakılanlar...Dükkânın önünde içilip işine geri dönerken atılanlar...Yedi-sekiz kişinin sohbet ettiği bir dükkân önünden geçerken caddeye doğru fırlatılanlar...Üstelik bütün bunlar olurken “neden?” diye sorduğumda bir de cümleler duyuyorum:“Abla, söndürdüm ya.”“Bittiiii.”“Aaa! Ben mi atmışım?” Hepsine aynı soruyu sordum: “Biz sizin attığınız izmaritleri toplamak zorunda mıyız?” İnsan bazen yere bakınca sigara içenlerle içmeyenlerin sayısal farkını bile görebiliyor.

Hatta abartmıyorum kaç kadın erkek ayrımı bile yapabilirim. Rujlu olanlar kadınların. Ama ben artık izmarite yalnızca çöp olarak bakmıyorum.

Bir davranışın sonuna bakıyorum. Çünkü sigara bitiyor. İzmarit attığın yerde yüzyıl kalıyor.

Kural şu; “Cebine koyamayacağın şeyi sokağa atma!” Otomatikleşmiş davranışa dönüşmüş sokağa atılan o izmarit bize, insanın kendi davranışının sonucuyla kurduğu ilişki hakkında bir şey söylüyor: Asıl mesele izmarit değil. Peki insan, bile bile neden kendisine zarar veren bir şeyi sürdürür?İşte burada sigaradan daha büyük bir mesele çıkıyor karşımıza: Bağımlılık. Nikotin dengesinin bozulması beynin ödül sistemini etkiliyor.

Düzenli kullanımda beyin nikotine uyum sağlıyor; bırakıldığında yoğun istek ve yoksunluk belirtileri ortaya çıkabiliyor. Yani “İçiyorsan bırak” demek, meselenin tamamını anlatmıyor. Ama bağımlılık yalnızca sigara da değil.

Bazen alkol, madde, kumar, gereksiz alışveriş, telefon, sosyal medya, yemek, aşırı cinsel arzu, bir insana bağımlılık, kontrolsüz öfke, süresi Uzamıiş yas, geçmişe takılma, acıya bağımlılık... İnsan, kendisine iyi gelmediğini bildiği halde bir şeye tekrar tekrar dönüyorsa, orada biraz durup bakmak gerekiyor. Ben de bu meselenin dışından konuşmuyorumAilemde alkol bağımlılığı vardı.

Babam 48, ağabeyim 42 yaşında hayatını kaybetti.Bu yüzden bağımlılık benim için yalnızca kitaplarda okunan bir konu değil. Hayatın içinden bildiğim bir şey.Ama “Benim bağımlılık genim var” deyip işin içinden de çıkmıyorum.Bilim bize tek bir “bağımlılık geni” olmadığını; genetik yatkınlığın, çevrenin, öğrenilmiş davranışların ve yaşam deneyimlerinin birlikte rol oynayabildiğini söylüyor. Benim yaptığım ise yıllardır kendimi gözlemek.

Ergenlikte sigarayı merak edip, içtim. Liseyi yatılı okulda okudum. Sigara içecek tek yer tuvaletti, tercih etmedim ve sigara bağımlısı olmadım.

Ama başka yerlere baktığımda kendimi yakaladım. Bir dönem insana, uzun zaman acıya bağımlı oldum. Melankolik bir tiptim anlayacağınız.

Çekirdek ve çikolata da hikâyemin en masum görünen tarafları.Bugün mü?Çay ve çekirdek devam ediyoruz…Evet, itiraf ediyorum.Ben de bağımlılığın insanın hayatında kılık değiştirebildiğini yaşayarak öğrendim. Belki de bu yüzden bu konuya önem veriyorum. Çünkü bağımlılık her zaman “Ben bağımlıyım” diye gelmiyor.

Bazen “Ben böyleyim” diye geliyor. İnsan ise “Onsuz yapamam.”, sigara ise “Bir tane daha” içki ise “Bu son kez”. En çok da “Bunu bırakmaya hazır değilim” sözünü duyarız bağımlılıkta.

Yıllar önce İstanbul'a gelen BODY WORLDS sergisini gezmiş. Sergiyle ilgili basın toplantısına da katılmıştım. Orada anlatılan bir hikâye hâlâ aklımda.

42 yaşında, kanser hastası bir gazetecinin hikayesiydi. Ölümünden sonra bedeninin nasıl sergileneceğini uzmanlarla birlikte çalışmışlar. Pozunu tasarlamışlar, çizimler yapılmış.

Sonunda şahlanmış bir atın üzerinde, bir elinde kalbi, diğer elinde beyni olan bir beden ortaya çıkmış. Sergi ile dünyayı dolaşıyordu. Çok görkemli bir sunumdu.İnsan bedeninin nasıl bir hikâye taşıdığını gösteren başka örnekler de vardı.

Tai Chi yapan ceset, satranç oynayan, resim yapan... Hareket eden, üreten, düşünen, koşan ölmüş bedenler...Ben o zaman size tuhaf gelebilir ama şöyle düşünmüştüm. Bende mi bedenimi bağışlasaydım, bilim için?

“Ne güzel. Ölsen bile dünyayı geziyorsun.”Bugün o sergiyi hatırladığımda aklıma başka bir soru geliyor:Biz yaşarken bedenimize ne anlatıyoruz? Bağımlılığa bütüncül bakmak nasıl olurdu.

Ben hemşirelik mezunuyum. Hipnoterapistim. Beyin Dili Programı (NLP) ve Duygusal Özgürleştirme uzmanıyım.

