Bir kamyon şoförü, yol ortasında aracını durdurmak zorunda kaldı; yola devam edecek hali kalmamıştı. "Gözlerim karardı" diyor o anı anlatırken. Yaşadığı bir anksiyete kriziydi.
İspanya'da üç yıldır kamyon kullanan Ainoa Blasco, bu deneyimini Rutas de Éxito adlı bir yayında paylaştı. Sektörün üzerinde pek durulmayan bir yanına işaret ediyor: "Psikolojik faktör bu sektörde kilit önemde ve ona önem verilmiyor." Direksiyon başında geçen uzun saatler, işin sadece görünen yüzü. Blasco'ya göre yük asıl bunun altında birikiyor.
Haftanın çoğunu evden uzakta, kamyonun içinde geçirmek beraberinde bir yalnızlık getiriyor. Büyük ve ağır bir aracı güvenle yolda tutmanın sorumluluğu var. Sıkı teslimat sürelerine yetişme baskısı, iş bittiğinde ise sıradan bir günlük düzen kuramamak ekleniyor.
Tek tek bakıldığında olağan görünen bu koşullar, üst üste geldiğinde çalışma şartları tartışılırken pek gündeme gelmeyen bir yıpranma yaratıyor. Blasco'nun yaşadığı tek seferlik bir an değildi. Direksiyon başında açığa çıkan sıkıntı, zamanla mesai bittikten sonra da peşini bırakmadı.
O günleri anlatırken kullandığı sözler yalın: "Sadece ağlamak istiyordum." Anlattıkları kişisel bir deneyim, genellenebilir bir tanı değil. Sonunda yardım aldı ve bir ilaç tedavisi gördü; asıl fark ettiği şeyse yaşadıklarının nedenleri üzerine düşünmesi, hiçbir şey olmamış gibi yola devam etmemesi gerektiğiydi. Blasco kamyon kullanmayı seviyor ve bu işi bilerek seçtiğini söylüyor.
Ama sevginin mesleğin sertliğini ortadan kaldırmadığını da vurguluyor. Onun anlattıkları, bir işi sevmenin tükenmişliğe karşı tek başına koruma sağlamadığını gösteriyor. Benzer belirtileri fark eden birinin bir uzmana danışması önemli.
Sektörün büyük sıkıntıları arasında uzun mesaileri, maaşları ve iş ile özel hayat arasında denge kurmanın zorluğunu da sayıyor. KADIN OLMANIN KENDİNE HAS ZORLUKLARI Blasco'nun bir kadın olarak karşılaştığı zorluklar da var. Yolda güvenle temizlenip yıkanabileceği alanlar bulmak çoğu zaman kolay değil.
Kendisini kamyon kullanırken görenlerin hâlâ şaşırdığını anlatıyor. Açıkça rahatsız edici durumlarla az karşılaştığını söylese de, sektörün ağırlıklı olarak erkeklerin alanı olmayı sürdürdüğünü kabul ediyor. Yine de talebi cinsiyet meselesinin ötesine geçiyor: ruhsal iyilik hali, her profesyonel sürücünün çalışma koşulları konuşulurken masada olmalı.
Trafik güvenliği gündeme geldiğinde çoğunlukla lastikler, takograflar, dinlenme süreleri ve araç bakımı konuşulur. Blasco'nun anlattıkları bu listeye seyrek giren bir başlığı öne çıkarıyor: direksiyonun arkasındaki insan. O insanın sınıra geldiğini zamanında görmek, herhangi bir mekanik bakım kadar önemli olabilir.
Sektörün bu çağrıyı çalışma koşulları gündemine alıp almayacağı ise şimdilik belirsiz.