İtalya’nın finans başkentinde sosyalizm yine gündemde
Jacopo CUSTODI İtalya’nın en zengin ama aynı zamanda yaşamın en pahalı olduğu şehri Milano’da, her 12 kişiden biri milyoner. Moda ve finans merkezi olan kent, zenginlere tanınan vergi muafiyetleriyle yabancı sermayeyi...
Jacopo CUSTODI İtalya’nın en zengin ama aynı zamanda yaşamın en pahalı olduğu şehri Milano’da, her 12 kişiden biri milyoner. Moda ve finans merkezi olan kent, zenginlere tanınan vergi muafiyetleriyle yabancı sermayeyi çekerken; kontrolden çıkan kiralar, konut fiyatları ve özelleştirilen sağlık sistemi nedeniyle çalışan kesimler kent dışına itiliyor. 2011’den bu yana şehri yöneten merkez sol yönetimler ise bu dönüşüme çanak tutmakla eleştiriliyor. 2027 baharında yapılacak belediye başkanlığı seçimleri öncesinde merkez sol ittifakıön seçim süreci yaklaşırken, sürpriz bir aday öne çıkıyor: 30 yaşındaki hukuk mezunu Lorenzo Pacini. SINIF SİYASETİ Pacini’nin "La Rivoluzione di Milano" (Milano Devrimi) başlıklı kampanyası, kentin tarihi sembolü olan ve sermayeyi temsil eden ejderhanışapkalı bir milyoneri yuttuğu logosuyla dikkat çekiyor.
Hedefini "belediye sosyalizmi" olarak tanımlayan Pacini; İtalyan merkez solunun onlarca yıl önce terk ettiği "işçi sınıfı", "sosyalizm" ve "sınıf mücadelesi" gibi kavramları yeniden siyasetin merkezine taşıyor. İtalyan sağının "faşist" olarak nitelenmesine karşı çıkarak İtalya Cumhuriyeti'nin antifaşist direniş üzerine kurulduğunu vurgulayan Pacini, sağ kanat medyadaki sert tartışmaları ve Başbakan Giorgia Meloni’nin hedef göstermelerini de arkasına alarak geniş bir kitleye ulaştı. Sosyal medyada yüz binlerce takipçiye ulaşan Pacini, yaz boyunca mahallelerde düzenlediği "anguriate" (karpuz partileri) etkinlikleriyle halkın sorunlarını dinledi, konut krizini ve zenginlerin vergilendirilmesini gündeme soktu. Ailesinin kültürel olarak zengin ancak maddi olarak mütevazı olduğunu söyleyen Pacini; üniversite yıllarında bulaşıkçılık ve pazarcılık yapmış. İlham kaynakları sorulduğunda üç isim sayıyor: Milano’nun 1914’te seçilen ilk Sosyalist Belediye Başkanı Emilio Caldara, İtalyan Komünist üyesi olan anneannesi ve 1930’larda Milano’da aşçı olarak yaşadığı bilinen anti-emperyalist lider Ho Chi Minh. ZORLU BİR ÖN SEÇİM İtalya genelinde Elly Schlein liderliğinde hafifçe sola kaysa da liberal establishment yapısını koruyan PD içinde Pacini marjinal kalmakla suçlanıyor.
Ancak Pacini, "sol bir partide asıl merkezci fikirleri savunanların yerinin olmadığını" vurguluyor. Ön seçimde Pacini’nin karşısında güçlü rakipler var. Merkez sol burjuvazinin ve medya dünyasının desteklediği gazeteci Mario Calabresi ile PD’nin bölge yöneticilerinden Pierfrancesco Majorino yarışın favorileri arasında gösteriliyor. Ağustos ayında yapılan anketlerde Pacini %7 civarında görünse de, arkasında parti aygıtı olmayan genç bir aday için bu oran önemli bir çıkış noktası olarak değerlendiriliyor. İtalyan basını Pacini’yi New York belediye başkanlığına aday olan Zohran Mamdani’ye benzetse de Pacini yurt dışı modellerini kopyalamak yerine İtalya’nın kendi tarihsel birikimine odaklanıyor.
Faşizm öncesinde Milano ve Bolonya gibi kentleri yöneten Sosyalistlerin ve savaş sonrasında onlarca yıl yerel yönetimlerde kooperatifler, kamusal kreşler ve şehir planlamasıyla model oluşturan Komünistlerin "belediye sosyalizmi" geleneğini hatırlatıyor. Yapılan son araştırmalara göre Milano halkının %95’i kentin yönetiliş tarzının değişmesi gerektiğini, %54’ü ise bu değişimin "radikal" olması gerektiğini düşünüyor. Derinleşen ekonomik kriz ortamında Pacini, sol siyasetin elit bir hobi olmadığını, halkın somut sorunlarına kamucu çözümler üreten tarihsel bir zorunluluk olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. jacobin.com'dan kısaltılarak çevrilmiştir