2000 yılından bu yana yayınladığım 3. GÖZ dergisi ile bütüncül sağlık yaklaşımları üzerine çalışıyor, araştırıyor, eğitim alıyor- veriyor, bireysel seans uyguluyor ve bana göre ilginç gelen hikayeleri, konuları yazıyorum. 3.

GÖZ dergisini de bu arayışlarım yüzünden 2000 yılında çıkarmaya başladım. Dolayısıyla bağımlılık meselesine yalnızca “sigarayı bırak” cümlesiyle bakmıyorum. Beden, zihin, ruh üçlemesi var hizalanması gereken; beyin var, duygu, düşünce, davranışlar var.

Hepsinin yaptığı alışkanlıklar var. Ve insanın bütün bunlarla kurduğu ilişki var. Bir davranışı değiştirmek istiyorsak önce o davranışın hayatımızda ne işe yaradığını anlamamız gerekiyor.Örneğin; sigara içmek hayatımızda neyi karşılıyor?Ne zaman aranıyor?Hangi duygunun ardından geliyor?Hangi düşünce onu tetikliyor?Bırakmaya niyet edildiğinde insanı yeniden sigaraya götüren şey ne?Bunlar konuşulmadan, sebep sonuç ilişkisi anlaşılmadan “İradeni kullan” demek bana biraz kolaycılık geliyor.

Zaten bağımlı kişi de kullanmıyor. Şimdi bunu birlikte çalışacağızBu nedenle LANDA'da yeni bir çalışma başlatıyoruz: İlk durağımız sigara.Çünkü sokaklarda en görünür olan o. Çok dikkat çekici bir sorun olmaya başladı.

Tekrar ediyorum; asıl meselemiz sigara değil. Bağımlılık.Bu çalışmanın ilk adımını herkes için açık, ücretsiz bir tanışma ve bilgilendirme akşamıyla atacağız.O akşam önce tanışacağız.Bağımlılığı konuşacağız.Mesela nikotin beynimizde ne yapıyor?Alışkanlıkla bağımlılık arasındaki fark nedir?İnsan neden bırakmak istediği halde o şeyi bırakamıyor?Kendi bağımlılık döngümüzü nasıl fark ederiz?Ve değişim nereden başlar?Bunlara bakacağız. Sonrasında gerçekten sigarayı bırakmak isteyenlerle bireysel çalışmalar başlayacak.

Hipnoterapi, NLP ve EFT'yi vb. tüm kişinin kendi farkındalığını ve değişim sürecini desteklemek amacıyla kullanacağız. Gerektiğinde tıbbi değerlendirme ve bağımlılık alanındaki sağlık profesyonellerinin desteğinin de sürecin önemli bir parçası olduğunu özellikle vurgulamak isterim.

Onlarla da iş birliğimiz olacak. Çünkü biz kimseye “Ben seni iyileştiririm” demiyoruz. Çünkü hangi konu olursa olsun iyileşme, kişinin kendi seçimidir.

Özgür iradeye karışmayız. Ben senin sadece değişim sürecine eşlik edebilirim. Neden bu işi yapıyorum?

Diye bir soru geliyorsa aklınıza;Bir:İnsanlarla bu konuda çalışıp emeğimin karşılığını kazanmak için.İki:Sigara kartelleriyle rekabet ?Üç:Şehrin temizliğine gerçekten katkı vermek için.Ama dördüncüsü en önemlisi:Bağımlılığın insan hayatından ne kadar çok şey çalabildiğini bildiğim için.Babam 48 yaşındaydı.Ağabeyim 42.Hayatın ne kadar kısa olabileceğini teorik olarak değil, çok yakından biliyorum.O yüzden kimseye “Bırak artık şu sigarayı, içkiyi, şunu bunu” demek istemiyorum.Şunu sormak istiyorum:Hayatının direksiyonunda gerçekten sen mi varsın?;Belki de ilk soru bu. Belki bir insan o akşam LANDA'ya gelecek.Sigarasını bırakmaya henüz karar vermemiş olacak.Belki sadece nasıl olduğunu merak edecek.Belki “Benim bağımlılığım sigara değil” diyecek.Belki de ilk kez kendine dürüstçe bakacak.İşte bu bize yeter.Çünkü farkındalık bazen büyük bir karar değildir.Bazen küçücük bir soruyla başlar:“Ben bunu neden yapıyorum?”Ardından bir başka soru gelir:“Bunu değiştirmek istiyor muyum?”Ve üçüncüsü:“Değiştirmek için ilk adımı atmaya hazır mıyım?” Ben o ilk adımı atmak isteyenlere rehberlik yapmaya hazırım.Hem cebimiz için...Hem ciğerlerimiz için...Hem yaşadığımız şehrin temizliği için...Ama en çok da kendi hayatımızı yeniden kendimizin yönetebilmesi için. BAĞIMLILIKLARI KONUŞUYORUZ İlk konumuz: SİGARAYer: Tarih: 26 Eylül Cumartesi - Saat: 14.30- 16.30 / 1 Ekim Perşembe -Saat: 19.30- 21.30Katılım Payı: Ücretsiz Gerçekten sigarayı bırakmak isteyenlerle, bilgilendirme akşamının ardından bireysel çalışmalar başlayacaktır.Belki de mesele sigarayı bırakmaktan önce şunu fark etmektir:İnsan neye bağımlı olduğunu değil, neyin kendisini yönettiğini gördüğünde değişmeye başlar.

#LANDA #Bağımlılık #SigarayıBırakmak #Farkındalık #Hipnoterapi #NLP #EFT #BireyselÇalışma #Karaman #TemizKaraman #KendineDön #3Göz #YerelDeğerOrtakGelecek

İlgili Haberler